10/10
·112 syf.··
Beğendi
·
2026 35. kitabı
·
8 saatte okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2026 12:37
Kitabın adını gördüğünüzde şöyle bir 10 saniye durup düşünüyorsunuz "Noluyor?" diye. Yıllardır Özkan Öze okuyan, kaleminin sıkı takipçisi, hayranı olan biriyim ve kendimde bu kitabın Özkan Öze için bir milat olduğunu söyleme hakkını görüyorum. Yılların birikimi, saatlerce masada dirsek çürütmenin karşılığı olarak varoluşunun karşılığını bu şekilde vermek bilgisinin ve yeteneğinin zekâtı olsa gerek sayın Özkan Öze'nin... Hâsılı kelam; gençlere namazın içini dışını, varlığını yokluğunu, olurunu olmazını anlatan, yeryüzünün sanatını ve sanatkârını kalplere işleyen bir kitap. Duam odur ki herkes okusun, düşünsün, istifade etsin. Vesselâm...
Varoluşsal Bir Eylem Olarak NamazÖzkan Öze · Uğurböceği Yayınları · 20263 okunma
Kara Kış Beyaz Düş
10/10
·400 syf.··
2026 46. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 02 Haziran 2026 16:10
Kara Kış Beyaz Düş Fatma Erdek Selam kitap dostlarım Bugün sizlere kalemini çok sevdiğim sevgili Fatma Erdek'in Kara Kış Beyaz Düş kitabıyla geldim. Yazarın eline emeğine sağlık her zaman yeri bende çok ayrı olacak , kalemine sağlık. Yıllar önce okuduğum bu kitap da benim için ruhuma işleyen bir baş yapıt . Aradan geçen zamandan sonra yeniden okuyunca ,bu kez hikâyenin acısını çok daha derinden hissettim. Eskiden Zeynep'e dönüp "Neden sustun?" diye sormak isterdim. Şimdi ise suskunluğunun ardındaki çaresizliği görüyorum. Çünkü bazen insan konuşsa da duyulmuyor, haykırsa da anlaşılmıyor. Özellikle de bir kadınsa... Babasının şehit düşmesiyle başlayan eksikliği, annesinin Selim'le yaptığı evlilikle bambaşka bir karanlığa dönüşür. Dışarıdan bakıldığında saygın, başarılı ve kusursuz görünen Selim'in gölgesi, Zeynep'in gençliğinin ve hayallerinin üzerine çöker. Onun hayatına bıraktığı izler sadece bir kalbi değil, bir ömrü yaralamaya yeter. Güven Yüzbaşı'nın hayatına girmesiyle Zeynep için umut ışığı doğsa da geçmiş, peşini bırakmıyor. Kara kışlar insanın ruhundan kolay kolay çıkmıyor çünkü... Fatma Erdek bu romanında sadece bir aşk hikâyesi anlatmıyor; suskunlukları, yarım kalan hayatları, kadınların görünmeyen mücadelelerini ve insan ruhunun en kırılgan yanlarını anlatıyor. Ve sonra Akgül... Onun hikâyesiyle karşılaştığımda içimdeki sızı daha da büyüdü. Zeynep için bu, adeta bir milat olur. Geçmişin acı yüzü onu derinden etkilerken, Akgül'ün yaşadıklarıyla kendi yaraları arasında bir bağ kurar. Belki de ilk kez, geçmişinin yükünü omuzlarından indirmeye ve küllerinden yeniden doğmaya cesaret eder. Akgül için verdiği mücadele, Zeynep'in yıllardır taşıdığı acılara bir sünger çekme çabasıdır. Çünkü bazen başkasının yarasını sararken, insan kendi yaralarını da iyileştirmeyi
1000Kitap
Kara Kış Beyaz DüşFatma Erdek · Ephesus Yayınları · 2026388 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Kaynayan Kazan Misali: İlişkilerdeki Bazı Taşmaların Sonu
10/10
·288 syf.··
2026 21. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 10 Mayıs 2026 05:04
Yakın çevre ilişkilerindeki tabiri caizse kazan kaynaması gibi gerilimler polisiye sahnelerinde kendilerine yer bulabilir mi? Nicholas Blake'in Kazan Kaynıyor isimli eseri bir fabrikada meydana gelen polisiye olayı ve ekseninde gelişen olayları ele almakta. Bu inceleme yazımda kitap içeriğine olabildiğince yüzeysel değineceğim (kitabın heyecanının kaçmaması için) ama yer yer spoiler bilgiler yer alabilir. Olay kurgusu çok güçlüydü. Katilin son ana kadar anlaşılamaması, karakter sayısının dengesi kurguyu başarılı kılan unsurlardan bazılarıydı. Karakter seçiminde üst ve alt kesimlere yer verilmesi ve sadece bir olayla kalınmaması kurgudaki gücü iliklerime kadar hissettirdi. Bunlarla birlikte kurgudaki başarı; eseri okurkenki her anda heyecan, merak seviyemi iyi seviyede tuttu. Delillerin bulunması (yüzük parçası, cesetten çıkan yapay damak gibi), tam her şey bitti derken son anda patlak veren yeni olayların (pek bilgi vermeyen komşununda sonradan cinayete kurban gitmesi gibi) olması eserin temposunu zirvede yaşamamı sağladı. Bu hisleri en çok maktulum sanılandan farklı bir kişi olduğunun anlaşıldığı anda hissettim çünkü bu durum romanı okurken her şeyi tepetaklak etti, adeta bir milat gibi olduğu kanısındayım. Bu kısımda yazara ayrı bir parantez açmak isterim. Polisiye eserlerde maktulun sanılandan farklı bir kişi çıkmasına pek rastlamadım şu ana kadar. Böyle bir kurgu benim çok hoşuma gitti. Ama aklıma acaba bir kısım okurlar “ya bu kadar sayfayı boşa mı okuduk” gibi düşünebilir ve bu doğrultuda eserden kopabilir mi? şeklinde bir risk belirdi. Yazar burada şahane bir iş çıkarmış bence çünkü benim bu kısımda kopmak yerine merakım katlandı. Eserin cevherinin burası olduğunu düşünmekteyim. Şüphelilerin ve maktulün her tür sosyoekonomik düzeyden olan
1000Kitap
Kazan KaynıyorNicholas Blake · Ayrıksı Kitap · 20252 okunma
Modern Bir Destanın Sonu: Ulysses’le Geçen 5 Ay
10/10
·750 syf.··
Beğendi
·
2026 55. kitabı
·
114 günde okudu
·
Okunma: 29 Mayıs 2026 16:02
Sonunda bitti. James Joyce’un devasa labirenti Ulysses’in kapağını kapatırken üzerimden hem büyük bir yük kalktı hem de içimi tarif edilemez bir edebi tatmin duygusu kapladı. İncelemeye başlamadan önce şuraya bir şerh düşmek istiyorum: Ben bu kitabı tam beş ayda sindire sindire, döne döne, her referansı deşe deşe okudum. Kimse kusura bakmasın ama Ulysses’i 10 günde okumak, dünyanın en zengin açık büfesinin önünden koşarak geçip sadece kokusunu almaktır. Joyce’un yıllarını verdiği o kelime oyunlarını, mitolojik göndermeleri, bilinç akışı tekniğinin dehasını 10 günde "anlayarak" bitirmek bana pek gerçekçi gelmiyor. Bu kitap bir hız yarışı değil, bir sabır sınavı :) Elbette Ulysses’in derin, okurdan sabır isteyen ve fazladan bir okuma- araştırma uğraşı talep eden bir metin olduğu açık; ancak romanda yapılan göndermelerin karşılığını, hangi metnin temel ya da model alınarak ve ne maksatla kullanıldığını, nereyi işaret ettiğini araştırıp bulmak, bu uğurda kılavuzların, ansiklopedilerin ya da Shakespeare ve Homeros’un yapıtlarının satır aralarında gezinerek şifreler çözmek ne kadar saygı duyulası bir uğraş olsa da, olmazsa olmaz bir gereklilik değil okuma zevkini artırmak yönünde bir heves olarak algılanmalı sadece. Benim beş aylık yolculuğuma gelirsek... Kelimenin tam anlamıyla bir zihinsel antrenmandı. Aslında basit sayılabilir bir öyküye sahip olan Ulysses, 1904 yılının Haziran ayının onaltısı, bir perşembe günü evinden çıkan Leopold Bloom’un Dublin sokaklarında geçirdiği bir günü yatay bir kurguyla ve bilinç akışı tekniğiyle aktarıyor bize. Romanın birden fazla anlatıcısı olsa da; Bloom dışında Tanrı anlatıcı, Stephen Dedalus, Gerty ve Molly bazı bölümlerde devreye girseler de; yine de sanki her şey Bloom’un zihninde yaşanır gibidir. Joyce’un her bölümde farklı bir edebi
UlyssesJames Joyce · Norgunk Yayıncılık · 20151,467 okunma
10/10
·192 syf.··
2026 10. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 13 Mayıs 2026 00:00
Çürümeye sebep gerçekten Henry miydi; yoksa Dorian kendisi dahi fark etmeden ruhunun derinliklerinde sinsice kabaran ve sonunda vahşet dağına dönüşen kibrinin duvarına mı tosladı? Kitabımızın başına denk düşen gençliğinde taze, duru, ilahi güzelliğiyle Dorian Gray; ahlaki temizliğiyle, saflığıyla beraber baştan ayağa mükemmeliyetin temsili, vücuda gelmiş hali olarak tasvir ediliyor. Bana ve muhtemelen her okura göre gerçekdışı ve inanılması güç bir anlatım var tabii bu oluşumda, ancak arkadaşı Basil Hallward’a göre durum hiç öyle değil. Portremizin ressamı Basil, Dorian’ı gördüğü ilk anda vuruluyor ona. İlişkilerinin akışı boyunca taşkın övgüler, masumiyeti şaibeli sözler ile delikanlıyı mest ediyor, ruhunu okşuyor sürekli. Kitap bu yönüyle “eşcins*llik” mevzuuna dair tefrite kaçmamakla birlikte imadan fazlasını barındırıyor. Ancak eserin 19. yüzyıl Victoria Dönemi İngiltere’sinde yayınlanmış olması göz önünde bulundurulduğunda olay tam bir meydan okumaya, başkaldırıya, manifestoya dönüşüyor diyebiliriz. Yazar bu konuda sahici cesur davranmış. Gelgelelim, bu mükemmeliyet temsilini, harikalık abidesini sanatına akıtmaya; Dorian’ın bir portresini yapmaya karar verdiğinde başlamış oluyor her şey. Portreye Dorian’ın dış güzelliğinden ziyade kendi içindeki ona olan aşkına dair o kadar çok şey katıyor ki; delikanlıya olan duygularını, tablodan dışarı sicim gibi taşan aşkını bir başkası fark edecek, hissedecek diye portreyi sergilemekten, ilan etmekten dahi korkar hale geliyor. Bu konuda şu ayrıntıya da değinmek istiyorum. Yazarın bizzat ifade ettiği üzere Basil’ı kendini temsilen yazdığını biliyoruz. Yazar bu eserinde kendine dair böyle bir gerçeği cesurca ilan edebilmişken acaba Basil’ı neden bu cesaretten yoksun ve aciz bıraktı? Olay örgüsüne dönelim. Sonraki
Edebiyat
Dorian Gray'in PortresiOscar Wilde · Can Yayınları · 201899,4bin okunma
Olumsuz Ütopya (Cesur Yeni Dünya!)
Puan vermedi·272 syf.··
2026 7. kitabı
·
26 günde okudu
·
Okunma: 15 Nisan 2026 18:12
SPOİLER İÇERİR!!! "Ben keyif aramıyorum. Tanrı'yı istiyorum,şiir istiyorum, gerçek tehlike istiyorum, özgürlük istiyorum, iyilik istiyorum. Günah istiyorum." söze kitapta en çok etkilendiğim alıntı ile başlamak istedim. Cesur Yeni Dünya! Ütopya görünümlü distopya! Bize insanın neden insan olduğunu, insanın insan olması için neyinin olması gerektiğini yani iradeyi sorgulatır. Eğer 1984'ü okumadıysanız lütfen önce onu okuyun. Hatta bu kitapları peş peşe okuyun ve düşünün bize biçilen gelecek ne? 1984'te devasa derecede otoriter, herkesin izlendiği, her şeyin yasak olduğu, baskıcı bir dünya hakimken topluma cehalet hakimdir. Cesur Yeni Dünya'da ise sanatın, bilimin, teknolojinin - ki MS kavramı yerine AF yani After Ford kavramı kullanılır. Bu Ford'dan sonradır. Yani milat olarak Ford araba markasının icadını merkeze alır.- geliştiği bir dünya hakimdir. Soma adı verilen haplarla saniyeler içinde mutlu olduğunuz, hatta mutluluğun şart koşulduğu,zorunlu olarak mutlu olduğunuz, "Herkes herkes içindir" ilkesi ile aile, utanma, mahremiyet gibi kavramların yok olduğu bir dünya. Böyle bir dünya hoşunuza mı gitti? Evet belki güzel olabilirdi tabii bir epsilon ya da delta değilseniz. Bunların ne olduğunu mu sorguluyorsunuz. Aile kavramının yok olduğu bu dönemde insanların doğumla oluştuğunu düşünmediniz umarım. Evet yanlış okumadınız! Burada herkes doğuştan KŞM yani Koşullu Şartlandırma Merkezi denen yerde kast sistemi ile dünyaya gelir. Alpha, Beta, Gama,Delta ve Epsilonlar. Alpha: Liderler ve düşünürler çok zekiler Beta: Alt düzey yöneticiler Gama: Hizmetliler Delta: Sadece kaba kuvvetçiler. Alkolle uyuşturulmuş ve beyinlerini kullanmalarını (düşünme yetisi gibi) engellenmiştir. Epsilon: Aşırı itaatkar işçiler Şimdi de çok korkunç geldi değil mi? Üzülmeyin Aldous Huxley'de
Cesur Yeni DünyaAldous Huxley · İthaki Yayınları · 202173,4bin okunma