Elinin üstüne bir damla yaş düştü. Gözle görülemeyen karmaşık kristalize tuz desenlerinden oluşan gözyaşı sıvısı. Kendi vücudundan gelen ve DNA'sının izini taşıyan bu damla, belki burada belki kilometrelerce uzakta bir kar tanesiydi bir zaman lar ya da bir buhar zerreciği; tekrar tekrar sıvıdan katıya, buhara ve yine sıvıya dönüşüyor ama moleküler özünü koruyordu. Fosil dolu toprağın altında onlarca hatta belki binlerce yıl boyunca saklı kalmış, göklere tirmanmış ve sis, pus, muson yağmuru veya dolu fırtınası olup yeryüzüne geri dönmüş, sürekli yerinden edil miş ve yeniden konumlanmıştı. En ala göçmendi su; yolda olma halinden bir türlü çıkamaz, asla bir yere yerleşemezdi.
Sen ve ben şu anda, 'direksiyonda olmanın bilinci' kavramı üzerinde anlaşmış bulunuyoruz. Bu bilince sahip kişinin belirli 'bilgi', 'beceri' ve 'sorumluluk' sahibi olması gerekir. Eğer insan gibi yaşamayı önemsiyor ve ciddiye alıyorsak bu bilgi, beceri ve sorumlulukları da önemseriz. Yaşamın gerçeği bunu gerektirir.
Kazıya gidecek olanlar hem şaşırdılar, hem de canları sıkıldı. Şaşırdılar, çünkü İç Anadolu'da yazın öyle kolay kolay yağmur yağmaz-mış. Canlarının sıkılmasına neden de kazı yapılamıyor, böylece sayılı günlerden bir gün boşa gitmiş oluyor. Diğer taraftan Bekçi Ahmet Ağa çok memnun, bağlar bahçeler su gördü diye. Ne garip dünya, birini sevindiren olay diğerini üzüyor. Tabiat ananın insanları aynı anda sevindirmesi de olanaksız.
Britanya'nın güvenlik servisi MiS belgeleri zamanında Siyonist terörizminin İngiliz ulusal güvenliği açısından en ciddi, hatta Sovyetler Birliği'nden bile daha ciddi bir tehlike olarak değerlendirildiğini gösteriyordu.