Beş cildin ilkini birkaç sefer okumuştum zaten. İkinci cilt olan Evrenin Sonundaki Restoran'ı da bitirmişliğim var. Ancak bu sefer iddialıyım tamamı bitecek :) Bitince de yorum gelecek tabii...
Cilt 2 Atina dönemi Helen felsefesini anlatıyor. Sofistler, Sokrates ve Platon ana başlıklar. Cilt 3 ise tamamen Aristoteles'e ayrılmış Bitirdiğimde geniş kapsamlı bir yorum yazacağım inşallah.
Kitabın tam adı Mahşerin Dördüncü Atlısı - Salgın ve Bulaşıcı Hastalıklar Tarihi. Sıtma, cüzzam, veba, çiçek, frengi, İrlanda patates küfü, tüberküloz, grip, AIDS, antibiyotik direnci ve kanamalı ateş virüsleri başlıklarında büyük salgınların tarihini anlatıyor. Bulaşıcı hastalıklar uzmanı olmam sıfatıyla konu benimle yakından ilgili olduğu için okumak istedim ama açıkçası kitabı bitirmek benim için eziyet oldu. Neden olduğuna dair kitaptan birkaç cümle: "Tanrı ve yaratılış kirletildi, aşağılandı", "...20. yüzyılın en büyük yalanlarından birini de destekliyoruz: Antibiyotiklerin, aşıların ve doktorların bizi ölümcül salgınlardan koruduğu yalanını. Tarih, bilimlerin en gencinin (tıbbın) maskesini düşürüp onun hiçbir salgını durduramayan anlamsız bir ticaret olduğunu gösterdiğinde bile bu hayallerle avunuyoruz.", "Yeni ve öldürücü zührevi hastalıkların tedavisinde zehir kullanmak, tıp geleneğinin bir parçası olmuşa benziyor. AIDS salgını da benzer bir şarlatanlığı bu kez başka bir zehirle ortaya çıkardı....Tıp uzmanları itiraf etmeye yanaşmasa da AZT muhtemelen doktorların kitlelere önerdiği en zehirli ilaçtır...1-2 bakteri öldürmenin ötesinde hiçbir yararlı etkiye sahip değildir". Yazar göründüğü kadarıyla bir tıp düşmanı. Antibiyotiklere, aşılara, AIDS tedavisinde en çok kullanılan ilaca karşı. Afrika'da AIDS'in çıkışını bile çiçek aşısına bağlamış. Üstorganizma diye bir terim icat etmiş, buna göre dünya ve üstorganizma insan tarafından rahatsız edildikçe kendini salgın hastalıklarla koruyor ve insana hakettiği cezayı veriyor.
Bütün yazdıkları yanlış değil tabii, bu kadar çok şey yazınca arada doğru olabilecek kehanetler de savurmakta ama toplamın içinde bunlar bence azınlıkta. Kitapları yarım bırakmamak gibi bir adetim olmasaydı çoktan bırakmıştım. Bitirdim ama
Colin McGinn 20. yüzyıl analitik felsefe akımının önde gelen isimlerinden biridir. Bu kitabında kendi yaşamını anlatırken 1970'ler ve sonrasında analtik felsefenin gelişimini de aktarmakta. Çok verimli bir yazar olmasına karşın bu kitap yazarın Türkçe'ye çevrilen tek kitabı. Diğer kitaplarını da okumak isterdim. Akıcı bir kitap, üç günde bitirdim. Gerçi felsefe mezunu olarak adını bildiğim felsefeciler ve konuyu kabaca da olsa bildiğim bir analitik felsefe söz konusu, ama yine de bazı cümlelerde durup tekrar tekrar okuma ihtiyacı hissettim. Bu arada en şaşırdığım kısımlar İngiltere ve ABD gibi ülkelerde bile işe göre adam değil adama göre iş seçilmesi, akraba, kanka, torpil muhabbetlerinin olmasıydı. Sonuç olarak analitik felsefe ve metafelsefeye ilgi duyuyorsanız ve çağdaş felsefe hakkında ilk elden bir şeyler okumak istiyorsanız tavsiye edilecek bir kitap.
Benden önce kitap hakkında eleştirisini yazan bir arkadaş gayet güzel anlatmış, tekrara gerek yok. Tek söyleyeceğim 50 Felsefe fikri adlı kitabı bundan daha çok sevdim. Felsefeye sevginiz bir genel ilgi düzeyinde kalıyorsa ya da aynı konuda birkaç kitabı birden almak istemiyorsanız tercihinizi ötekinden yana kullanın. Bu kitaptaki örneklerin önemli bir kısmı sayı doldurulsun düşüncesiyle yazılmış gibi geldi bana.