Kitaptan bir hayli etkilendiğimi daha baştan söylemeliyim.
Çocukların adaya düşmesi ile başlıyor serüven. Önce bütün çocuklar korksalarda adada sadece çocukların olması büyükler kendilerini buluncaya kadar eğleneceklerini gösteriyordu. Önce kendilerine seçimle yani demokratik bir yöntem ile şef seçtiler. Buldukları büyük bir deniz kabuğundan çıkan sesi toplantı yapılacağını belirleyen bir işaret olduğunu ve toplantıda deniz kabuğunu elinde bulunduran konuşma hakkına sahip olacağını belirlediler. Büyüklerinde kendilerini bulması için hep ateş yakacaklarına karar verdiler. Her şey akıllıca ve sırasıncaydı. Ta ki iktidar hırsı aralarından başka bir çocukta belirene kadar....
Dostlarım kitap basit sandığınız ama altında yatan mesajlarla ve yazarın zengin betimlemeleri ile dolu. Bazı betimlemeler sizi yorabilir zira beni birazcık yordu . Bir dalganın kayalara çarpışına gelene kadarki yapılan söz sanatlarında boğulacaksınız benden demesi okuyun ve bolca tavsiye edin tavsiye tavsiyeyi doğursun. Ey okurlar sizler ki Zübde-i Alemsiniz, hoşça bakın zatınıza
Roger Ve öteki çocuklar, “yıkılıp giden” Bir uygarlıkta değil de, barış ve sevgiye dayanan gerçekten uygar bir ortamda yetişselerdi, başka türlü davranırlardı elbette.
Sanki iktidar, bilekleri ile dirsekleri arasındaki kabaran kaslarına yerleşmişti. Sanki otorite, küçük bir maymun gibi omuzuna tünemiş, kulağının dibinde geveze geveze konuşuyordu.