Öyle bir yazar ki ne sinirimin önüne geçebiliyorum ne de kitaplarını elimdem bırakabiliyorum. Reşo Ağa'da okuduğum diğer iki kitabı gibi birbirinden ilginç hikâyelere tanık olmamı sağladı. Kitap "Doğunun insanı, sevdiği için ölür, yaşamak için öldürür. " cümlesiyle başlıyor fakat ilk üç hikâye "Doğu'nun insanı sadede öldürür. " mottosuyla devam ediyor. Kendilerinin belirlediği namus yasalarıyla insan öldürmenin ne kadar kolay, kadın olmanınsa ne kadar zor olduğunu görüyoruz.
Diğer ilgimi çeken unsursa Bekir Yıldız'ın kadın karakterlerin çoğunu para ve hırs düşkünü yapması. Okuduğum üç kitabında da buna fazlasıyla şahit oldum. Erkekler evdeki aptal eşlerinden kaçmak için bir genelev turu yapar ve her seferinde biz buna şahit oluruz :) Yani artık o kadar şahit oldum ki hikâyenin başında adamın nereye gideceğini çıkarabiliyorum. Yazarı bu konuda da tebrik ediyorum, o kadar gerçekçi yazıyor ki bir yerden sonra yıpranan sinirinizle baş başa kalıyorsunuz.
Genel olarak okumaktan keyif aldığım, memleketimin farklı yerlerindeki insanların yaşamı ve erkeklerin iç dünyasına yolculuk yapmamı sağlayan bir yazar Bekir Yıldız. Edebiyatımızda bu kadar arka planda kalmasını üzücü buluyorum.