Mona Roza
Puan vermedi·250 syf.··
2025 32. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 27 Aralık 2025 09:38
Kitapta Mona Roza'nın gerçek hikayesi ve Sezai Karakoç un aşkı bir tanık tarafından anlatılıyor. Kitapda gerçek yaşamdan alınmış hikayelerde var. Yazarın kelime seçimleri çok hoşuma gitti. Ağır bir dil değil ama etkileyici bir anlatım. Musa hocam bazı etkinliklerde bir araya geldiğim bir yazarimizdir. Yüregine kalemine sağlık olsun ...
Tek GülMusa Yaşaroğlu · Üçüncü Yeni Yayınları · 202416 okunma
Mona Roza'nın Hikâyesi Tek Gül
Puan vermedi·250 syf.··
2025 49. kitabı
·
23 saatte okudu
·
Okunma: 24 Aralık 2025 11:52
Tek Gül 'ün merkezinde Sezai Karakoç 'un hafızalara kazınan şiiri "Mona Roza" yer alıyor. Mona Roza 'nın hikâyesine dair detayları,biraz uğraş verdikten sonra öğreniyoruz. Elbette her şey bunlarla sınırlı kalmıyor. Mona Roza 'nın hikâyesi içinde başka hikâyelere daha davet ediliyoruz. İki hikâyenin iç içe girdiği sayfalar arasında okuma yolculuğumuz devam ediyor. Mona Roza 'nın hikâyesi, başka hikâyelerin güç aldığı ve hayatların şekillendiği hikâyelerden biri oluveriyor. Mona Roza, eserin merkezinde yer alsa da başka hikâyelerinde - toplamda on ayrı öykü var -okurla buluştuğu eserlerden biri Tek Gül. Başka izleklerin çevresinde şekillenen hikâyelerden bahsediyoruz. Kimi zaman imkânsızlıklar,yaşanabilecek güzel ânları ertelemeye sebep oluyor kimi zamanda şartlara göre hayatlar şekilleniyor. Başka bir hikâyede ise başka olaylar veya durumlar var. Ne de olsa herkesin hayatı farklı, tıpkı parmak izlerimiz gibi. Bir şeyler kaleme almaya başladıysanız ve artık bu düzenli bir hâl aldıysa - hiç şüphesiz - yazmayınca her şey altüst olmuş gibi hissedersiniz ve içinizi sıkıntı kaplar. En önemlisi de bu sorunla başa çıkmayacak gibi hissedersiniz. Bu sıkıntıya ve çabaya yakından şahit oluyoruz. Eserde öğretmenliğe dair sımsıcak bir hikâye de yer alıyor. Hikâyenin de ötesinde, öğretmene verilen değer hikâyeyi başka bir boyuta taşıyor. Öğretmene verilen değere gıptayla bakıyoruz.Bunlar ve nicesi karşılıyor okuru. Eserin merkezinde şiir yer alır da şiirlerden söz açılmaz mı? Sadece şiirler de değil.Şarkılar, türküler de var. Tüm bunlar var ama hatırlatmaların önemli bir yere sahip olduğunu da söylemeden geçmek olmaz. Kimi zaman dizeler kimi zaman şarkı sözleri yer alıyor. Hatırlatmalar da geçmişi unutturmama/ hatırlatma görevini üstleniyorlar. Bunların yanı sıra günümüze dair
Tek GülMusa Yaşaroğlu · Üçüncü Yeni Yayınları · 202416 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Puan vermedi·93 syf.··
2025 731. kitabı
Sebeb Ey: Bir Şairin Vahiyle Dalgalanan Dizeleri Erdem Bayazıt, 1939 Kahramanmaraş doğumlu bir "şehir şairi" olarak, Türk edebiyatının manevi damarlarından birini temsil eder. Tıp eğitimi alırken kalemini kuşanan Bayazıt, Sezai Karakoç'un izinden giderek, İslamî tefekkürle yoğrulmuş bir şiir evreni kurmuş; "Yedi Güzel Adam"ın o sessiz fırtınası, 1980'lerin darbesinde hapsedilmiş, ama dizeleriyle özgür kalmış. Sebeb Ey (1984, Yağmur Dergisi Yayınları), onun en olgun meyvelerinden: 120 sayfalık bu şiir kitabı, adını Bakara Suresi'nin "Sebeb eyyühe'llezine âmenû" (Ey iman edenler!) hitabından alır. Bayazıt, burada bir şair değil, bir müezzin: Vahyin çağrısını, modern insanın yalnızlığına bir ezan gibi salıyor. Kitap, üç ana bölümden akar: "Sebeb Ey" (çağrı şiirleri), "Yolcu" (yolculuk temalı dizeler) ve "Şehadet" (tanıklık marşları). Bu, sadece lirik bir demet değil; ümmetin nabzını tutan bir manifesto, Kudüs'ün hasretini Anadolu toprağına seren bir dua.Kitabın açılışı, "Sebeb Ey" ile bir tokat gibi iner: "Ey iman edenler! Rabbinizden korkun" emri, Bayazıt'ın kaleminde bir isyan olur. Şair, Mekke'nin taşlarını, Medine'nin hurmalarını dizelere taşır; faiz ayetlerinin zulmünü, cihatın çağrısını bugünün tüketim tapınaklarına uyarlar. "Riba'nın gölgesinde solan gül" imgesi, kapitalizmin ruhsuzluğunu deşer – Seyyid Kutub'un tefsirlerini andıran bir keskinlikte. İkinci bölüm, "Yolcu", Bayazıt'ın seyyah ruhunu yansıtır: Hicret yolunda bir deve gibi sarsılan benlik, "Kervan yollarda, yıldızlar rehber" diye fısıldar. Burada, Erdem'in Maraş sokaklarından Filistin çöllerine uzanan bir köprü var; anne hasretiyle Peygamber özlemi iç içe, "Annemin duası, Resul'ün nuru" gibi dizelerle yürek yakar. Üçüncü kısım, "Şehadet", kitabın zirvesi: Bayazıt, tanıklığı bir "kalkan" yapar; zulme
Edebiyat
Sebeb EyErdem Bayazıt · Akabe Yayınları · 1979107 okunma
Puan vermedi·48 syf.··
Beğendi
·
2025 38. kitabı
Sezai Karakoç’un "Monna Rosa - Şiirler 1 (İlk Şiirler)" adlı kitabı, Türk edebiyatının en önemli eserlerinden biri olarak kabul edilir ve özellikle Karakoç’un gençlik yıllarında yazdığı, derin duygusal ve sanatsal içeriğiyle dikkat çeken şiirlerini içerir. Kitap, 1998 yılında Diriliş Yayınları tarafından yayımlanmış olup, Karakoç’un 1950’li yıllarda kaleme aldığı ilk şiirlerini bir araya getirir. Kitabın en bilinen şiiri, adını da veren "Monna Rosa" (Türkçe telaffuzuyla "Mona Roza") şiiridir. Bu şiir, Türk edebiyatında "imkânsız aşk" temasıyla özdeşleşmiş ve akrostiş yapısıyla büyük yankı uyandırmıştır. Monna Rosa, Sezai Karakoç’un 19 yaşında, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde (Mülkiye) öğrenciyken yazdığı bir şiirdir. Şiir, Latincede “Tek Gül” anlamına gelir ve Karakoç’un sınıf arkadaşı Muazzez Akkaya’ya duyduğu platonik aşkı konu edinir. Şiirin en dikkat çekici özelliği, her kıtanın ilk harflerinin bir araya geldiğinde “Muazzez Akkayam” ismini oluşturan bir akrostiş olmasıdır. Şiirin Hikâyesi Aşk ve Reddiyeler: Sezai Karakoç, Mülkiye’de öğrenciyken Muazzez Akkaya’ya âşık olur. Ancak, Muazzez Akkaya, yaş farkı ve dönemin toplumsal normları nedeniyle (erkeklerin yaşça büyük olması gerektiği inancı) bu ilgiye karşılık vermez. Karakoç, aşkını şiirlerle ifade eder ve “Monna Rosa”yı kaleme alır. Cemal Süreya İddiası: Aynı dönemde, Karakoç’un yakın arkadaşı Cemal Süreya da Muazzez Akkaya’ya âşık olur. İki şair arasında, Muazzez’in gönlünü kazananın kazanacağı, kaybedenin ise soyadından bir harf eksilteceği bir iddia olduğu rivayet edilir. Cemal Süreya’nın, iddiayı kaybederek soyadındaki bir “y” harfini attığı ve “Süreyya”dan “Süreya”ya döndüğü söylenir. Ancak, bu hikâye Muazzez Akkaya tarafından doğrulanmamıştır. Mezuniyet Töreni Efsanesi: Popüler bir
Şiirler 1 - Monna RosaSezai Karakoç · Diriliş Yayınları · 202411,5bin okunma
Puan vermedi·100 syf.··
2025 44. kitabı
"Sonsuzun baskısından yassılaşmış bir levha: zaman" Mona Roza şiiriyle zaten kendi Leyla ve Mecnun'unu yazmıştı Sezai Karakoç ama sanırım kendi hikayesiyle yetinemedi. Dev divan şairlerinin ısrarla tekrar tekrar yazdığı ve her unutulmaya yüz tuttuğunda yeni baştan inşa edilen bu binayı bir kez de kendisi imar etmek istemiş üstad. Eeee yol zorlu tabii! Zaten Sezai amca da bu zorluğu, modern mesnevisinin mısra aralarında dile getirmekten çekinmiyor. "Niçin kendini bu sarp yola vurdun Daha iyisini mi yazacaksın içtenlikte Fuzuli'den Daha ileri mi gideceksin hayalde Nizami'den Daha derine mi ineceksin Cami'den Çağın geçerakça konuları dururken Bu ateşten işe giriştin, neden?" Okuyacaklar merak etmesin, bu" Neden? " sorusunun cevabını da veriyor şairimiz mesnevisinde. Onun cevabını, okurları ondan alsın. Ben başka bir kısmını alıntılayayım mesnevinin, kendi cevabımı vermek için. "... söz ve yazının yerini tuttuğu O yaşanmayan anlar sarmıştı ufku Şairler yaşayamadıklarını yazarlar Ama o yazılacak olanı yaşarlarsa susarlar Dil kımıldamıyor ağız kapalı Kalem cepte küf tutmuşcasına saklı." Evet, ben bu bentte arıyorum Sezai amcanın mesnevisindeki gizi. Şairler yaşayamadıklarını yazarlar, diyor. Yaşarlarsa susarlar! Mona Roza'da yaşanamayanları yazmıştı şair ve yıllar sonra Leyla ile Mecnun'u yazma yolculuğunda, sanırım her adımı Mona Roza'nın sokağına çıktı. Hal böyle olunca da şiir tıkandı. Karakoç'un Leyla ile Mecnun mesnevisi Fuzuli' nin mesnevisiyle aynı istikamette başlar fakat hızı çabuk kesilir. Karakoç her ne kadar içtenlikte Fuzuli'yi arşa çıkartsa da sanırım ondan çok daha fazla yaralı olduğundan şiirine devam edemez. Uzun aralar verir bu yazım yolculuğuna. Geri döner zaman zaman lakin nafile. Mehmet Akif'in "Babam öldüğünde hakkında tek bir mısra bile yazamadım"
Leyla ile Mecnun - Şiirler VIISezai Karakoç · Diriliş Yayınları · 19801,899 okunma
ACZ
10/10
·136 syf.··
Beğendi
·
2025 61. kitabı
…… “Sevmek” dedi,Poyraz… Leyla’yı öldüren Kays’a olan sevgisi değil miydi ? Peki ya Kays’ı mecnun eden ? Neydi “Mona roza” yı yazan kalemin malikini o tek gülden caydıran,Acz’ı bu denli anlaşılmaz kılan ? …….. Yıllar önce yazdığım bir şiirden alıntı. Acz benim için Türk şairleri arasında ayrı bir yerdedir.Kalemi bir çok insan tarafından eleştirilse de benim “şiir ve şair” anlayışımda çok sağlam bir zeminde var olmakta kendisi. Acz hakkında merak ettiğim ve bende her zaman bir merak konusu olarak kalan şu konuya değinmeden edemeyeceğim.Karısı bir gün ona “bana hiç şiir yazmadın” diye serzenişte bulunması üzerine Acz karısına bir şiir yazar ancak karısını bu şiiri beğenmez. Acz geleneklerine bağlı bir kişilikti,belki de sevdiği başka bir kadın vardı ancak ona kavuşamadı yazdığı o anlaşılması güç tüm şiirleri belki de ona yazmıştı.Kısacası yanındakiyle yaşamış ancak aklındakiyle ölmüştü.Kim bilir ? Bu sorunun cevabını hiçbir zaman öğrenemeyeceğiz … Yedi Güzel Adam Cahit Zarifoğlu
Şiir
Yedi Güzel AdamCahit Zarifoğlu · Beyan Yayıncılık · 202321,7bin okunma