Alıntı
Mahallî şiveleri yazı lisanı hâline sokmak , bunlardan bir edebiyat çıkarmak millî birlik için büyük bir tehlikedir .
Sayfa 61·Kitabı okudu
Sosyoloji
Cemal Gürsel (1895-1966). 1. Dünya Savaşı’na katıldı. 1918 de Filistin’de İngilizlere esir düştü. Bir yıl sonra özgürlüğüne kavuştu. Önce İstanbul’a döndü, kısa bir süre sonra Anadolu direniş hareketine katıldı. Kurtuluş Savaşı’ndan sonra Harp Akademisi’nde eğitimini tamamladı. 1946’da generalliğe yükseldi. 1958’de Genelkurmay Başkanlığı’na atandı. 3 Mayıs 1960’ta öneri ve uyarılarda bulunan bir mektubu yüzünden DP hükümeti tarafından emekliye sevk edildi. 27 Mayıs 1960 darbesinin başına getirildi ve darbeden sonra Milli Birlik Komitesi başkanlığını üstlendi. 1961 seçiminden sonra tabii senatör oldu. 26 Ekim 1961’de dördüncü cumhurbaşkanı seçildi. 1966’da görevini sürdürürken, yedi ay komada kaldıktan sonra öldü.
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Alparslan Türkeş (1917-). Kıbrıs’ta doğdu. Kara Harp Okulunu bitirdi. II. Dünya Savaşı sırasında pan-Türkist ve Alman yanlısı propaganda yaptı. 1944’te tutuklandı, ama bir süre sonra serbest bırakıldı. 1948’de Harp Akademisi’ni bitirdi. Genelkurmay ve NATO’da görev yaptı. 1960 darbesinin düzenleyicilerinden ve Milli Birlik Komitesî’nin radikal üyelerindendir. Kasım 1960’ta Milli Birlik Komitesi’nden tasfiye edilen 14 radikal subay arasında yer aldı. Yeni Delhi’de askeri ataşelik yaptı. Ülkeye döndükten sonra 1965’le Cumhuriyetçi Köylü Millet Parıisi’nin başkanlığını ele geçirdi. Kısa bir süre sonra parti, aşırı milliyetçi Milliyetçi Hareket Partisi’ne dönüştürüldü. 1969-1980 arasında bu partiden milletvekilliği yaptı. 1974-1977 arasında Demirel’in milliyetçi cephe hükümetlerinde başbakan yardımcılığı görevinde bulundu. 1980 darbesinden sonra tutuklanarak, yargılandı, siyaset yapması yasaklandı. 1987’de yeniden siyaset sahnesine döndü.
Bütün tarihimiz boyunca bir hanedan kanunumuzun bulunmayışı, ölen kağandan sonra başa kimin geçeceğinin bir türlü tesbit edilemeyişi gibi millî bir kusur yüzünden doğan prenslerin taht kavgaları nihayet, devletin, hane-danın ortak malı olduğu prensibini doğurur. Böylelikle bazen büyük devlette birkaç imparator birden hüküm sürmekte, fakat bir tanesi, ismen bile olsa ötekilerinin büyüğü, metbuu tanınmaktadır. Bunu, merkeziyetsizliğin hâkim olduğu Gök Türk, Karahanlı, Selçuklu ve Çengizli çağlarında görürüz. Aslında devlet tektir. Hatta birbiriyle çarpışan iki Türk devletinden bile biri, ötekinin daha büyük ve aslî devlet olduğunu tanımaktadır. Osmanlılar'dan İkinci Murad çağında yazılan "takvim" şeklindeki bir tarihte Müslüman olmayan Cengiz, Ögedey, Güyük, Mengü ve Hülegü'nün rahmetle anılması Türklerdeki tek devlet prensibinin ifa-desidir. Çarpışanlar "devletler" değil, "hanedanlar"dır. Bu sebeple Selçuk Hanedanı'nın Anadolu'da hüküm süren kısmına Türkiye Selçukluları deyip onu ayrı ve bağımsız bir devlet saymak büyük yanlıştır. Anadolu Sel-çukluları, Başkent Merv, Rey veya Isfahan'dan idare olu-nan büyük imparatorluğun büyük bir eyaletidir. Devlet, hanedanın ortak malı olduğu için bu devletin bir bölü-münün başındadırlar ve ana devletteki imparatoru metbu tanımışlardır. İlhanlılar'ın Anadolu'ya hâkim olmaları da büyük devletteki bir hanedan değişikliği olayıdır. Karaman beğlerinin İlhanlılarla çarpışması yabancı bir müstevliye karşı millî bir ayaklanma değil, Almanya tarihinde de örneklerini gördüğümüz bir küçük hükümdarın ihtiras ve nüfuz hareketidir. Aynı Karamanlılar, aynı şekildeki hareketleri Osmanlılar'a karşı da yapmışlar, Osmanlı-Ka-raman vuruşması pek kanlı ve çirkin safhalar göstermiştir. Osmanlılar Kırım'a, bir aralık Kazan'a da hâkim olmuşlar, fakat
Sayfa 364 - 365 Ötüken, 1972·Kitabı okudu
Türk tarihi bir bütündür. "Devlet" denilen nesneler ayrı hükümdarlar, hanedanlardır. Böyle olunca 16 Türk devleti masalı kendiliğinden yıkılır ve birbirinin devamı olan hanedanlarla Türk tarihindeki birlik karşımızda parıldar. Türk tarihinin devletler adı altında parçalara bölün-mesinin millî psikoloji üzerindeki yıkıcı tesirini kimse düşünmüyor. Mazideki millî devamlılığa inanmayan kimsenin bugünkü millî devamlılıktan da ümitsiz olacağı hesaba katılmıyor. Halbuki biraz mantık ve anlayış sahibi olanlar Türk tarihinin aralıksız bir bütün olduğunu kendiliğinden kavrayabilir. Türkiye Cumhuriyeti gökten zembille inmemiştir. Osmanlı İmparatorluğu'nun devamıdır. Osmanlı İmpara-torluğu, İlhanlı Devleti'nin uç beyliğinden doğmuştur; demek ki onun devamıdır. İlhanlı Devleti Anadolu'daki Selçuklu devletinin devamıdır. Anadolu'daki Selçuklu devleti ile Batı Türkistan ve İran'daki Harzemşahlar Devleti Büyük Selçuklu Devleti'nin devamıdır. Büyük Selçuklu Devleti Karahanlılar'ın, Karahanlılar Uygur-lar'ın, Uygurlar Gök Türklerin, Gök Türkler Aparlar'ın, Aparlar Siyenpiler'in, Siyenpiler Kunlar'ın devamıdır.
Sayfa 341 - 342 Ötüken 1969·Kitabı okudu
Anadolu halkı baştan aşağı bölünmez bir bütün haline getirildi. Kararlar, ayrımsız bütün komuta heyetleri ve arkadaşlarımızla ortak alınıyor. Vali ve mutasarrıfların hemen hepsi bizimle beraberdir. Anadolu'daki ulusal kuruluşlar ilçe ve bucaklara kadar genişledi. İngiliz koruması altında bağımsız bir Kürdistan kurulması hakkındaki propaganda ortadan kaldırıldı ve taraftarları yola getirildi. Kürtler Türklerle birleşti.
Sayfa 13 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okuyor
1000Kitap