9/10
·256 syf.··
2025 1. kitabı
Kitabı genel olarak sevdim ama daha yapısal bir şekilde anlatılabilirdi diye düşünüyorum. Biraz dağınık ele alınmış gibi. Bir şeyleri atlamıyorsam kitap içeriği şu şekilde: Erich Fromm önce rüyaların içerdiği sembol dilinden bahsediyor, sonra Freud ve Jung'un rüya yorumlarını ve beraberinde kendi yorumlarını belirtecek şekilde ilerliyor. Daha sonra tarih boyunca rüyaların tarihsel figürler ve filozoflar tarafından nasıl yorumlandığını aktarıyor, bu kısmı biraz sıkıcı buldum açıkçası. Ama rüyalar üzerine detaylı çalışmalar yapan kişiler için güzel kaynaklar içeriyor kesinlikle. En sonda da mitlerin de (ki bunlara dini metinler dahil) rüyalar gibi sembolik manalar içerdiğini aktarıyor ve kendi yorumlarını belirtiyor. Fromm'un genel olarak rüyalara bakış açısını merak ettiğim için bu kitap benim için güzel bir kaynak oldu. Rüyalarla ilgili olarak Fromm, ne Freud'un belirttiği gibi sadece irrasyonel, libidinal, hazza yönelik dürtülerin bilinçdışına sembolik yansıması olduğu çıkarımını yapıyor (ki bazı rüyalar cidden bu yönde ama hepsi değil), ne de Jung'un öne sürdüğü şekilde her şeyi kapsayan bir bilinçdışı (kollektif) olduğu, bilinçdışında kendine özgü bir amacın bulunduğu ve rüyaları da bununla uyumlu sembolik olarak yönettiği gibi bir çıkarım yapıyor. İnsanda toplumsal baskılardan vs. sıyrılmış, egodan farklı çıkarımlar yapabilen bir bilinçdışı katmanı olduğu ve bu bilinçdışının bize bazen geri bildirimlerde bulunabileceğini söylüyor. Ben kendi naçizane tecrübelerimle de kendisini haklı buluyorum. Mitlerle ilgili anlatımlarında ataerkillik ve anaerkillik üzerine ciddi şekilde bir vurgu yaptığını gördüm. İnsanlığın ilk dönemlerinde anaerkil bir toplum düzeninde olduğu ve daha sonra ataerkil bir forma dönüştüğü biliniyor. Ben bunun dinlere yansıması olduğunu, dini
Psikoloji
Rüyalar, Masallar, MitlerErich Fromm · Say Yayınları · 2017784 okunma
10/10
·352 syf.·
2025 154. kitabı
Mitolojiye merak sardığım bir dönemde, bir arkadaşımda tesadüfen rastladığım bu kitabı okumak için ödünç aldım. 3 yıldır bende olan bu kitabı nihayet bitirdim ve artık iade etmeliyim. Bu kitabı çok uzun bir sürede okumanın nedeni çok kapsamlı ansiklopedik bir kitap olmasıdır. Her satırı bilgi dolu olduğu için çok yavaş okudum ve bazı zamanlarda uzun süre ara verip yeniden devam ettim. Kitap renkli resimli, ciltli ve kuşe kağıda basılmış dizaynı harika bir kitap. Bilgiler etkileyici, fotoğraflar ve çizimler son derece kaliteli. Tüm kıtalardaki efsane ve mitler anlatılmakla kalmamış, kıtalar da alt bölgelere ayrılarak detaya inilmiş. Örneğin Amerika kıtası; Kuzey Amerika, Mezo-Amerika, Karayipler ve Güney Amerika başlıklarıyla bölgeler şeklinde anlatılmış. Sayfa düzeni olarak ön bilgi, mitlerin hikâyesi, karakterlerin tanıtımı ve efsaneler, ayrı çerçeveler içinde ve görsel bakımdan çok zengin bir biçimde düzenlenmiş. Tüm dünya efsane ve mitlerini merak edip okumak isteyenler için bu kitap biçilmiş kaftan. Her ne kadar mitoloji ve efsanelerde gerçeklik payının bulunmadığını düşünsem de insanlık tarihinin bu yönünü bir edebiyat kültürü olarak algıladığımı belirtmek isterim. İyi okumalar.
Efsaneler ve MitlerPhilip Wilkinson · Alfa Yayıncılık · 2020164 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
7/10
·104 syf.··
2025 47. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 18 Mayıs 2025 18:25
Herkese merhaba, #yeşilkuytuserisi ilk kitabı olan #emilyteshden #korudakigümüş ile geldim. ikinci kitabı #drownedcountry aralık ayında çıkacakmış. ancak yine de baya ara verildi ikinci kitabın gelmesi için. çünkü kitap 2021 yılında basıldı bu arada#ithakikapsül serisine ait bir kitap ve çok güzel bir baskısı var iç sayfalardaki yapraklara bayıldım. #thegreenhollowduology serinin esas ismi ve doğaya aşıkların ekstra seveceği bir kitap. ormanın kalbinde büyüyen bir yalnızlık, gölgelerde filizlenen bir aşk Yeşil Kuytu ormanı, sıradan bir yer değil. Ağaçların arasında unutulmuş hikâyeler, toprağın altında gömülü mitler dolaşıyor. Bu ormanda Tobias Finch yaşıyor. Ama o bir adamdan fazlası. Ormanın koruyucusu, yaşayan bir efsane, doğayla iç içe geçmiş biri. Yalnızlığı ve sessizliği, yüz yıllık bekleyiş gibi. bir meşenin altında kulübesinde kedisiyle birlikte yaşıyor tabi ona arkadaşı Böğürtlen Çalısı (dryad) da eşlik ediyor. yağmurlu bir günde yakışıklı Henry Silver çıkageliyor. Genç, meraklı, halk hikâyelerine tutkun biri. Yeni malik olarak Greenhollow’daki evi devralıyor ama aslında çekildiği şey ormanın kendisi — ve belki de Tobias. Henry’nin gelişiyle ormanın dengesi sarsılıyor, geçmişten gelen bir tehdit yeniden canlanıyor. İkisi, gölgelerin içinden geçerek hem ormanı hem de birbirlerini kurtarmaya çalışıyorlar. : Karakterler: Tobias – sıradan biri değil. O bir *Green Man*, doğanın ruhu. Sessiz ama güçlü. Her adımı toprağın hafızasında iz bırakıyor. Henry – parlak zekalı, duygusal olarak savunmasız, kitaplarda aradığını ormanın kalbinde bulan bir genç. İlişkileri, çarpıcı biçimde yavaş ilerliyor. Sessiz bir çekim, dikkatli bir merak, sonra gölgelere karşı birlikte yürüyen iki yalnız ruh. : Atmosfer ve Mitler: Emily Tesh’in ormanı canlı bir organizma gibi. Ağaçlar
Korudaki GümüşEmily Tesh · İthaki Yayınları · 2021201 okunma
Puan vermedi·76 syf.··
2025 7. kitabı
İnsan aklı bilinmeyeni tolere edemez. Korkuyu, ölüm fikrini, varoluşun saçmalığını açıklamak için efsaneler, söylentiler, dinî mitler, tabu köy anlatıları yaratır. Köyde “kimse kalmadı, orası lanetli” inancı da aslında anlam arayışıdır. Aynı dinlerde olduğu gibi: bilinmezliği açıklama, korkuyu yönetme çabası. Yaşar Kemal burada büyük bir felsefi ironi yapar: Gerçeklik bilinmezdir. İnsan dayanamaz, kendi anlamlarını (dini, söylentiyi, efsaneyi) icat eder. Postacı ise bu anlamlara rağmen yaşamak ve yürümek zorundadır. Cesareti budur. Bu, varoluşçuluğun tam karşılığıdır. Jean-Paul Sartre’ın dediği gibi insan dünyaya fırlatılmıştır ve ne yapacağını, ne olacağını bilmeden yaşamak zorundadır. Bu roman, varoluşçu edebiyatın Türkiye’deki en saf ve kusursuz örneklerinden biridir.
Tek Kanatlı Bir KuşYaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 201911,2bin okunma
5/10
·416 syf.··
2025 15. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 04 Mayıs 2025 20:41
Kutsal alıntı olarak bilinen mitolojilerin tarihsel sürecini anlatan geniş yelpazeye kısa kısa değinen bir eser. Alt başlıklar olarak verilen mitler: Antik Mısır Mitleri Mezopotamya Mitleri Antik Yunan Mitleri Antik Roma Mitleri Kelt Mitleri İskandinavya Mitleri Kuzey, Orta ve Güney Amerika Mitleri Afrika Mitleri Okyanusya Mitleri Çin Mitleri Japonya Mitleri Hindistan Mitleri Dinler Mitolojilerin sistemleştirilmiş halleri olduğundan ortak hikayeleri mevcut. Örneğin ''Büyük Tufan'' gibi. Büyük Tufan; Mezopotamya Mitleri (64) Kuzey Amerika Mitleri (242) Meksika ve Orta Amerika Mitleri (260) Hindistan Mitleri (378) Ya da insanların kilden (toprak, çamur) yaratılması gibi. Çok fazla hikaye olduğundan daha da detaylandırılması bu seriyi aşardı. Oyunlarda ve filmlerde gördüğümüz kahramanların mitolojik yönlerinin kısa anlatımında vakit geçirilebilecek bir kitap.
Dakikalar İçinde MitolojiNeil Philip · Kronik Kitap · 2022973 okunma
Evcilleşmek mi, hatırlamak mı istiyoruz?
9/10
·538 syf.··
2025 57. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 09 Mayıs 2025 14:03
"Kadın, ne zaman kendi sesine kulak vermekten vazgeçti?" Belki de asıl soru bu. Ve bu kitap, işte bu sorunun peşine düşüyor. Kadınların bastırılmış, unutulmuş ya da sindirilmiş içgüdüsel güçlerini, mitler ve masallar üzerinden yeniden su yüzüne çıkarıyor. Ama bu bir “kişisel gelişim kitabı” değil. Bu bir hafıza kazısı. Kendi içindeki kadim sesi, o vahşi kadını yeniden duyabilme çağrısı. Kitap boyunca, her bölümde başka bir kadının hikâyesi var gibi görünse de aslında anlatılan hep aynı kadın: ben, sen, biz... Kendi gücünü yitirmiş, koşmayı unutan, ama bir yerlerde hâlâ toprağın kokusunu, rüzgârın yönünü bilen o kadın. Masallar, bu kitapta birer çocukluk hatırası değil; tam aksine, kadının ruhsal haritası haline geliyor. Estes’in “vahşi kadın” dediği figür, aslında hepimizin içinde doğduğu hâliyle var olan ama toplumsal rollerle törpülenmiş öz benliğimiz. Kitabı okurken sadece bir şey öğrenmiyorsun; hatırlıyorsun. Hatırladıkça canın yanıyor. Ve bu acı, yalnızca geçmişin değil; bugünün de aynası. Hangi kadın çocukken içgüdülerini bastırmadı? Hangi kadın “fazla” olduğu için susturulmadı? Fazla duygusal, fazla yüksek sesli, fazla istekli, fazla düşünceli… Kitabın dili akademik gibi görünse de alt metinleri o kadar derin ki, bazı sayfalarda durup düşünmek kaçınılmaz oluyor. “Ben ne zaman kayboldum?” sorusunu sormadan geçemiyorsun. Ama aynı zamanda şunu da fısıldıyor kitap: Kaybolduysan, bulunabilirsin. Belki de en önemlisi şu: Bu kitap bir “kurtuluş reçetesi” sunmuyor. O bizim işimiz. Ama aradığın yolu bulman için pusulayı veriyor eline. Yeter ki dinlemeyi seç.
Edebiyat
Kurtlarla Koşan KadınlarClarissa P. Estes · Ayrıntı Yayınları · 202110,7bin okunma