Türkmen Adı ve İlk Dönemleri
Cahen'e göre Türkmen kelimesi, göçebe Müslüman Türkleri, bir yandan yerleşik Türklerden, bir yandan da göçebe ama Müslümanlığı kabul etmiş Türklerden ayıran bir deyim olarak kullanılmıştır. Oğuz-Türkmen ikiliği hususunda Köymen de yerleşik Oğuzlar ile göçebe Oğuzlar arasında ayırım yapmakta, “Türkmenleri göçebe Türkler kategorisine” koymaktadır.
Kaşgarlı Mahmud ise, Türkmen adını Oğuzlara vermektedir. Onun “Oğuzlar bir Türk boyudur. Oğuzlar Türkmendirler. Bunlar 22 bölüktür. İki boy olan Halaçlar bunlardan ayrılmışlardır” şeklindeki ifadesi Oğuz-Türkmen ayniliğini açık bir şekilde ortaya koymaktadır. Kaşgarlı, Türkmen adının onlara “Zülkarneyn” tarafından “Türk-Mânend” (Türk’e benzeyen) şeklinde verildiagliğini kaydetmektedir. Aynı şekilde el-Birunî, Türkmen’i, “Türk” ve Farsça’da “benzer” anlamına gelen “manend” kelimesinin terkibi ile izah ederek “Türk’e benzer” anlamını vermek istemiştir. İslam dünyasında İslama giren Türk zümrelerine “Türk-Mânend” denildiği ve buradan “Türkmen” adının türediği şeklindeki izah tarzı daha çok kabul görmüştür. Kaşgarlı Mahmud, XI. yüzyılda sadece Oğuz boylarından meydana gelen Türkmen teşekküllerini kaydetmekte, hatta onların da kendi içlerinde “dedelerinin isimlerini alan” irili ufaklı oymaklara ayrıldığını bildirmektedir. Öte yandan bazı tarihçilere göre ise, Oğuzların, XIII. yüzyıla kadar kendilerini Türkmen diye isimlendirmemelerinin nedeni, konar-göçer-yerleşik farkından kaynaklandığı ve Türkmenlerin burada, konar-göçer hayatı temsil ettikleri şeklinde ifade edilmektedir. Ebu’l-Gazi, Türkmen adının Farslar tarafından verildiğini, fakat cahil halkın “mânend” kelimesini telaffuz edememesi yüzünden “Türk-men” şekline dönüştüğünü bildirmektedir. Ayrıca bu adın “Türk-i iman” kelimelerinin birleşmesi