Mutantlar pek çok değişik inançlara sahiptirler; onlar, 'senin yolun benimkinden değişik' derler, 'senin kurtarıcın benim kurtarıcım değildir, senin daiman benim daimamdan farklıdır,' derler. Oysa gerçek şudur ki, tüm yaşam tek bir yaşamdır. İlerleme yolunda sadece tek bir ırk, değişik gölgeler vardır. Mutantlar, tanrının adı, tanrının evi, tanrının günü ve tanrının ayini yüzünden tartışırlar. O yeryüzüne inmiş midir ki? Ona ait öykülerden nasıl bir anlam çıkarılabilir? Gerçek gerçektir. Sen birinin canını acıtırsan, kendi canını acıtırsın. Birine yardım edersen, kendine yardım edersin. Kan ve kemik tüm insanlarda bulunur. Farklı olan yürek ve niyettir. Mutantlar bunun sadece bir insan ömrü boyunca geçerli olduğunu, bireysellik ve ayrımcılık anlamında düşünürler. Gerçek İnsanlar bunun sonsuzluğa dek süreceğini bilirler. Atalarımız, doğmamış torunlarımız, her yerdeki tüm yaşam, bunların tümü 'birdir'.
Ömrümü insanların sağlıklarını korumaya adamış olan ben, anlamıştım ki, gerçek kültürel köklerini yitiren ve yaşamda amacı olmayan insanların elinden ancak ölümle kumar oynamak gelir.
Binlerce yıl önce aynı sözler konuşuldu, aynı çiftleşmeler oldu, aynı çocukluk acıları yaşandı. Acaba bir baştan bir başa hayat, gülünç bir kıssa, inanılmaz ve ahmakça bir masal değil midir?
Acaba bir gün bu metafizik olguların, ruhtaki bu kendinden geçme halinde ve uykuyla uyanıklık arasında beliren gölgeler yansımasının sırrı anlaşılacak mı?
"Bir tarafta nehirlerin, aslanların ve ağaçların nesnel gerçekliği; öte yandan tanrıların, milletlerin ve şirketlerin hayali gerçekliği. Zaman geçtikçe hayali gerçeklik daha da güçlendi; öyle ki bugün nehirlerin, aslanların ve ağaçların yaşamı hayali varlıklar olan tanrılar, milletler ve şirketlerin insafına kalmış durumdadır."