İlk incelemenin verdiği mutluluk :)
7/10
·33 syf.··
2026 237. kitabı
Van Gogh benim için her zama ayrı ve özel bir sanatçı olmuştur. Düşünceleri, duygu dünyası çok gerçekçi ve net gelmiştir. Çok zorluklara rağmen yeni bir akımın öncüsü olmak, hastanedeyken bile tablo yapması acayip büyük bir değer. (Haftada 200 eser resmediyormuş). Empresyonistleri sevmemin sebebi, doğayla iç içe olmaları büyük ihtimalle. Mesela Monet'i de, eserlerini de çok severim. Bu eseri okurken, Debussy'nin eserlerini dinleyip okuyor ve not alıyordum çünkü Debuss'yi dinleyince, Van Gogh eserlerini dinliyormuşsunuz gibi hissettiriyor. Çünkü ikisi yakın dönem ve bakış açıları bir. Kitabın güzel yönü, sanatçının hayatına başlamadan önce o dönemde yaşanan gelişmeleri anlatması ve cidden bu güzel bir detay. Etkilendiği kişiler, eser analizi, dostlukları vs hepsi burda mevcut. Lakin eleştirmek istediğim nokta şu; Patates Yiyenler tablosunu göremedim ve bu bana göre Van Gogh'un en önemli ve işçinin değerini anlatan bir tablo. Bir diğer yönü ise, kitapta az detay vardı, van Gogh üzerine çok okuma ve araştırma yaptım, bundan dolayı olduğunu düşünüyorum. Ama eğer Van Gogh'u tanımak, eserlerini hissetmek istiyorsanız bu bu kitabını çokça öneririm. Okurken ne yordu ne zorladı. Yeni başlamak isteyen veya biraz tanımak isteyen kesinlikle herkes okumalı ve bence kütüphanede bulunması gereken bir eser. İyi ki varsın Van Gogh. - Herkese keyifli okumalar diliyorum.
Edebiyat
Vincent van Gogh Sanat ve DuygularDavid Spence · Alkım Yayınevi · 20009 okunma
8/10
·80 syf.··
2026 217. kitabı
Van Gogh benim için her zaman çok değerli bir ressam ve düşünürdü. Her ne kadar birçok kişi tarafından, kaba tabirle deli dense de bence Van Gogh mükemmel bir düşünceye Her zaman emekçilerin yanında oldu, onları çizdi ve çokça saygı suydu. Kendisi bir emekçi dostuydu ve bu da en değer verdiğim yönlerinden biri. ーー Kulağını deli olduğu için kesmedi, dostuyla birlikte planladığı bazı sanatsal işler yolunda gitmedi diye (ki bu arkadaşından kaynaklı hi sorundu) kulağını kesti. Veya deliler hastanesine deli olduğu için değil, kendisi istedi diye gitti çünkü ruhsal durumu iyi değildi, aşk, sevgi konularında yüzü gülmedi. Ama öldüğü zaman resimlerinin büyük yerlerde sergileneceğini ve dönemin ünlü ressamları (Monet) ve sanat eleştirmenleri tarafından çok iyi yorumlar alacağını bilmiyordu. -- Van Gogh empresyonizmin en iyi temsilcilerindendir ve doğayı çok içten ve duygularla resmeder. Van Gogh hakkında kaynak ve makale de okudum ve düşünceleri etkileyici ve özellikle bunu & Theo'ya Mektuplar kitabında çok hissettim. Orda sevginin ne kadar değerli olduğundan bahsediyor ve bence bunu bir de Van Gogh'tan okuyun. - Kitaba gelecek olursak, çok tatlı ve Van Gogh'un eserlerini yormadan anlatan bir kitap. Baskı kalitesi de çok iyi, başlıca birçok eserinden ve eser üzerinde ne anlatmak istediğine, resimdeki yormayan teknik detaylara da değiniyor. Etkilendiği ekollerden, ressamlardan, çalışmak istediği hocalar vb hepsini kısa ve yalın bir dille anlatıyor. Etkilendiği ve üzerinde çalıştığı ekollerden tutun, (ki bunun içinde Fransa'daki Barbizon ekolü var ve ressamlar için önemli bir mesele ve Van Gogh için daha önemli çünkü bunlar genel manzara üzerine kurulmuş bir ekol) birçok önemli sanat eserine değiniyor. Benim için hoş ve güzel vakit geçirdiğim bir eser oldu. - Herkese keyifli
Edebiyat
İşte Van GoghGeorge Roddam · Hep Kitap · 2016668 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·688 syf.·
2026 31. kitabı
“Sanat diye bir şey yoktur, yalnızca sanatçılar vardır.” Gombrich, bu sözüyle daha en başında, bizi kalıpların dışına çıkmaya davet ediyor. Sanatın tek bir tanımı yok, sabit bir şey de değil. Her dönem, insanların dünyayı nasıl gördüğüne göre şekilleniyor. Yani her sanatçı aslında dünyayı kendi gözünde anlatıyor. Mesela Orta Çağ sanatını “gerçekçi değil” diye küçümsemek yerine, o dönemin insanlarının gerçekliği nasıl algıladığını sorgulaması... Bu bakış açısı insanın düşünce biçimini değiştiriyor. Burada anlatılanlar bana John Berger’in "Görme Biçimleri " kitabını da hatırlattı. O da aslında görmenin sandığımız kadar basit olmadığını, baktığımız şeyleri bile öğrendiğimiz şekilde gördüğümüzü söylüyor. Kitap boyunca Antik Çağ’dan Rönesans’a, oradan modern sanata kadar uzanan süreçte her dönemi kendi şartları içinde örneklerle gösteriyor. Bu yüzden sanatın aslında kopuk kopuk değil, birbirine bağlı bir süreç olduğunu anlıyorsun. Mağara resimlerinden modern sanata kadar uzanan bir zincir gibi geliyor. Özellikle Sanayi Devrimi sonrası dikkatimi çekti. Çünkü bu noktadan sonra sanat sadece gördüğünü kopyalamaktan çıkıyor. Claude Monet ışığı yakalamaya çalışıyor, aynı manzarayı farklı saatlerde bambaşka çizmesi de bundan. Vincent van Gogh ise hissettiklerini koyuyor tuvale. Sonrasında Pablo Picasso ve Salvador Dalí ile birlikte sanat tamamen düşünce ve algı üzerine kurulu bir şeye dönüşüyor. Bence kitabın en net söylediği şey şu: Sanat sürekli değişiyor çünkü her dönem bir öncekinin bakışına bir şekilde karşı çıkıyor. Ve bu değişim, tek bir doğruyu değil, farklı görme biçimlerini ortaya çıkarıyor. Burada Gombrich aslında “sanatın hikâyesini” değil, bakışın değişimini anlatıyor. Yine de bana göre kitap bazı yerlerde hızlı ilerliyor, özellikle modern sanat kısmı. Biraz
Sanat
Sanatın ÖyküsüE. H. Gombrich · Remzi Kitabevi · 20171,129 okunma
6/10
·150 syf.··
2020 194. kitabı
Alain Bonfand’in yazmış Soyut sanat metni, açıkça söylemem gerekirse, tam bir hayal kırıklığı oldu. Soyut Sanat takdir edersiniz ki, yorumlanması çok zor bir türdür, keza bayıldığım da söylenemez. Resim sanatında fazla kişisel eserleri sevemiyorum, eser sahibinin yüklediği anlamı kendisi açıkladıktan sonra bir yere koyabiliyorum. Lâkin, muhtevası açıklanmamış binlerce tablo var. İlkin, Kandinsky, Maleviç ve Modrian gibi soyut resmin öncüleri ele alınmış. Kandinsky’nin soyut sanatı müjdeleyen, o muhteşem Monet tablosunu -Saman Balyası- gördükten sonra kıvılcımlar çaktığını, Modrian’ın neoplastizm akımının -ilkel renkler ve geometrik şekiller arasındaki ilişki- öncülüğünü yapması, Maleviç’in süprematizm -soyut geometriciliği- benimsemesi ve öne çıkarması... buraya kadar her şey güzel, fakat bir yerden sonra ipin ucu kaçıyor. Kitabın resimli anlatım olmaması -hele ki sanat kitabında ise- başlı başına bir sorun iken, art arda sıralanan isimler, Pollock, Rothko vs. gibi sanatçılar hakkında yazılanlar akılda tutulamaz bilgi yığınına dönüşüyor. New York’un modern sanatı çalma gibi önemli konunda dahi boş vermişlik söz konusu. Tavsiye etmiyorum.
Soyut SanatAlain Bonfand · Dost Kitabevi · 201518 okunma
8/10
·125 syf.··
2020 253. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 12 Nisan 2020 00:00
Sanatçılar serisine devam ederken, kronolojik ilerlediğimden, 19. yüzyıl sanatçıları ve empresyonistleri sırayla okuduğumu fark edip, Dost Kitabevi’nden aldığım “kültür kitaplığı” serisindeki “Empresyonizm”i okumanın tam vakti diye düşündüm. 1859 Salon’u, sanat tarihi açısından büyük önem taşımaktadır. Delacroix’nın, Bouguereau gibi ünlü ve nice isimler sergidedir. Pissarro, Degas, Manet, Fantin-Latour, Whistler, Monet ve Renior’ın Paris’e ayak bastıkları yoldur aynı zamanda. Sanatçıların kendini göstermesi aşına büyük şans olan Salon Sergileri’nse yer bulabilmek, sefaletten ve tanınmanın anahtarıdır bir nevi. İsviçreli ressam C. Gabriel Gleyre’in atölyesinde; Renoir, Sisley, Monet ve Bazille birbiriyle tanışırlar. 1863’te ikinci Salon Sergisi’ne jüriden reddedilen çalışmaların sayısı oldukça fazla olunca, imparatorluk Reddedilenler Salonu, resmî salonla aynı günde, 15 Mayıs 1963’te kapılarını açar. Henüz bir araya gelmemiş olan “empresyonistlerin” çalışmalarını göstermek için fırsattır. Sergide, Manet’nin “Kırda Öğle Yemeği” (1963) isimli eseri skandal ve çokça eleştiriye maruz kalır. Empresyonistler, modern resmin temsilcisi olmasına rağmen, tarihsel resim ve natürmort (ölüdoğa) resmetmekten vazgeçmez, özellikle Renoir’in Ingres sevdası ve Manet’nin Goya ve İspanyol resim tekniğini benimsemesi. Kitap, “Nü” konusuna da açıklık getiriyor ve Renoir için itinayla yerini korur. Gruba, sonra dahil olan Berthe Morisot, Manet’nin aynı zamanda “Balkon” eserindeki figürlerden biridir. Emperyalistlerin gelişimini anlatmak, inanılmaz uzun süreceğinden ve yazacak yer olmadığından kısa keseceğim. Toplamda, sekiz defa salon sergilerine katıldı “izlenimciler”. Bu grubun ilk sergisi 1874’te açıldı. Sanat eleştirmeni, Louis Leroy, Monet’nin “İzlenim: Doğan Güneş” isimli eserinin
EmpresyonizmMarina Ferretti Bocquillon · Dost Kitabevi Yayınları · 200511 okunma
7/10
·256 syf.··
2020 328. kitabı
Fransız izlenimci ressam Claude Oscar Monet, 14 Kasım 1840’ta dünyaya geldi. Monet’nin kalbimdeki yeri ve anısı farklıdır. Ortaokul yıllarımda, Radikal Gazetesi’nin 59 kupon karşılığında “beş büyük ressamın” (Monet, Van Gogh, Michelangelo, Picasso, Dali) eserlerini verdiğini duyunca, her gün gazete alıp kupon biriktirmiştim. Kupon bitiş tarihinin, yaz tatilinin başlangıcına denk gelmesi acayip güzeldi. Anılar... anılar... Paris’in daima kültür sanat başkenti olduğunu bilmeyen kalmadı varsayıyorum ve Monet ve yakın arkadaş çevresi, 1870’lerde sergiye kabul edilen Monet tablosu olan “İzlenim, Gündoğumu” bir eleştirmen tarafından aşağılanmak için “İzlenimciler” sözcüğü kullanmıştı, sonrasında bu adı alacak grup, ismi sevip benimsediler. Monet, babası bakkal ve sanatsal konu da kendisine destekleyen birisi değildi. Ressama destek olup yeteneğini kamçılayan, rehberlik eden meslektaşı Eugene Boudin olmuştur. Monet’nin eserlerinde açık hava, deniz, çiçek tarlaları, tekneler, saman balyaları gelebiliyorsak, Boudin’in tavsiyeleri sayesindedir. Sanatçının “serilere” olan merakı bilinmektedir. Özellikle “Nilüferler” serisinin her bir parçası mutluluk verir bana. Sein Nehri’ni gezmeyi seven ressamın çalışmaları, civarının manzaralarıyla doludur. Son yıllarda edindiği ve dünyaca ünlü Giverny’deki bahçesi, birçok ressamın tuvaline konu oldu. Monet, yıllar içerisinde, empresyonist çizgisine “bulanıklık” hakim olmaya başladı ve net seçilemeyen nesneler, objeler onun bozulan ruh sağlığını temsil etmektedir. Sanatla kalın!
MonetElif Gökteke · Yapı Kredı Yayınları · 201214 okunma