Winston’ın yaşananlara verdiği tepkiler tutarlıdır. Bu sayede kitabın yarattığı dünyanın içine girmek ve karakterlerle birlikte o evrende hava solumak mümkündür. Kitabın etkisini daha da arttıran bu durum, 1984’ün ne kadar iyi bir kitap olduğunun bir diğer göstergesidir.
1984’ü bu kadar popüler yapan duygu, insanların hissettiği gelecek kaygısıdır.Bugün sokakta karşınıza çıkan insanlara dünyanın içinde bulunduğu durum hakkında ne düşündüğünü sorsanız oldukça karamsar cevaplar alırsınız. 1984, o karamsarlıkların vücut bulmuş halidir. O yüzden onu okurken bugünü ve geleceği okuduğumuzu düşünürüz.
Devletlerin kontrolü ellerinde tutmak adına sertleştiği bir dönemde yaşıyoruz. Bu davranışları distopik eserlere duyulan ilgiyi doğal olarak arttırıyor. Distopya türünde George Orwell’in 1984’ü ve Aldous Huxley‘in Cesur Yeni Dünya‘sı edebiyat dünyasında baş yapıt seviyesinde görülen eserlerdir.
Eğer henüz 1984’ü okumadıysanız, George Orwell’in resmettiği karanlık geleceği solumanızı öneriyorum. Bir kısmımız şu anda o gelecekte yaşadığımızı düşünüyor olabilir. Bu da insanlar üzerindeki baskının yıldırıcı boyuta geldiğinin bir ispatıdır.
Bir umut var mı sorusuna George Orwell’in cevabını 1984’ü okuyup öğrenebilirsiniz. Bana soracak olursanız, güneşin doğduğu her gün yeni bir umut demektir.