“Seni kitap okuyan insanlarla tanıştıracağım.Hayat, ancak böyle insanlarla bir araya geliyorsan yaşanmaya değer.” Martin Eden
https://1000kitap.com/gonderi/28840732
1000kitap'ta neredeyse 8. yılımı dolduruyorum. Sitenin en eski üyelerinden biri olarak artık burada kitaplar hakkında inceleme paylaşmanın hiçbir öneminin kalmadığını hissediyorum.
Bilenler bilir, benim 1000kitap'ı ve insanlara sağladığı okuma alışkanlığını takdir ettiğim pek çok ileti de vardı eskiden. Ama hiç bu duygulara sahip değilim artık. Burayı artık sadece okuduğum kitapları ve sevdiğim alıntıları kaydettiğim bir yer olarak kullanıyorum.
Dünyanın dönüşümüyle birlikte kullandığımız araçlar ve teknolojiler de dönüşüyor, bunun farkındayım. Bu yüzden bu uygulamaya bir gün fotoğraf ve video güncellemesi geleceğini tahmin ediyordum. Fakat isteğim dışında oynatılmaya başlanan videolar ve Akış'ımı işgal eden içerikler maalesef bu uygulamadan gün geçtikçe uzaklaştırıyor beni.
Bundan birkaç yıl önce benzer tarzda yazdığımız incelemeler binlerce insana ulaşırken şimdi emek verilen hiçbir içerik hak ettiği karşılığı bulamıyor. Sadece benim değil, sizlerin de öyle... Çünkü burada "Premium" hesabınız olmadığı sürece zaten öne çıkarılmıyorsunuz.
Bugüne kadar inceleme yazdığım yüzlerce kitaptan hangisinin içine girsem kendi incelememi bile bulmakta zorlanıyorum. Eskiden bu konuda çok daha mantıklı bir algoritma varken şimdi herhangi bir amaca hizmet etmeyen bir sistemle karşılaşıyorum.
Instagram, YouTube ya da TikTok'un sisteminde hiçbir zaman böyle bir ayrıcalık olmadı. Oralarda aldığınız mavi tik size ekstradan bir etkileşim sağlamıyor, çünkü yine kendi emeğinizle başarıyorsunuz her şeyi. Ama burası bir "PremiumKitap"a dönüştüğünden beri ne yazık ki böyle bir durum var. Bunları da 1000kitap'ın "mavi tik" verilen hesaplarından biri olarak diyorum.
Emeğimizin karşılığını alabileceğimiz ve içeriklerin kitlemize gösterildiği bir 1000kitap algoritması olana kadar, burasının
Örneğin, bir dikiş makinesi istiyorsanız, bir dikiş makinesi düşüncesini düşünen maddeye empoze etmeden önce, makinenin görüntüsünün zihninizde net bir şekilde oluştuğundan emin olmanızı öneririm. Bir dikiş makinesi istiyorsanız, üretildiğine veya size doğru yola çıktığına dair en olumlu kesinlikle zihninizde canlandırın. Bir kez düşünceyi oluşturduktan sonra, dikiş makinesinin geleceğine dair en mutlak ve sorgusuz sualsiz inanca sahip olun. Geleceğinden emin olmadan onu asla düşünmeyin veya hakkında konuşmayın. Zaten sizinmiş gibi sahip çıkın. İnsanların zihinleri üzerinde hareket eden yüce zekanın gücü tarafından size getirilecek.
Hayatın hemen hemen her alanında bize yol gösteren, nasıl yaşamamız gerektiğini vurgulayan uzmanların en büyük manipülatörler olduğu konusuyla başlamış yazarımız. Buraya dikkat zira kendisi de bir uzman.. Uzman psikolojik danışman.
Öncelikle dünyadaki sosyal, ekonomik ve politik örneklerden bahsetmiş. Bu konuyla ilgili olan bir çoğumuzun haberdar olduğu deneyleri ve olayları açıklamış. Bunlar; miligram deneyi, ilaçların etkilerini araştıran deneylerin yine ilaç şirketleri tarafından finanse edildiği vurgusu, yıllarca Amerika'nın komünizm propagandası yapıp, Sovyetler dağıldığında bu propagandayı İslami Terör adı altında devam ettirmesi, Irak savaşını başlatmak için dünyaya nükleer silah algısı oluşturması, gibi gibi youtubeda da bolca bulunan örnekler..
Algı yönetimi ve amaçlarını bu örneklerle açıklarken, kendisi de kitabı okuyan üzerinde algı oyunlarına başvuruyor. Çalışan kadının tüm dünyada ve ülkemizde mutlu gösterilmeye çalışıldığını, aslında arka planda bunun doğru olmadığını, kendi seksist görüş ve fikirlerine başvurarak desteksiz çürütmeye çalışıyor. Seksist yaklaşımını her fırsatta dile getiren yazarımız korunmamızı söylediği manipülatif oyunlara ''kadına şiddet'' konusuyla devam ediyor. Kadına şiddet konusunun ülkemizde medya tarafından abartıldığı, cinayet rakamlarının şişirildiği haberleriyle algımızın yönetildiğini öne sürüyor. Bu konunun algı ve manipülasyon aracı olduğu gafletine düşerken konunun ciddiyetini yok sayan uzman eğitimci yazarımız cani hemcinslerini koruyarak kitabında algı aracı olarak kullanıyor.
Yurt dışında gerçekleşen pedofili vakalarını, eşcinsellikle bağdaştıran yazarımız yüzlerce haberi örnek gösterebiliyorken, ülkemizdeki kadına şiddet ve pedofili vakalarının haberlerdeki çokluğunu abartılı buluyor.
Eşcinsellik konusuna da
Başaramamaktan korktuğu için kendini çabalamaktan sakınan insan, kapasitesine ve aklına ihanet ediyordur. Bir şey mümkünse, insana uygunsa başarılması da mümkündür elbette.