Uzun zamandır okumak istediğim, beklentilerimin olduğu bir kitaptı ve gerçekten beklentilerimi karşıladı. Kitabı okurken Necdet'e o kadar üzülüyordum ki sindire sindire okudum. Fazlasıyla yürek burkan fakat bir o kadar da sürükleyici bir romandı. O yüzden bu incelemeyi yaparken biraz geveze olacağım.
Öncelikle Necdet karakteri benim için çok ayrı bir yere sahip oldu. Özet kısmında çapkın, zengin, yakışıklı diye bahsedildiği için açıkçası tanzimat ve servetifinun dönemi eserlerinde karşımıza çıkan alafranga bir tip olacağını düşünmüştüm ama hiç düşündüğüm gibi olmadı. Anlayışlı, çevresindeki insanlar için en doğrusunu yapmaya çalışan, sevgi dolu ve kibar biriydi. Meliha'ya olan büyük aşkını, arkadaşı şemsi için hep geri plana atmaya, içinde yaşamaya çalıştı. Bunun için Meliha'dan köşe bucak kaçarken kalbinde onun aşkını büyütmeye devam ediyordu.
Meliha ise yer yer kızdığım, nefret ettiğim en çok da anlamaya çalıştığım bir karakterdi. Tüm bu anlama çabama, empati kurmama rağmen gerçekten sevmediğim bir karakter oldu. Haklı bulduğum tek yer en başta Necdet'in aşkını reddetme sebebiydi. Bu sebep onun haklı olduğu tek şeyken aynı zamanda felaketi de oldu. Kendi bencil hırsları yüzünden Necdet'in ölümüne sebep olması yetmezmiş gibi çocuğunu, kocasını, çevresindeki herkesi bir şekilde girdabın içine soktu. Necdet'in de dediği gibi az sevmek fakat çok sevilmek istiyordu. Karşısındakine hiçbir şey vermeyip ondan çok şey beklemeye devam ediyordu. Bu yüzden Necdet'in aşkı onun için hayatı boyunca ulaşmak istediği gayeydi. Daha önce sevmemiş bir kalbin bütün hırsıyla Necdet'e ulaşmak istedi. Kendince gerçekten de sevdi belki bilemiyorum fakat sevdiği adamı adım adım intihara sürükleyen de kendisiydi.
Müzehher ise Meliha'nın tam tersi özelliklere sahip bir kadındı. Onun sevgisi
Eski dikişler sökülür de kanama başlarsa yeniden
Yaralarıma en acı tütünleri basacağım ben
Yeter ki bir çağır beni çiçeklendirdiğin yerden
Gemileri yaksalar da geleceğim sana