'Yolun açık olsun…
Ben bunu ilk kez yürekten söyledim.
Ve ben bunu ilk kez böyle yürekten söyleyince;
“yolun açık olsun”
Bir dua niteliği kazandı.
Kalbim barıştı seninle böylece
Herkes ettiğini bulur;
ben de, sen de…
Bu hep böyle.
Ne çıkar ben bir kapıyı açsam…
Açmasam ne çıkar?.. Çarpıp gitsem?
Ardındaki odalar çoktan yitmiş,
Kapılar yansa, ne çıkar…
Benim şu hayatta yaptığım en iyi ikinci iş;
-ki beni bilirsin kendimle ilgili çok hoş düşüncelerim yoktur
benim şu hayatta yaptığım en akıllıca iş;
Oltamın ucuna, uçurtma takıp
Gökyüzü avlamaktır.
Benim şu hayatta yaptığım en iyi sonuncu iş;
Kafamı duvarlara çarpıp çarpıp,
nihayet anlamaktır.
Diyeceğim o ki;
Kan revan bir ahmaklıktır…
Benim şu hayatta yaptığım en iyi üçüncü iş.
Ne çıkar sarsan yaramı ?
Sarmasan, öldürsen ne çıkar…
Kitap sonundaki söyleşide tarihi dekor olarak kullanarak insan psikolojisinin derinliklerine inmeye çalıştım diyor yazar. Bence tam tersini yapmaya çalışmış. Psikolojiyi dekor olarak kullanıp zihnindeki Osmanlıyı vermeye çalışmış. Zaten dönem olarak en sorunlu dönemlerden birini seçmiş. Üstüne de bazı oryantalist tarihçileri referans alarak abartma ve iftiralarla bezemiş. Ortaya tarih bilmeyenlerin, araştırmayanların Osmanlı algısını olumsuz etkileyecek bir metin çıkmış. Konstantiniyye Oteli'ndekine benzer bir anlayış. Tarihi roman olarak Livaneli'den okuduğum son roman. Keşke tarihi roman yazmasa diyeceğim ama halihazırda yazmış, yayınlamak için uygun zamanı bekliyormuş. Hem de Abdülhamid kitabı, eyvah eyvah. Okumak iptiladır, müptelalara selam olsun!
Okuduklarıma göre Livaneli sıralamam:
1. Serenad
2. Kardeşimin Hikayesi
3. Son Ada
4. Leyla'nın Evi
5. Huzursuzluk
6. Bir Kedi, Bir Adam, Bir Ölüm
7. Engereğin Gözü
8. Konstantiniyye Oteli