6/10
·200 syf.··
2025 6. kitabı
·
46 günde okudu
·
Okunma: 03 Nisan 2025 01:05
Ne kadar söz varsa dert ve keder doğurur. Keşke insan hiç konuşmasa! İşte bu sözler, bu kitaptaki halkı anlatan en iyi sözler bence. Kitap okurken kendimi unutup kitaba dalmayı severim. Ama bu kitapta bunu yapmak pek mümkün olmadı. İlk 100 sayfasını okuyup anlamaya çalışmak çok yordu beni. Bazı betimlemeler, mitler okuyucu zorlamaktan başka bir şeye yaramamış maalesef. Yazar daha çok karakterlerin iç dünyasına odaklanmış. Okura bunu hissettirmek için gereğinden fazla betimleme ve süslü bir dil kullanmış. Anlatımı zenginleştirmek için mitleri olaylarla harmanlaması bazen "Ben ne okuyorum, mit mi roman mı?" diye kitabı sorgulama neden oldu. Olaylar çoğunlukla durağan. Karakterlerin bazı hareketlerini anlamak zor. Sanki sırf mite yer vermek için araya olay sokulmuş gibi. Yazarın asıl anlatmak istediği ise ne dışlananlar ne de mitler: toplum. İnsanların kendi günahlarını başkalarında görme eğilimleri. Böylece kendilerini aklayacak, bir günah keçisi ilan edecek ve bu keçiyi uçurumdan atıp tertemiz olacaklar. Ne kadar okumakta zorlansam da İsrafil'in hayatına girdiğim için mutluyum. Kitabı okuyacak olanlara tavsiyem, olay akışından ziyade karakterlerin içsel betimlerini okuyacaklarını bilerek başlasınlar kitaba.
2020 Okuma Raporları
AhrazDeniz Gezgin · Can Yayınları · 20195,7bin okunma
Puan vermedi·538 syf.··
2025 21. kitabı
·
29 günde okudu
·
Okunma: 31 Mart 2025 11:58
Kadın ruhunun derinliklerine inen, mitler, masallar ve arketipler aracılığıyla kadının özünü hatırlamasına rehberlik eden bir kitap: Kurtlarla Koşan Kadınlar. Clarissa Pinkola Estés, bir analist, şair ve anlatıcı olarak kadınların içgüdüsel doğasını keşfetmeye, onların unutturulmuş veya bastırılmış vahşi yanlarını yeniden uyandırmaya çalışıyor. Kitap, farklı kültürlerden gelen masalları ele alarak bunları kadın psikolojisiyle ilişkilendiriyor. Her hikaye, kadının yaşam döngüsüne dair bir kesit sunuyor: aşk, yaratıcılık, kayıp, dönüşüm, içgüdülerin bastırılması ve yeniden doğuş… Estés, kadının doğayla olan bağını, onun içsel bilgelik ve sezgiselliğini hatırlaması gerektiğini anlatıyor. Beni en çok etkileyen bölüm “Özel Araziyi Belirlemek” oldu. Bu bölüm, kadınların sınırlarını çizebilme, kendilerini koruyabilme ve öz değerlerini savunabilme gücü üzerine yoğunlaşıyor. Birçok kadın, kendinden vermeyi fedakarlık olarak görerek içsel alanlarını ihmal edebiliyor. Oysa ki, sınır belirlemek bir başkaldırı değil, kendine duyulan saygının bir yansımasıdır. Kurtlarla Koşan Kadınlar, kolay okunabilecek bir kitap değil. Anlatımı yoğun, içerdiği kavramlar derin. Ancak her satırı, her hikayesi üzerinde düşünülmesi gereken bir içgörü sunuyor. Eğer kadın ruhunun derinliklerine dalmaya, kendi içsel sesini yeniden keşfetmeye ve içgüdülerine güvenmeyi öğrenmeye hazırsan, bu kitap tam da sana göre. Sonuç olarak, bu eser kadınlar için bir rehber niteliğinde. Bizi biz yapan, doğamıza ait olan vahşi, özgür ve sezgisel tarafımızı hatırlatan bir çağrı. Ve belki de en önemlisi, bize kendi içimizdeki kurtlarla koşmayı öğretiyor.
Kurtlarla Koşan KadınlarClarissa P. Estes · Ayrıntı Yayınları · 202110,7bin okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Papirüs
8/10
·504 syf.··
2025 567. kitabı
Irene Vallejo'nun "Papirüs: Antik Dünyada Kitapların İcadı" (El infinito en un junco)Vallejo, bu kitapta antik dünyadan günümüze kitapların, kütüphanelerin ve yazının epik yolculuğunu anlatır. Tarih, edebiyat, felsefe ve kişisel denemeleri harmanlayarak okuru, medeniyetin temel taşlarından biri olan "yazılı kültür"ün doğuşuna götürür. Eser, sadece bir tarih kitabı değil, aynı zamanda kelimelere ve kitaplara adanmış bir aşk mektubu niteliğindedir. Temel Temalar ve İçerik 1.Yazının Doğuşu ve Devrimi: - Papirüs rulolarından parşömenlere, kil tabletlerden kodekslere (ilk kitaplara) uzanan teknolojik ve kültürel dönüşüm. - Yazının, bilgiyi ölümsüzleştirme çabası ve insanlığın "unutma korkusu"na karşı verdiği savaş. 2.Kütüphaneler: Bilginin Tapınakları: - İskenderiye Kütüphanesi’nin efsanevi hikâyesi, kitap avcılığı yapan gezginler ve bilginin sınırları aşma çabası. - Kitapların yakılması, sansürlenmesi ve direnişi (örneğin, antik dönemdeki diktatörlerin kitaplardan duyduğu korku). 3.Kitapların Sosyal ve Siyasi Rolü: - Kitapların iktidarlarla çatışması, fikirlerin yasaklanması ve direnişin sembolü olarak metinler. - Antik Yunan’da tragedyaların halk üzerindeki etkisi, Roma’da şiirin politik gücü. 4. Edebiyatın Evrenselliği: - Homeros’tan Sappho’ya, Virgil’den Augustine’e kadar antik yazarların günümüzle şaşırtıcı benzerlikleri. - Hikâyelerin insanlığı nasıl birleştirdiği ve kültürlerarası diyaloğun kökenleri. Güçlü Yönler -Şiirsel Dil: Vallejo, akademik bir tarihçiden çok bir öykü anlatıcısı gibi yazıyor. Cümleleri adeta bir roman akıcılığında ilerler. "Kitaplar, rüzgârın savurduğu tohumlar gibi, fikirleri kıtalar ötesine taşıdı." -Disiplinlerarası Yaklaşım: Tarih, mitoloji, arkeoloji ve kişisel
Alıntı
PapirüsIrene Vallejo · Bilgi Yayınevi · 2023360 okunma
4/10
·272 syf.··
2025 3. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 28 Mart 2025 04:50
Malesef hiç beğenmedim. Çünkü kitabi bir türlu anlayamadım. Yazar surekli konudan konuya atlamiş. Bu da hikayede bir kopukluk yaratiyor. Fakat yazarın kurgu içinde kurgu barındırmasinı çok sevdim. Özelliklede anlatacaklarini mitler ve bilimsel yollarla harmanlayarak aktarması da çok iyiydi.Ve bazı tespitleri çok hoştu . 18e yakin yerin sayfasina postit bıraktım. Kitap bulgarların yaşadiğı kötü olaylara tepki niyetinde yazılmış. Yazar bu aktarımıda gayet edebi bir uslüpla ve metaforlarla anlatmış. Malesef bana hitab etmeyen bir yazar oldu. Bu yüzden 4 puan veriyorum. 24 yaşındayım belkide uygun olmayan bir yaşta okudum ilerde bir şans daha verebilirim. Bilemiyorum.
Hüznün FiziğiGeorgi Gospodinov · Metis Yayınları · 20171,482 okunma
3/10
·176 syf.··
2025 14. kitabı
İnkalar, Şehirlerini ve kalelerini çoğunlukla And Dağları'nın yüksek kesimlerdeki dik ve sarp yamaçlara inşa etmişlerdi.Cuzco yukarılarındaki And dağlarındaki savaşçı kabilelerdiler.1532 yılında, iki kardeş Huascar ve Atahualpa arasındaki iç çekişmeler sonrasında, Francisco Pizarro önderliğindeki İspanyol işgalciler İnka bölgesini ele geçirmişlerdir. Bunu takip eden yıllarda İspanyollar tüm And bölgesindeki tek hakim güç konumuna gelmişlerdir. 1542 yılında Peru Valiliği'nin kurulmasına dek isyan eden İnkaları bastırmayı bilen İspanyollar, 1572 yılındaki Vilcabamba'daki son İnkaların direnişinin de yıkılması ile İnka medeniyetini bitirmiş oldular. İnka toplumu çok sıkı bir hiyerarşik düzen içindeydi. Birçok değişik toplum kademeleri vardı ve bu kademelerin en üstünde Sapa (Baş rahip ve yönetici) ve ordu kumandanı bulunuyordu. Manco Capac, hem Perudaki İnka Hanedanlığı'nın hem de Cuzco'daki Cuzco Hanedanlığı'nın efsanevi kurucu lideridir. Bu efsanevi karakterin hakkındaki mitler ve tarih oldukça karmaşıktır. Manco Capac'ın doğumu ve Cuzco ile ilgili efsaneleri özellikle çok karışık ve çeşitlidir. Bir efsanede Tici Viracocha'ın oğlu olarak yer alırken bir başka efsanede ise Titicaca Gölü'nün derinliklerinde güneş tanrısı Inti tarafından çıkartılıp yeryüzüne getirilen bir kahramandır.İnkaların çok tanrılı bir dinleri vardı. Yaratıcı konumunda bir tanrı ve onun yarattığı birçok başka tanrı vardı. Toprak, deniz, güneş ve ayı temsil eden tanrılar da vardı.Viracocha - Yaratıcı Tanrı İnti - Güneş Tanrısı Mama Quilla - Ay Tanrıçası İlyapa - İklim Tanrısı
İnkaAli Narçın · Siyah Beyaz Yayınları · 201477 okunma
Puan vermedi·168 syf.··
2025 3. kitabı
Ahh nereden başlasam bilemiyorum.. Çünkü ana kahraman olan çocuğun hüznününü hâlâ kalbimde taşıyorum. Çocuk diyorum çünkü kahramanın adı bile yok, yalnızca çocuk. Öncelikle Aytmayov'un bu eserini okurken kendimi yer yer Orta Asya'nın kırlarında, yer yer dağlarında bir atın üzerinde gibi hissettim. Mitler, halk hikayeleri, destanlar kurguyla öyle güzel bütünleşmiş ki kitap bir çırpıda bitiverdi, keyifle okudum. Henüz okumamış olan insanlar olacağı için spoiler vermiyorum ancak sonunun kötü bitmiş olması ve kitapta kötülerin kazanıyor görülmesiyle birlikte içimdeki haksızlık hissine kapılıp üzüldüm ve öfkelendim. Ancak kitabın sonundaki yazarın açıklamasını okuyunca, yazarın amacına ulaştığını öğrendim. Yazar, sanatın insanın üzerine olan görüşlerinden şu şekilde bahsediyor. "Doğru sanat insanı derin düşüncelere sürüklemeli, insanı sarsmalı, insanda acıma duygusu uyandırmalı, kötülüğü protesto etmeli ve insanı üzünmelidir." Bu görüşü onaylıyor, anlıyorum. Ve diyorum ki bu kitapta olanlara karşın vicdanımız sızlıyorsa, çocuğun ellerinden tutup ona sarılmak istiyorsak, evet. İyilik ve adalet kazanmıştır.
Edebiyat
Beyaz GemiCengiz Aytmatov · Ötüken Neşriyat · 202387,6bin okunma