Kazım Karabekir Paşa
"Kurtuluş Savaşı'mızın muzaffer komutanlarından, Doğu Cephesi'nin sarsılmaz iradesi ve Şark Fatihi Kazım Karabekir Paşa'yı, vefatının yıl dönümünde derin bir saygı ve rahmetle anıyoruz. Mustafa Kemal için istenen tutuklama kararını tanımaması dönüm noktalarından biriydi kurtuluş mücâdelemizin ve bir milletin makus kaderini değişti... Kazım Karabekir'in kızı Timsal Karabekir, o anı şu şekilde anlatmıştı: "Mustafa Kemal Paşa, konakta beklerken babam Kâzım Karabekir bir bölük süvâri ile geliyor. Mustafa Kemal Paşa düşünceli, ne yapacağını kestiremiyor. Kâzım Karabekir'e gelen tutuklama emrinden de haberdar. Rauf Orbay anılarında, "Mustafa Kemal Paşa bir an için sarardı" diye yazar. Bu sırada Kâzım Karabekir içeri girer. Sivil Olan Mustafa Kemal Paşa'nın karşısına geçer. Asker selamını verir ve "Paşam, dün olduğu gibi bugün de tüm Kolordumla emrinizdeyim. Sizi koruması için bir bölük asker getirdim."der. ikisi yaşlı gözlerle birbirlerine sarılırlar. O gün Türk'ün kaderi değişmiştir. O gün o konakta Türkiye Cumhuriyeti'nin temeli atılmıştır."
1000Kitap
vatana ve millete adanmış bir ömür..
1881 selanikte kocakasım mahallesi, ıslahhane caddesindeki üç katlı pembe evde bir türk çocuğu dünyaya geldi. ailesi ona Mustafa adını verdi. 1886 Mustafa selanikte önce mahalle mektebine sonra babasının isteği ile şemsi efendi mektebine geçti ve ilkokulu burada bitirdi. 1888 Mustafa'nın babası ali rıza efendi Mustafa yedi yaşındayken hayatını kaybetti. Mustafa bir yaşındaki makbule ve kırk günlük naciye adlı kardeşleri ile yetim kaldı. 1893 Mustafa, bir süre selanik mülkiye rüştiyesine devam etti. burada kaymak hafız adlı öğretmeninin kendisine haksız yere sopa ile vurması yüzünden bu okuldan ayrıldı ve kendi isteğiyle askeri rüştiyeye başvurarak öğrenimine bu okulda devam etti. bu okulda matematik öğretmeni olarak görev yapan yüzbaşı mustafa efendi, Mustafa'nın üstün yetenekleri ve zekası karşısında onu, sınıftaki diğer mustafalardan ayırt etmek üzere adının sonuna 'Kemal' ismini ekledi. Mustafa artık Mustafa Kemal'di. 1896 Mustafa Kemal manastır askeri idadisine girdi. 1898 Mustafa Kemal manastır askeri idadisinden ikincilikle mezun oldu. 1899 Mustafa Kemal harp okulunun piyade sınıfına girdi. 1902 Mustafa Kemal teğmen rütbesiyle harp okulunu bitirdi. öğrenimine harp akademisine geçerek devam etti. 1905 Mustafa Kemal kurmay yüzbaşı rütbesiyle harp akademisinden mezun oldu. 1905 Mustafa Kemal padişahlık rejimi aleyhindeki düşünceleri sebebiyle tutuklanıp bekirağa bölüğüne götürüldü, bir süre burada tutuklu kaldı. 1905 Mustafa Kemal kurmaylık stajı için şamda bulunan beşinci ordu emrine atandı. bu bir sürgündü, dönemin harp akademisi mezunları genelde kurmay stajı için selanike atanırdı. 1905 kurmay stajı için şama giden Mustafa Kemal burada 30. süvari alayında görev aldı, bölgedeki dürzi isyanını
Mustafa Kemal Atatürk
Reklam
Muhammed Peygamber üzerine
bölüm adresi: insanveisleri.blogspot.com/2024/10/15-muha... kitabın geri kalanı için: insanveisleri.blogspot.com Bu bilgi kesin bir bilgi, kitaptan, ezber bilgi değil, daha önce de söylediğim üzere doğrudan hakikat âleminden: Muhammed hakikat âleminde en yüksek mertebededir ve daha önceki bölümlerde söylediğim üzere güneş formunda bulunmaktadır. Bir insanın nasıl olup da gökte gördüğümüz cisimlerin şeklini alabildiğini yine önceki bölümlerde konuşmuştuk. ‘Bana inanın’ demiyorum, uğraşın da bilin, çünkü inanmak eksik kalır, doğru olan bilmektir. Bu bilmek-bilmemek meselesini dindarların kullandığı şekliyle ele almayın bu arada, gerçekten bilmekten bahsediyorum. Hani Ali demiştir ya, “Görmediğim Tanrı’ya tapmam.” diye. Dindarlar bunu sık kullanır ama aslında hiçbirinin Tanrı’yı görmüşlüğü falan yoktur, esasında ‘bilir’ değildir onlar, Ali’nin sözünü bilinçsizce kullanırlar. Kuran’da “İman ettik demeyin, siz henüz iman etmediniz.” diye ayet vardır –ve bu ayet belki bugünkü Müslümanların %80-90 aralığında bir kısmını kapsar. İşte o çeşit sözde bilmekten değil, şahit olmaktan, gerçekten görüp bilmekten söz ediyorum ben. Bilmeyenlere de elbette Muhammed'in peygamberliği hakkında kanıtlar sunacağım, onun için açtım bu bölümü, fakat asıl biliş yolu şahit olmaktır. Şahit olmamışsanız biliyor değil inanıyorsunuz demektir. Fakat bu dinin giriş cümlesi bile şahitlik talep eder. "Şahitlik ederim ki ilah yoktur, Allah vardır ve yine şahitlik ederim ki Muhammed O'nun kulu ve elçisidir." Eğer görmediğiniz bir şey hakkında 'gördüm' derseniz bu yalancılık olmaz mı? “Sen sürekli böyle iddialı şekilde söylüyorsun da çoğu kimse Muhammed’in gerçekten peygamber olduğuna bile inanmıyor? Onlar nasıl giderecek şüphelerini?” Onlar da tanık
Türkiye'de İslami Hareketin Gelişim Süreci: 60 ve 70'li Yıllar 1- 60'lara Girerken 'Siyasi ve Fikri Vaziyet' 60'lı yıllarda gerçekleşen değişimin nasıl ve hangi yönlerde geliştiğine bakmadan önce, müslümanların bu dönemde de devam eden genel bir özelliğine değinmekte yarar görüyoruz. Bu da, müslümanların, özellikle 1950'den sonra kendilerini, daha çok, doğrudan veya dolaylı siyasî tercihlerle ifade etmeye çalışmasıdır. Burada kastedilen "siyaset", elbette, sistem'in karar verdiği ve çerçevesini belirlediği 'oyun alanı' anlamındaki siyasettir. Müslümanların kendilerini ifade etmekte kullandıkları siyasî tercihleri de, bu 'çerçeveyi zorlama iradesinden (bile) yoksun bulunan, sistem'in özellikle 1950'den sonra oluşturduğu yeni güç dengeleri içinde kendileri için uygun görülen yere 'sahip çıkmak'tan öteye geçmeyen bir tavır biçiminde olmuştur. Başka bir deyişle, çok partili bir rejimde etkin ve belirleyici bir oy tabanının elinde bulundurduğu demokratik(!) gücün karşılığını bile istemekten yoksun bir siyasetti bu. Belli tarihsel ve fikri temelleri de bulunan bu psikoloji, müslüman kitleyi olduğu kadar aydınları da önemli ölçüde etkilemekteydi. 50'li yıllarda önde gelen müslüman aydınların önemlice bir kısmı, doğrudan veya dolaylı olarak, aktif veya pasif bir şeklide Demokrat Partiyi (DP) destekliyor ve bu parti çevresinde siyaset yapıyordu. Dönemin belli başlı İslami yayın organları arasında yer alan Sebilürreşad'da Eşref Edib'in yaptığı değerlendirme, bu desteğin ölçüsü (veya ölçüsüzlüğü) hakkında bir fikir verebilir: "Din düşmanlığı terörüne DP son vermiştir. DP, inanç ve itikat cephesinin partisidir. Memleket semalarını Arapça ezanla donatan iktidardır. Elli yıldır baskı alfanda tutulan müslümanlar, DP sayesinde kurtulmuştur." Müslüman halk kesimlerinin DP
Genel Kültür, İdealizm, Materyalizm…
_Evrimsel Psikoloji_ _Beynimiz evrimleşiyor. Artık, mağara adamları gibi kadınların başına vurup saçlarından sürüklemek yerine kulaklarına güzel saçmalıklar, boş şeyler fısıldıyoruz. Çağ’a uyum sağlayamayan medeniyetsizler ise doğal seçilimle elenmeye başlıyor. _Evrimsel psikoloji, insanın sinir sisteminin doğurduğu davranışların evrimsel süreçlerin ürünleri olduğunu ileri süren bir ilkeler bütünüdür. İnsanın zihni ve davranışları bir takım tabii ilkeler doğrultusunda, rastgele değil belli bir amaca yönelik ve kendi içinde tutarlı şekilde oluşmuştur. İnsanın hangi psikolojik özelliklerinin, ne tür bir uyum geliştirdiğini, yani doğal seleksiyon veya cinsel seçilimin işlevsel sonuçlarını tespit etmeye çalışır. _Evrimsel psikologlar, insan davranışlarının birçoğunun, insanın atalarının yaşadığı çevre ve ortamlarda kendini tekrarlayan sorunları çözmek için evrilmiş olan psikolojik uyumların bir ürünü olduğunu savunurlar. _Erkek olarak bir yılda yüzlerce kadını hamile bırakabilme kapasitemiz varken kadınların bir yılda sadece bir kişiden genetik miras (çocuk) yapabilme imkanı olduğu için kadınlar seçici. Evrimin kadınlara dayattığı yılda bir kez çocuk doğurabilirsin o yüzden en sağlam güçlü adamı bul ve sakın ahlaksız olma. Eğer itibarsız bir kadın olursan tercih edilmeyebilirsin. Erkeğe, yürü koçum dilediğin kadar kadına sahip ol, en güçlü sensin. _Başarı, doğru eylemlerin sonucudur. _Evrimsel gerçeklik, ancak üreme ve hayatta kalma başarısına katkısı oranında önemlidir. Mantığımız, doğru olanı değil, uyum sağlayan kanıyı doğru bulmak üzere evrilmiştir. Hataların, geçmişte insanların hayatta kalma ve üreme başarısına sağladıkları faydalar dolayısıyla, günümüzde hâlâ var olan adaptif eğilimlerden kaynaklandığı”dır. __ _Çekicilik_ _Güzelliğin, bilimin inandığının aksine
Cumhuriyetin 100. Yılı
Önerme, Totoloji, Antikahraman
_Önerme (Görüş, düşünce, fikir)_ _Mantıkta, doğrulanabilir ya da yanlışlanabilir ifadelere denir. En az iki terimden oluşan, içinde en az bir yargı ve bir doğruluk değeri taşıyan cümlelerdir. Soru ve emir tümceleri önerme olamaz çünkü bir soru ve emir doğruluk ifade etmez. öznel ve din konusu da önermelerin dışındadır. Önermeler bir yargı bildirmelidir. _Önerme Türleri_ _1- Nitelik bakımından: Olumlu ve Olumsuz. _2- Nicelik bakımından: Tümel, Tekil ve Tikel. Tümel: Konu hakkında her şeyi kapsayan; “her insan canlıdır” Tekil Tek bir kişiyi veya parçayı ilgilendiren. Onur akıllıdır. Tikel : Bazılarıyla ilgili. Bazı öğrenciler çalışkandır. _Her nesne ve olay tekildir. Bundan ötürü tüm öbür nesne ve olaylardan ayrılır. Ama her tekil nesne ve olay, aynı zamanda, öbür nesne ve olaylarla ortak yanlar da taşır. Bu ortak yanlar, bir grup nesne ve olaya özgüyse tikel, tüm nesne ve olaylara özgüyse tümeldir. Demek ki bir tür özellikleriyle tekil olan, başka bir tür özellikleriyle tikel, ve daha başka özellikleriyle de tümeldir. Demek ki tekil, belli koşullarda tikel ve tümel durumuna dönüşebilir. _3- Yapıları bakımından: Basit(Kategorik) ve Bileşik(şartlı) Tek yargı bildiren önermeye basit; birden fazla yargı bildiren ve bağlaçlarla bağlanan önermelere, bileşik önerme denir. Karmaşık önermeler : Bazı durumlarda özne ve yüklem açıklamalı verilmiştir. Bunlara, karmaşık önermeler de denir. Karmaşık önermeler, basit önermeler içerisinde değerlendirilirler. Mesela “Uzay, fethedilmiştir.” basit bir önermedir. “Tarih boyunca insanların ilgisini çeken uzay, meraklı insanlar tarafından fethedilmiştir.” cümlesi de basit bir önermedir; fakat aynı zamanda karmaşık önermedir de _4- Kiplik bakımından: Yalın, Zorunlu ve Mümlün _Kiplik, bir yargı üzerine verilen yargıdır. Kipli önermeler tek
Hayat
Reklam
Reklam