Puan vermedi·75 syf.·
2026 142. kitabı
Bu kitabı okurken resmen “kara deliklere düşmüş” gibi hissettim Ama korkutucu değil, daha çok aşırı merak uyandıran bir şekilde. Stephen Hawking – Kara Delikler aslında çok kalın ya da karmaşık bir kitap değil ama içinde anlattığı şeyler bayağı derin. Özellikle kara deliklerin sadece “her şeyi yutan korkunç boşluklar” olmadığını öğrenmek benim için çok şaşırtıcıydı. Hani dışarıdan bakınca sadece karanlık ve gizemli geliyorlar ama aslında içlerinde inanılmaz fizik kuralları dönüyor. En sevdiğim şey, Hawking’in anlatım tarzı oldu. Sanki çok zeki ama bir o kadar da sabırlı bir hocan varmış da sana tane tane anlatıyormuş gibi. Okurken bazen durup “bir saniye ya bu gerçekten gerçek mi?” dediğim çok oldu. Özellikle Hawking radyasyonu kısmı… beynim biraz yandı diyebilirim. Kitap kısa olduğu için bir oturuşta bile bitirilebilir ama bence sindire sindire okumak daha iyi. Çünkü bazı fikirler gerçekten üzerine düşünmeyi gerektiriyor. Ben okuduktan sonra gökyüzüne bakışım bile biraz değişti gibi hissediyorum. Kısaca: Eğer kara deliklere azıcık bile ilgin varsa, bu kitap seni içine çekiyor. Hem öğretici hem de böyle hafif “mind-blowing” bir etkisi var. Ben baya sevdim.
Kara DeliklerStephen W. Hawking · Alfa Yayınları · 20203,502 okunma
baba yine döktürmüs yapıyo bu işi
8/10
·304 syf.··
2025 36. kitabı
gerçekten beğendim. beni reading slumptan çıkaran bi kitap oldu. bu nedenle önce camus a sonra da çeviri ekibine tşk. beğendiğim alıntıları farklı yayınların çevirileri ile kıyasladığımda en iyi çevirinin can yayınlarında olduğunu gördm. okuyacaksanız öneririm. konusundan bahswtmicem zaten merak ediyosanız bulursunuz. kitapla ilgili hoşuma giden kısımlardan biri kasabayı saran vebayı anlatıcıdan dinlemekti. (spoi: tüm kitabı dış bir anlatıcı var bilgisi ile şartlanıp okuduğumda bu duşuncelere sahiptim ama kitabın sonunda anlatıcının aslında doktorun kendisi olduğunu öğrendiğimde mind blowing yani müslüman rolunu o kada riyi oynadım ki type shi oldu doktor senden nefret ediyorum knk manuplator final boss) anlatıcı karakterlerle duygusal bir bağ kurmama pek izin vermedi sanki -belki de camus un kalemi böyle olduğu içindir ama- çok dışarıdan nesnel anlatıyordu. vebayı geçiren her insanın hayata ve hastalığa bakışı çok farklı ve bu farklılıkları kendi empati yeteneğimiz ve hayal gücümüzle derinleştirmemize bırakılıyor. aynı zamanda ben çok betimleme sevmem. bir mekan ince ince anlatıldığında bana hiçbir şey kalmıyor film izlerdim daha iyi olurdu diyorum. ama bu kitapta ne mekandan bağımsız duşunecek kadar soyut, ne de resim gibi gözümün önünde canlanacak kadar somut betimlemeler vardı. bu yüzden çok rahat ve akıcı okudum. camusun bu özelliğini seviyorum. son olarak olayları bir doktordan, rahipten, suçludan ve aşıktan dinlemek aslında genel olarak toplumu temsil eden bir kaç karakterle hepimizin günün sonunda ne kadar farklı gözüksekte bir o kadar da aynı yaşantılara, bakış açılarına ve düşüncelere sahip olduğumuzu gösteriyordu. ba yıl dım. bravo. ay ne uzun yazdım. bb.
VebaAlbert Camus · Can Yayınları · 202424,6bin okunma
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Baumgartner ve Auster’in son romani
8/10
·168 syf.··
2025 104. kitabı
kendisinin son kitabi.. bunu bilerek okumak kalbimi kirdi ama yine cok iyiydi. dili bu kadar iyi kullanmasi mind blowing. konusu da guzeldi, Jean-Louis Fournier’nin Dul kitabina benzettim biraz. tabi o otobiyografik denemelerden olusuyo hatta anilardan desek daha dogru buysa kurgu roman ama yine de benzettim. yasa, yasliliga ve esini kaybetmeye dair kalp kirici bi roman.
BaumgartnerPaul Auster · Can Yayınları · 2023577 okunma
O nasıl bitişti öyle?
8/10
·386 syf.··
2024 12. kitabı
Bu yazarın okuduğum ilk kitabı oldu Inmate. Spoiler vermeden kısa bir inceleme yazacağım. Brooke Sullivan adlı baş karakter on yıl sonra doğup büyüdüğü kasabaya hemşire (NP) olarak dönüyor. Gitmesinin sebebi ise büyük travması olması. On yıl önce bir gece yakın bir kaç arkadaşı öldürülmüş, Brooke kaçmaya çalışırken karanlıkta ona saldıran kişiye dair verdiği ifadesiyle erkek arkadaşı (Shane Nelson) ömür boyu hapse mahkum edilmiş. Brooke onun da kaldığı hapishanede hemşire olarak çalışmaya başlıyor, on yıl sonra erkek arkadaşını tekrar görüyor. Fakat Shane ısrarla kendisinin suçsuz olduğunu iddia ediyor. Yüzü görünmeden yapılan tanıklıktan ötürü ana karakterle birlikte biz de kitap boyu gerçeği sorguluyoruz. Hapishanedeki beraber sahneleri çok hoştu :) ama daha uzun olsun isterdim. Bazı yerlerde Shane’e üzüldüm açıkçası. Kitap boyu sürekli herkesten şüpheleniyorsunuz. Okuması kolaydı, ortalama bir ingilizceniz varsa çok rahat okursunuz. Anlatım basit olsa da çok sürükleyici, gereksiz bir cümle ya da sayfa yok. Eleştiriye gelirsek; Brooke’un beyinsiz hareketleri beni en çok soğutandı. Sürekli aklına ve hislerine güvenmeden hareket etmesi, kararsızlıkları, dikkatsizlikleri derken kitabın ortalarında sinir krizleri geçirmeme sebep oldu. Ama tüm bunlar sonunun güzelliğinin gölgesinde kalıyordu. O nasıl sondu öyle! Valla bayıldım. Özellikle en sonda eklenen bir bölüm var ki dehşetli, trajik ve tüyler ürperticiydi. Eleştirilebilir yanları olsa da mind blowing olduğunu kimse inkar edemez. Suç, gerilim romanları seviyorsanız mutlaka bir şans verin derim.
The InmateFreida McFadden · Independently Published · 20222,706 okunma
7/10
·352 syf.··
2024 10. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 13 Şubat 2024 00:00
Beklediğim ve herkesin söyleyip durduğu “mind blowing plot twist”i göremedim. Bence tahmin edilebilirdi ama hızlı okunduğu ve aşırı sürükleyici olduğu için keyif aldım okurken. Sanırım herkesin çok beğenmesi ve kitabın fazla popüler olmasından dolayı beklentimi de çok yüksek tuttum..
HizmetçiFreida McFadden · Olimpos Yayınları · 202311,6bin okunma
9/10
·528 syf.··
Beğendi
·
2024 1. kitabı
Filmini yetersiz gördükten sonra kitabını da okuyayım diye başladım ve bitirdim. Snow bana göre iyi olabilecekken travmalarının arkasına saklanarak gücü elde etmeye yemin etmiş karakter. Çevresinin ve babasının çok etkisinde kalmış, Snow soyadının ağırlığını babaannesi yüzünden sürekli kambur olarak hissetmiş biri. Kitabın ilk iki partında hep içinde yine de bir iyilik var ama diye düşünüyorsun. Ama part üçte konfor alanından çıkıp da gücü ve kontrolü elinden kaybedince nasıl bir diktatöre dönüştüğünü görebiliyorsun. Gücü elde etmek için hayatındaki huzuru elinin tersiyle itebilecek bir karakter. Tam bir villian aslında ve bana okuması çok zevk veren bir karakterdi. Aslında adım adım gri bir karakterin nasıl simsiyah bir karaktere dönüştüğünü okuyoruz ve Snow’un yaptığı tercihlerle hep ya diğerini yapsaydı nasıl olurdu diye düşünüyorsun. Tam anlamıyla mind blowing bir karakterdi ve okumaktan fazlasıyla zevk aldım. Şimdi biraz daha yaşanabilecekken Snow’un güç aşkı yüzünden yaşayamadıklarını düşünüp biraz daha kahrolmaya devam edicem.
Edebiyat & Roman
The Ballad of Songbirds and SnakesSuzanne Collins · Scholastic Press · 20231,988 okunma