Kabul'ün Önündeki Engeller
Kabul Şu an Zümra Atalay'ın "Kabul" adlı kitabını okuyorum. "Şifa Yolundaki Taşlar: Kabul'ün Önündeki Engeller" başlığı altında bir bölümü okudum. Hem kendime, hem de hepimize bir not olmasın kısaca o maddeleri sizle de paylaşmak istiyorum. "Kabul" yolunda ayağımıza takılan 6 taş: 1. Karşılaştıran Zihin "Karşılaştırma neşenin hırsızıdır" - Theodore Roosevelt Okuduğum başka bir kitapta "Karşılaştırma temiz bir kova suya düşen çamur, ya da çorbaya düşen sinek gibidir" metaforlarını da görmüştüm. 2. Koşula Bağlı Zihin "...ancak şu olursa rahatlayabilirim..." 3. Aceleci Zihin 4. Felaketleştiren Zihin 5. Denetleyen Zihin "Bu zihin modunda kendini düzeltmek, çevreyi düzeltmek, dünyayı düzeltmek, temas etmekten, ne olup bittiğini anlamaya çalışmaktan daha önemli bir hale gelir." 6. Korkan Zihin Yazarın Mindfullness kitabını okumuştum. Şimdi de Kabul kitabını okuyorum. Kitap genelinde hoşuma giden ana fikirlerden biri şu: "Elimizdeki en gerçek ve en somut an bu an."
Downloading Bazen hiçbir şey yapmıyormuş gibi geçiyor günlerim. Ne gitarıma dokunmuşum, ne tek bi satır yazmışım ne de (bari) biraz kitap okumuşum. Bakmışım, koklamışım, dinlemişim, tatmışım, iki cümle etmişim, erkenden uyumuşum. Eskiden böyle günler benim için vicdan azabıyla dolu olurdu. Kendimi dünyada, elimde bir kalemle (yaz Nil) ve içimde şarkılarla (çal Nil) bulduğumdan beri, yazmadığım ve çalmadığım günlerde, koca bir ziyafeti çöpe atar gibi hissediyordum. (Ziyafet lafın gelişi, yoksa onlar başkalarına yavan gelebilir elbet). Bir dikiş makinesi düşünün, kimsenin bir şey dikmediği ya da bir tren gibi, istasyondan hiç ayrılmayan. Öyle bir his otururdu içime. Görevimi yerine getirmeyen bir kaçak gibi hissederdim çoğu zaman. Sonra, şarkılarını ve sesini çok sevdiğim Erykah Badu’nun bir röportajında şöyle dediğini duydum: Çalışmadığım zamanlarda, çalışmıyor değilim, o zamanlarda ‘indiriyorum’. (downloading dedi.) Neyi indiriyor? Hayatı, söylenenleri, aklına gelenleri, şahit olduklarını, gördüğü yerleri... Sonra o indirdiklerinden bir şarkı dikecek. İşte bunu duyunca rahatladım ben. Bir şey yapmadığımız zaman bir şey yapmıyor değiliz. Bakın bunu yazalım bir yere: Bir şey yapmadığımız zaman, bir şey yapmıyor değiliz. Aksiyon halinde değilken, belli bir şeyi indiriyoruz. Kim bilir ne, kim bilir sonrasında nasıl bir hikaye izleyeceğiz bilmiyoruz. Yıllarca boş durmaktan korktuk. Boş durmak, hayatı çöpe atmak gibi geldi bize. Bizi büyütenlere de. Zamanı telaşla dolduran bir ırkız. İlla o sepet tıka basa dolacak. Sonra da devrilip yatılacak. Oradan oraya sürüklendik. Kendimizi de sürükledik. Ne yani, zaman bir kum gibi akıp giderken biz öylece pencereden mi bakacaktık? Üzerine bir bardak su mu içecektik? Çorap çekmecemizi mi düzenleyecektik? Hayat, sürekli kutuları
Reklam
Bilinçli Farkındalık
popüler şarkılardan lovers rock- TV girl dinliyorum, arka plan olsun istedim. Masamda 3 tane gül var, yarısı kesilmiş bi şu şişesinde. Şu şişesi dağınık masamda, tam karşımda, masa yattığım odada, oda bir kyk yurdunda. Anın farkındayım, omzumdaki hafif ağrıyı hissediyorum, pencere açık akşamüstü ve üşüyorum, ama ceket giysem terlerdim. aynı şarkıyı 2. kez çalıyorum çünkü olmalı. Etrafıma bakıyorum, mindfullness yaşıyorum.
Mindfullness
İnsanların yaşadıkları sorunları formüle etmede psikiyatriden yararlanmaya diğer bir örnek “anda kalmak (mindfullness)” kavramıdır. Birçok kaygılı insan anda kalamaz, geçmiş ve geleceğe takılı kalır, vehim ve vesveseler içinde boğulur. Bu boğulmanın teknik altyapısını mesela kabul-kararlılık terapileri ( ACT ) çok iyi tahlil ediyor ama önerdikleri teknik hem seküler hem de zayıf kalıyor. 'Anda kalmak' kavramının tasavvuftaki karşılığı da ibnü'l-vakt kavramıdır. İbnü'l-vakt tasavvufta çok daha derin bir formda kavramlaştırılır. İbn Atâullah el-İskenderi'nin (6. 1309) deyişiyle, “Vakit, kendi hükmüyle gelir ve kendisini dayatır. Bu dayatma esasında Allah'tandır ve bunu kabulle karşılamak icap eder." Yine İskenderi, “Vakit, içinde Allah'ın izhar ettiğinden başka bir şey ortaya koymak isteyen kimsenin cehaletten hiçbir şey terk etmediğini” söyler. Vaktin çocuğu olan, geçmiş ve geleceğe bakmaz, şimdiyi, şu ânı âlem-i ebediye nasıl yollayacağına, yokluğun ve hiçliğin elinden nasıl kurtulacağına bakar. -- Ataullah İskenderi Hazretleri -- Mustafa Ulusoy
Reklam