Sezmek ve susmak konusunda dost usta olmalı.Her şeyi görmek istememelisin. Dostunun uyanıkken yaptığını rüyan meydana çıkarmalı.Senin öngörüşün, dert ortaklığın olmalı.Ta ki dostunun dert ortaklığı edip etmeyeceğini bilene kadar.O, sende belki keskin gözü ve sonsuz bakışını seviyor.Dostuna olan dert ortaklığın sert bir kabuk altında saklanmalı ve bir dişin bu kabuğu ısırırken kırılmalı.O böyle tatlanır ve lezzetlenir.Dostun için temiz hava, yalnızlık, ekmek ve ilaç mısın? Bazıları kendi zincirlerini çözemezler ; fakat dostlarının kurtarıcıları olabilirler.
Köleysen dost olamazsın.
Uzaksan dost olamazsın.
" Her akıllı insan hayatın güzel bir şey olduğunu , amacının da mutlu olmak olduğunu bilir "dedi babam, üç güzel kızı seyrederken. Ama sonra yalnızca aptallar mutlu olur.Nasıl izah edeceğiz bunu ?
İdeal evlilik ilişkisi, her iki insanın da yaşamını sürdürmesi için bu ilişkiye muhtaç olmadığı zaman kurulandır. Biriyle tam bir ilişki kurabilmen için önce kendinle ilişki kurabilmelisin.Eğer kendi yalnızlığımızı kucaklayamazsak, inzivaya karşı kalkan olarak başka birini kullanırız.Yalnızca bir kartal gibi yaşayabilen insan, kimsenin kendisini seyretmesine ihtiyaç duymadan başka birine sevgisini verebilir ; yalnızca o zaman o insan bir başkasının büyümesi ve gelişmesiyle ilgilenebilir.Bu yüzden, insan evliliğini bitiremiyorsa o evlilik zaten bitmiş demektir.
Uzun uzun o insanlara baktım.Sonra bir an yüz yıl sonra neler olacağını hayal etmeye çalıştım.Yüz yıl sonra büyük olasılıkla buradaki insanlar (ben de dahil) yeryüzünden silinmiş, toprağa ya da küle dönüşmüş olacak. Böyle düşünmek tuhafıma gidiyordu.Önümde olan her şey bir serap gibi gelmeye başlıyordu.Sanki rüzgara kapılıp her an savrulup gidecek gibi. Ellerimi açarak dikkatle baktım.Şu an yaptığım işin bir amacı var mıydı acaba ? Neden yaşama böylesine sarılmam gerekiyordu ?