Kitabımız esasen, hayatı boyunca insanlığa dair hiçbir şeye anlam veremediğini, bu düzene uyum sağlamayı asla başaramadığını, sürekli çuvallayıp duran bir beceriksiz olduğunu, ne kadar çabalarsa çabalasın bu hayatta tutunmaya, dört elle sarılmaya değer hiçbir şey bulamadığını düşünen baş karakterimiz Oba Yozo’nun bu hislerini kağıda döktüğü uzunca bir hayata veda, hayata isyan mektubu. Anlayabilmek ve anlaşılabilmek adına bir yalvarış, yakarış manifestosu.
Kitabın tam anlamıyla bir ben roman olduğunu belirterek soruyorum:
Oba Yozo mu demeliyim, Osamu Dazai mi; yoksa sen mi gerçek ismini açıklamak istersin, Şuci Tsuşima?
Ahhhh benim güzel yazarım ahhh! Ben sizin gibilere üzülmekten helak olacağım bir gün. Hayata ve içindekilere, insanlığa ve rezil yaşantısına onlardan daha asil ve yüksek bir ruha sahip olduğun için, daha zeki, daha yüce, daha ilahi biri olduğun için uyum sağlayamıyorsun. Bunu göremiyor musun? Farklısın ve bu çok güzel. Onlar gibi değilsin ve olmamalısın, çünkü seni harikalar yaratan bir sanatçı yapan şey zaten tam olarak bu. Hayatın boyunca onlar gibi olmaya çalıştığın için; çabaladıkça çuvallamışsın, ayağa kalkmaya çalıştıkça da daha beter düşmüşsün. Canım yazarım, en kötüsü de, sen o son düşüşten bir daha kalkamamışsın. Ve kahretsin artık kalkma ihtimalin de yok. Kalkacak gücü kendinde bulduğun herhangi bir seferde; yönünü değiştirmeye karar verip kendi sokağına, ışığına doğru yola koyulsaydın ne güzel şeyler görürdün bu kez!
Ayrıca söylemeliyim ki, hayatına giren her insan, bence bir parça katilin senin. Bunları sana nasıl söyleyemediler? Görmeyecek kadar aptal olmaları, görmüşseler bile bunu itiraf etmeye rezil egolarının el vermediği gerçeği azabını kanıtlıyor. Onları sakın affetme.
Bu da, sana hayran kalmış bir okurun olarak benim sana