Bir kitabı okurken geçen iki saatin,
ömrümün birçok senelerinden daha dolu,
daha ehemmiyetli olduğunu fark edince insan hayatının ürkütücü hiçliğini düşünür ve yeis içinde kalırdım.
(Sabahattin Ali)
Yabancılar da tıpkı hayaletler gibi şeffaftı ve dünya, ince pigmentli boyalarla cama yapılmış bir tablo gibi boşluklarla doluydu. Dünyanın kendisi maske gibi güvenilmez hâle gelecek ve ben dile getirilmesi zor bir yalnızlık hissine kapılacaktım. Ama bütün bunlar için kendilerini sorumlu hissetmelerine gerek yoktu. Çünkü hakikat, onların gördüğü olacaktı. Gözle görülenin maskeden ibaret olduğu, gerçeğin doğrudan görülemeyeceği gibi daha derin bir gerçeği görmüş olacaklardı. Gerçek her ne kadar bakanın gözlerini açıtsa da bir gün mutlaka bunun telafisi olacaktı
Evet, yaşamın amacı herhâlde özgürlüğü kullanıp tüketmek olmalı. İnsanlar çoğu zaman özgürlük biriktirmeyi yaşamlarının amacıymış gibi davransalar da sonuçta bu, kronik özgürlük yoksunluğundan kaynaklanan bir yanılsama değil mi?