Minik sürgün kuşum‚ yabancı yerlerde üzülüyorsun...
Yabancı topraklar sana sahip olduğu için şanslı.
Ben senin için yas tutarken‚ sana ne yollayabilirim korfoulam (küçük çiçeğim)?
Sana elma gönderiyorum‚ çürüyor...
Sana ayva gönderiyorum‚ kararıyor...
Sana beyaz üzüm yolluyorum‚ hepsi yolda bozulmuş...
Sana gözyaşlarımı yolluyorum.
Eternity and a Day | 1998
Tepeye tırmandığımı zannederken aslında bayır aşağı koşmak. Tam böyleydi durum. İnsanların gözünde giderek yükselirken, aynı anda hayat da benden o kadar eksiliyor, ayaklarımın altında çekilip gidiyordu.