Devran Soydere: Yener'in telefonunu bıraktınız mı odaya? Sıkıntıdan patlar o. Girdap Demiralp: Bıraktım, şarj makinesini de götürdüm. Sohbet uygulamaları indirip kadınlara mesaj atmaya başlamadıysa illaki buraya da bakar Hakan Basri Şenkaya: Dinlensin inek Yener Açıkgöz: Mööö Girdap Demiralp: Sevgilim geldi gördünüz mü Vural Demirezen: cnmkrdsşm hoşgedn Yener Açıkgöz: Hoşbdm Vural Demirezen: Anlmdm
Sayfa 380·Kitabı okudu
Alıntı
"Ne Türkçe, ne Rusça, ne de Fransızca anlayan kalın kafalı garsona derdini anlatamamıştın bir türlü. Sonunda “Mööö... mööö...” diye sesler çıkarmaya başlamıştın. “Biraz yüksek çıktı sesim, ama olsun,” demiştin gülerek. Adam kafasını sallamış, ardından bir bardak süt getirmişti sana."
Reklam
Ölümün soğukluğu...
Yatakta hastalıkla inleyen anne başucunda ağlıyormuş evladının "Allah'ım benim ömrümden al evladına ver bana evladımın acısını yaşatma" diye dua ediyormuş sürekli Bu esnada kapının önündeki teneke kovadan su içmeye çalışan ineğin boynuzları kovaya takılmış su bitip hayvan kafasını çekince kovanın içinde kafası kalmış kovadan kurtulamayınca bağırmaya başlamış ağızda teneke kovanın içinde olduğu için öyle biri mooo lemiş ki çok garip bir ses çıkartmış içeriden bu sesi duyan anne azrail geldi sandığı için iyice korkmuş hemen evladının yanından hafif geriye çekilmiş ve hasta olan ben değilim şu yatakta çocuk demiş Azrail kapıya dayanıp ölümün soğuklugunu ensemizde hissettirse, biz neler söyleriz acaba?
Sayfa 259·Kitabı okudu
Din
#RefüzeEkrem
"Sen yazdın! Buldum!" diye bağırdı. Refüze, nedense inkara kalkışmıyordu: "Evet, ben yazdım!" dedi. "Söyle numaranı!" Refüze, az önce Sedat Bey'in okuduğu numarayı söyledi. Öğretmen defterden aradı, buldu. Adını, soyadını okudu. Refüze: "Tamam!" dedi. Sedat Bey dolmakalemini çıkarırken: "Sıfır veriyorum sana!" dedi, "Hem de değişmez, silinmez sıfırdan!" Refüze bir Kel Mahmut bekliyordu, yani ihtar: "Neden efendim?" diye sordu. "Daha neden diyor. On numara mı istiyordun?" "Yok efendim! Numaralık ne var ortada?" "Daha ne olsun! Vache, feminin mi masculin mi?" "Vache, feminin..." "Le mi alır, la mı alır başına?" "La alır." "Peki, ne diye 'le vach' diye yazarsın?" "Ama bizim İnek tam feminin sayılmaz ki..." Sedat Bey duraklamıştı. Şaban bu 'inek' lafının nereden çıktığını kestiremiyordu. Sedat Bey: "Vache nerede olursa olsun feminindir; başına mutlaka la alır. Le yanlıştır. Sıfır!" "Ama bizim İnek..." "Kim bu sizin İnek be?" Gülmelerin temposu artmış, Hababam Sınıfı'nın bugüne kadar yerine bir türlü oturmayan çivisi, yine çıkmıştı. Sedat Bey'in gözü Şaban'a dikilmişti: "Kim bu sizin İnek?" Tulum Hayri: "Ulan Şaban, mööö! desene! diye işaret etti. Şaban, nedense bu şakalara gerektiği kadar kızamıyordu. Belki sıfır tehlikesinin baskısı altında olduğu içindi bu. Öğretmen: "Hadi İnek'i anladım. Vendu, vandü diye mi yazılır, insaf!" Refüze savunmasını yapıyordu: "Efendim, biliyorum öyle yazılmayacağını... Arkadaşlar kolay okusun diye Türkçe yazdım. Doğrusunu tahtaya yazayım..."
Sayfa 103 - Çınar, Refüze Ekrem·Kitabı okudu
Edebiyat
Ejderha Avcıları Okulu 13
''Şanslı ben! Şanslı sen! Şanslı inek! Şanslı mööö! Şanslı katır! Şanslı at! Şanslı kalk! Şanslı yat! :)
Sayfa 49 - Beyaz Balina Yayınları·Kitabı okudu
Kitap
Reklam
Reklam