Evde epeyce bir süre yan gelip yattım. Sonra harika bir şiiri defterime yazdım: "Bir saat uzak kalsam canımdan, sanki bir yıl gibi gelir, nefret ederek kendi hayatımdan, böyle yaşamak mümkün mü dedim." Puşkin'in dizeleri olmalı.
Kızıl Veba, arkadaşımın tavsiyesi üzerine metro yolculuklarımda bana eşlik etmesi için başladığım bir kitaptı. Adından da anlaşılabileceği üzere 2013 yılında dünyada baş gösteren bir salgın hastalığın insan yaşamını ne hale getirdiğine şahit olan profesör James Howard Smith'in anlatımıyla 60 yılın özetini okuyoruz. 2020'de yaşadığımız pandemi sürecini düşündükçe İspanyol Gribi'nden bile önce yazılmış bu kitapta kurgulanan dünya ile gerçeklik arasında paralelliklerin olduğunu görmek oldukça garipti. Genel bağlamda ise, akıcı ve kararında biten, sıkıcı detaylarla boğulmamış bir kitaptı.
İnsan hayatı, başkalarının yaptığı hataların ağırlığını yüklenemeyecek kadar kısaydı. Herkes kendi hayatını yaşıyor ve yaşamak karşılığında kendine çıkan faturayı ödüyordu. İşin acıklı yanı şuydu ki insan tek bir hata için bir sürü ödeme yapmak zorunda kalıyordu. Durmadan ödeme yapmak zorunda kalıyordu, işin en doğrusu. İnsanlar olan alışverişlerinde Kader, alacak defterini hiç kapamıyordu.