Armağan

Armağan
@mortalem
Hayat basittir.Seçimini yaparsın ve arkana bakmazsın.
Aselsan
Ankara
Ankara, 18 Ağustos
329 okur puanı
Eylül 2015 tarihinde katıldı
İsminin hakkını veren bir kitap
8/10
·192 syf.··
Beğendi
·
2022 18. kitabı
Kitabın ismi ve kapak tasarımı sanırım daha kitabı açmadan konusunu çoktan belli ediyor. Kitabı okumaya başladığım zaman ise ilk dikkatimi çeken intiharın insanın insanlığa dair en büyük seçeneğinin olduğunu görmemdi. İntiharı aleni şekilde bir çok kez düşünmüş olduğumdan mütevellit yazarın intihar için söylediklerinde kendimi buldum ve biraz da sevindim açıkçası. Zira intihar bir çok ülke de yasak, ayıp, ahlaki olmayan davranış gibi bir çok olumsuzlukla anılıyor. Özellikle intihara meyilli insanlar özgüvensiz bir suçlu gibi lanse ediliyor fakat hayattan zevk almamakta hayattan zevk almak kadar tabii değil midir? Herkesin hayatı, yaşamayı, eğlenmeyi, mutlu olmayı istemesi gerekli midir? Peki kişi bunları görüyor, biliyor ancak istemiyorsa bu onu kötü, özgüvensiz, suçlu yada bunun gibi olumsuz sıfatlara layık olduğunu mu gösterir? Yazar da burada intiharın insanın en temel içgüdülerinden birisi olduğunu hatta insanı insan yapan en temel özelliğin intihar edebilme seçeneğinin olduğunu anlatıyor. Fakat yazarımız bazen çok fazla ileri giderek bu düşüncenin herkes tarafından benimsenmesini istiyor bunu da "Kendini ortadan kaldırmayı hiç tasarlamamış; ipin, kurşunun, zehirin ya da denizin yardımına başvurabileceğini hiç hissetmemiş kişi, aşağılık bir kürek mahkûmudur; ya da evrenin leşi üzerinde sürünen bir solucan..." düşüncesiyle belirtilmiştir. İntihar konusu dışında din, felsefe, mutlu olma, hayattan zevk alma gibi bir çok konuya da karşı çıkan yazarımız tam anlamıyla insanın kurtuluşu tüm bunları reddetmekte ve asıl kurtuluşun bütün olumlu fikirlerin çürümesinde olduğunu düşünmektedir. Her ne kadar bazı konulara karşı çıkması bana fazlasıyla abartılı gelse de özellikle din konusunda yaptığı tespitler çok yerindeydi diyebilirim. Bu tespitlerden bir kaçını paylaşmak ne
Felsefe
Çürümenin KitabıEmil Michel Cioran · Metis Yayınları · 202514,5bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Eleştirisel bir inceleme olacak
Puan vermedi·112 syf.··
2022 15. kitabı
Halit Ertuğrul'un okuduğum ilk kitabı, aslında okumamın en büyük sebebi kitabın ismi olan (Kendini Arayan Adam) oldu. Malum insanoğlu zaman zaman kendini çok iyi tanıdığını iddia etse de yine kendinde tamamlaması gereken bir şeyler hisseder (ister eksiklik ister gelişim isterseniz başka bir şey de diyebilirsiniz). Neyse velhasıl kelam incelememe geçelim; Kitabın akıcılığı, anlatım tarzı çok iyi diyebilirim edebi yönden çok güzel bir kitap ancak içeriği yönünden çokta iyi diyemem, tabi burada karşı çıkanlar olacak ne de olsa toplumumuzun belki de en büyük zaafı olan din konusu işlenmekte. Dine karşı olduğum için değil tam tersi cemaat, tarikat gibi kurum ve kuruluşlarının artık dini temsil etmekten çok öte başka amaçlara hizmet ederek dine zarar verdiğini düşündüğüm içindir. Kitapta da nur cemaatinden olduğunu belirten Halit Ertuğrul insanları müslümümanlıktan ziyade bu tip cemaatlere davet ettiği gibi kendisini biraz araştırdığımda zamanında Fetö örgütünü destekleyen yazarlardan birisi. Tabi insan düşünüyor acaba kaç kişi bu kitabı okuduktan sonra böyle cemaatlere girdi ve 15 temmuz kalkışmasında kaç kişi beyni yıkanarak vatanına milletine göz dikti. Tıpkı yazarın kitabında da bahsettiği gibi kaç kişi bu gibi yazarlar ve kitaplar yüzünden ekmeğini yediği, vatanı koruması gerekirken beyni yıkanarak ya da yıkanmadan bu vatana, bu ülkenin vatandaşına kurşun sıktı. Şimdi karşı çıkanlar olacak ne alaka yazar Risalei Nur'u savunuyor, fetöyü değil diyecek kişiler çıkacak ama kitabı okuduktan sonra yaptığım araştırmalarıma göre fetöye girmesi muhtemel kişilere özellikle verilen kitaplardan birisi de bu kitap. Her ne kadar kitapta fetönün kurucu liderinin adı geçmese de bu gibi kitaplar daha çok hazırlık aşamasında verilebilecek kitaplar daha sonra cemaate giren insanların daha
İnsan ve Duygular
Kendini Arayan AdamHalit Ertuğrul · Nesil Yayınları · 202412,2bin okunma
Usta bir kalem, Tensel bir aşk
Puan vermedi·385 syf.··
2022 2. kitabı
İlk olarak belirtmek istediğim konu yazarın kitapta çokça bahsettiği aşk teması. İskender Pala aşk temasını öyle bir tenselliğe indirmiş ki kitabın sonunda güzeller sever, sevilir ama çirkinler sevilmez onlara saygı duyulur onların sevilmeye hakkı yoktur gibi bir anlam çıkarmak çokta zor değil. Bu düşüncemi yanlış bulanlar da olabilir fakat kitaba göre Taçlı Sultan'a aşık olmayacak bir kul yoktur yeryüzünde ki ona Şah, Sultan, Kamber, Ömer, Tacızade Cafer Çelebi gibi ana karakter olsun yan karakter olsun herkes aşıktır. Ona aşık olmak için onu tanımaya gerek yoktur güzelliğini(!) görmek kafidir. Kitap boyunca ona aşık olmayan Hasan ve Hüseyin kardeşler var sanırım onlarda aşık olsa ortalık biraz daha karışırdı herhalde. O da Şah'a aşık olabilir çünkü Şah yakışıklı, nur yüzlü vs dir. Sultan'a aşık olabilir çünkü yakışıklı boylu poslu herkesin bakamayacağı bir kudrete vs sahiptir. Ama Cafer Çelebi'ye aşık olamaz çünkü kitapta da bahsi geçtiği üzere o çirkindir, ona saygı, minnet vs duyulabilir ama ona aşık olamaz. Ömer'e çok değinilmemiş yakışıklılık (!) bakımından ama o da çocukluk aşkı olduğu için sanırım. Tüm bunlar bir araya geldiği zaman ise aşkın tensel olduğu ve güzel olmayan birinin sevilmeye değer olmadığı sonucunu çıkarmak çokta zor değil. Bu da kitabı bitiren bir çok insanın bilinçaltında böyle düşünmesine sebep olacak ve bunun farkında bile olmayacağı bir şey maalesef. Kitabın ana konusu olan savaş tarihini ise İskender Pala kendine has üslubuyla hatta yer yer şiirsel bir dille anlatmış. Kitapta bahsi geçen tarihi meseleler ise kurgu roman türü olduğu için tarihi bir kitap olarak incelenmemeli diye düşünüyorum. Araştırdığım bir çok kaynakta kitaptaki bazı olaylarla çelişmekte. Yazarın taraflı olup olmadığı konusuna gelirsek bence yazar iki tarafta kalmış
Roman
Şah ve Sultan (Midi Boy)İskender Pala · Kapı Yayınları · 202137,9bin okunma
Olasılıksız tadında sürükleyici ve akıcı bir dile sahip
Puan vermedi·192 syf.··
2022 1. kitabı
Fil saati kitabı son derece akıcı bir dile sahip ve gerek aksiyon gerek bilgi yönünden okuyucuyu fazlasıyla tatmin edecek kitaplardan birisi . Özellikle yazarın belli bir bilgi birikimi ve araştırmayla kitaba çok önem verdiği belli. Bunu da sade bir dil kullanarak son derece akıcı hale getirmiş olması da beklentileri fazlasıyla karşılıyor. Karakter isimleri de özenle seçilmiş ve akılda kalıcı isimler. Değindiği bazı konular ise yazarın tasavvur ettiğinden çok daha derin anlamlarda bence. Yazarın okuduğum ilk kitabı ama tanışma kitabı da diyebilirim çünkü diğer kitaplarını da okuyacağım. Bundan Sonrası Spoiler İçerir Gelelim eleştiri kısmına öncelikle fil saati kitabın ana konusu olmasına rağmen çizimine dair bir sayfa ayrılmamış sadece anlatılmış, bunu bir sayfada resim olarak aktarsa okuyucular için daha iyi olacağı fikrindeyim. Paralel evren kısmına dair sanırım bir bilgi eksikliği söz konusu olabilir çünkü son kısımda gelecekten gelen kişi şimdiki zamanı değiştirebilir ama kendi geldiği zamanı etkilemez paralel evren de burada devreye girer zaten. Eren'in kendi zamanına gitmesi için Profesör Behram'ın kendisini öldürmek istemesi ve yaşanacakları önleyerek Eren'i kendi zamanına göndermek istemesi pek olası değil. Şimdinin gelecek zamanını değiştirebilir bu olay ama gelecekte yaşanmış olan şeyleri değiştirmez ki bu da paralel evren oluşması demektir. Yani bir zaman makinası olmadığı sürece Eren gelmiş olduğu zaman dilimine bu şekilde gidemez. Bir diğer eleştirim kitabın sonu devamı olan bir kitabın geleceği şeklinde yorumlanabilir ama bildiğim kadarıyla böyle bir açıklama yok bu da kitabın bir çok bilinmezle bitmiş gibi görünmesine sebep olmuş.
Roman
Fil SaatiTuğba Sarıünal · Destek Yayınları · 20202,015 okunma
8/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2018 33. kitabı
Yazar açlık ve sefalet temasını o kadar iyi betimlemiş ki bu temalarla bundan daha güzel bir kitap yazılacağını düşünmüyorum en iyi ihtimalle bu kitabın ayarında bir kitap daha yazılabilir bence. Karakterimizin delirmeye yaklaşması kendi kendine teselliler vermesi özellikle son sayfalara doğru artık gurur kavramını yitirmesi ve daha bir çok şey bu kısacık kitabın bir şaheser olmasını sağlamış. Okuduğum buna benzer kitaplar arasında (Martin Eden, Toza Sor, Büyük Açlık) çok farklı bir üslubu var. Kesinlikle okumanızı tavsiye ederim.
AçlıkKnut Hamsun · Varlık Yayınları · 201735,7bin okunma