‘Vermek isterim ama verdiklerim yerini bulmalı, değmeli.’ der durursunuz.
Oysa meyve bahçenizdeki ağaçlar ve çayırlara saldığınız hayvanlar böyle söylemiyorlar.
Onlar yaşamak için veriyolar; çünkü vermezlerse ölür, yiterler.
Şarkı söyleyin, dans edin, eğlenin birlikte ama ikinizin de birer yalnız olduğunu unutmayın,
Çünkü lavtadan dağılan müzik aynı ama nağmeleri çıkaran teller ayrıdır.
Oğuz Atay’ın 13 Aralık 1977’de öldüğünü bildiğimiz için okurken adım adım ölümüne yaklaştığını hissettim hep. Bence Oğuz Atay günlüğünün bir gün okunacağını düşündüğü için duygularını açmamış pek, genelde yazacağı kitaplarla ilgili notlar var duygularına az yer vermiş. Hatta bence Tutunamayanlarda kendisini daha çok ifade etmiş (tabi karakterler üzerinden) ve son olarak kitabın sonunda ona ait fotoğraflar var. Keşke kızına yazdığı mektubu incelememe ekleyebilsem, babaların kızlarını böyle önemsemesi hep farklı hissettirmiştir bana