7/10
·112 syf.··
2026 5. kitabı
Bir kadının hayatı boyunca maruz kaldığı sistematik şiddeti, sömürüyü ve toplumun ikiyüzlülüğünü son derece çarpıcı bir şekilde ortaya koyan sarsıcı bir eserdir. Roman, küçük yaşlardan itibaren tacize, tecavüze ve fiziksel şiddete maruz kalan Firdevs’in yaşam hikâyesini anlatır. Çocukluğundan itibaren erkek egemen bir düzen içinde değersizleştirilen Firdevs, zamanla toplumun ona sunduğu tek seçeneklerden biri olan fahişeliğe sürüklenir. “Erkeklerin, kadınları bedenlerini satmaya zorladıklarını, en az pařa ödenen bedenin de eşlerinin bedeni olduğunu biliyordum. Butün kadınlar, oyle ya da böyle, tahişeydiler. Ben akıllı olduğumdan, köle eş olmak yerine özgür bir fahişe olmayı yeğlemiştim.”
Sıfır Noktasındaki KadınNevâl El-Seddavi · Metis Yayınları · 202526,2bin okunma
Puan vermedi·140 syf.··
2026 1. kitabı
Finlandiya -Fince “Suomi” yani suo (bataklık) maa (toprak, ülke)- bataklık ülkesi anlamına gelmektedir. Öncelikle belirtmemiz gerekir ki, Finlandiyalılar 1811 yılına kadar İsveç’in ablukasındaydılar ardından 1808 yılında Rusya idaresi altına girdiler. Bizler bu kitapta bir ulusun zincirlerinden zarafetle kurtulup yeniden doğuşuna şahitlik edeceğiz. Başlangıçta Finlandiya refah seviyesi düşük, bulaşıcı ve ölümcül hastalıkların kol gezdiği -cahil halkın, hastalıkların Tanrı’dan gelmesi nedeniyle tedavi olmayı reddettiği ki tedavi imkanlarının da olmadığı- kendi dilini, değerlerini, kültürel mirasını unutma noktasına gelmiş, ihmal edilmiş bir ülkedir. Bu noktada sahneye Johan Vilhelm Snellman çıkar. Peki Snellman bir kurtarıcı olarak mı doğmuştur yoksa ulusun ortak özlemleri, çabaları ve ruhsal çoşkunlukları sayesinde mi tarih sahnesinde rol almıştır? Her ne kadar Petrov bu konuda bir taraf tutmamış olsa da, benim şahsi görüşümün Lev Tolstoy’a yakın olduğunu söylemeden geçemeyeceğim; bir ulus ancak içinde yücelik ve kahramanlık ruhu varsa büyük insanları ortaya çıkarabilir, aksi durumdaki bir ulustan hiçbir güç bir kahraman çıkaramaz. Kitapta Finlandiya ulusunun gücünü temsil eden Snellman ve yol arkadaşlarının benzeri bulunmaz bir özveri ile ulusun kurtuluşuna imza attığına şahit oluyoruz. Peki bu kurtuluş nasıl gerçekleşti? Öncelik aklın inşasından yanaydı. Değişimin merkezine yerleştirilen eğitim, yalnızca cehaleti gideren bir araç değil; ahlakın, disiplinin ve toplumsal düzenin ana kaynağı olarak sunulacaktı. Ancak aklın uyanması tek başına yeterli değildi, vicdan da yeniden tanımlanmalıydı. Bu noktada Finlandiya’da din, insanı pasifleştiren bir kader anlatısı olmaktan çıkar. Snellman kendini neredeyse zorla kabul ettirdiği piskoposlar toplantısında, din adamlarına
Beyaz Zambaklar ÜlkesindeGrigory Petrov · Can Yayınları · 2023124,6bin okunma
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
8/10
·404 syf.··
2025 55. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 23 Aralık 2025 10:51
Son zamanlarda okuduğum en güzel eser diyebilirim. Çok keyif aldım, konu itibarıyla çok güzel bir kitap. 1968 basımı olması ayrıca keyif verdi bana. Eser çok idealist bir doktor olan Dr Manson'un hayat hikayesi. Çok idalist olan Dr Manson para kazanma hırsına kapılıp bütün ideallerinden vazgeçmesi ve paranın kölesi olur. Bu durum kendisi gibi idalleri olan ve erdemli eşi ile arası bozulur. Sonra bu yolun doğru olmadığını, benliğini yitirdiğini, ideallerinden uzaklaştığını fark eder ve paranın bir amaç değil araç olduğunu görür. Fakat tam karısı ile eskisi gibi ideallerine yönelip hayatını eskisi gibi kurunca eşini bir trafik kazasında vefat eder. Bunalıma düşer ve eskisi gibi bir hayatta yine eski dostları ile kavuşur. Paa kazanma hırsının ne olduğunu, insanın hayatını nasıl perişan edip sevdiklerinden kopardığını çok güzel işlemiş. Keyifli çok güzel bir kitap.
ŞahikaA. J. Cronin · Anıt Yayıncılık · 1982171 okunma
10/10
·544 syf.··
Beğendi
·
2025 89. kitabı
Merhabalar Gökçen serisinin ikinci kitabı ile geldim. Seriyi çok uzun zaman önce okuyup aşık olmuştum. Yazım anlatım betimleme çok güzel askeri kurgu aşkım sorgulanmasın bile lütfen. Hayat planladığımız şekilde ilerlemez pamuk. Bazı şeyler en can yakıcı şekilde yüze çarpmadan kabullenilmeli. Gökçen her ne kadar annesinin kaderini yaşamak istemediğini söylesede. Kalbine söz geçiremez. Çünkü onlar 20 yılın bekleyişi, 20 yılın kavuşması normal sıradan bir bekleme değil. Bu aşk en güzelini hak ediyor. Gökçen hastalara sahip çıkmak onlara yok götermek isterken arada başını belaya koysada Murathan öyle bir yetişir ki yer yerinden oynar resmen. Ahhh Gökçen'in görmüş olduğu bazı görüntüler var ki can alıcı ciğerimizi dağladı okadar zor kötü görüntüleri bilmesi izlemesi çok kötü oldu. Bundan sonra olmuş olacak yaraların zor kapanacağının habercisidir. Yazar bu kitapta sadece Gökçen ve Murathan'nın değil yan karakterlerinden hayatlarına değmesin ayrıntılıca anlatması çok güzel olmuş. Sessiz kuşum Timur'um Tönge'mm sen başkasınnn . "Aşk mı kaderi kovalar, kader mi aşkı? Daha kimseler bilemedi bu bilmeceyi." "Ben siyahtım sen ise kalan tüm renkler." Barut timi'ni gerçekten çok seviyorum. Operasyonda gözü kara bir fişekler maa gerçekten normal hayatta komedi... Birde Mete'nin var para her şeyi okulda arkadaşlarından haraç mı almıyor, ürün mü satmıyor, ders mi yapmıyor parasıyla. , Gülüp eğlensekte yüreğim ağzımda okuduğum bir kitaptı kepçük ve pamuk sizlerde. @lorressima Ephesus Yayınları
1000Kitap
Gökçen 2Loresima · Ephesus Yayınları · 20245,6bin okunma
10/10
·496 syf.··
Beğendi
·
2025 153. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 27 Ekim 2025 12:39
ᴀꜱʟıʜᴀɴ ɢüɴɢöʀ}♡{ʜᴇᴍᴅᴇʀᴛ 𝓒𝓐𝓝 Selamlar, bugün çok severek okuduğum Aslıhan Güngör kaleminden #hemdert ile geldim. Dijital platform üzerinde başladığı andan itibaren takip ettiğim seri, kitap hali ile de çok güzel oldu.Askeri kurgu sevenlere şiddetle tavsiye ediyorum ve hemen sizler için konusuna geçiyorum... Birinci kitap sonunda düğüne gelen tehtid notu ile herkes küçük çapta bir şok yaşamış ve hızlı bir şekilde Akdağ iline dönüşmüştür. Vali Nazenin apaçık ölümle tehdit edilirken bu tehtid sıradan bir terör örgütü tehdidi olmadığını kısa süre içinde belli etti. Hem Metehan hemde Nazenin Seyfettin ve Cihan paşa da çok daha fazlasının bilgisi olduğunu hissediyordu. Nitekim bu geçmişin tozlu sayfalarına açılan bir konuşma ile ortaya çıktı. Ahh Nazenin ve Seyfettin Pașa nın o yüzleşmesi yok mu? Çok duygulandım.. Artık apaçık düşmanı tanırken koruma daha arttırıldı. Bu arada dolu dizgin giden bir Metehan ve Nazenin vardı ki.. bu aşk ikisine çok yakıştı. İkisinin de aileleri ve arkadaşları bu güzel birlikteliği kutlarken Seyfettin Pașa gerçeği ise kahkahalar attırdı. Herşeye rağmen bu güzelliği yaşayan Nazenin'in hâlâ hedef olmasını endise veriyordu. Metehan, Nazenin'in hayatı için endişe duyarken bir anda Nazenin korkuları ile herşey tepetaklak oldu.Ben aslında burada Nazenin'i bir yere kadar anlıyorum lakin Metehan da bu kadar ağır bir tavrı hiç haketmedi.İkisine de çok üzüldüm. Tabikii bu düşman durmadı ve Nazenin büyük bir tuzağın içine an ve an çekildi... Her detayı ile #hemdercan muhteşemdi. Nazenin gibi bir kadın karakteri herkes okumalı!! Spoiler olmadan bu kadar yazabildim ama o sonla acil 3.kitabı istiyorum... Bu seri benim fav serim asla tarafsız olamam şiddetle tavsiye ediyorum. 10/10
HemdertAslıhan Güngör · Lapis Yayıncılık · 2025151 okunma
MUNAFIKLARI BELAMLARI İŞBİRLİKÇİLERİ KUDURTAN KİTAP
Puan vermedi·6200 syf.··
2025 48. kitabı
''İlmî ve fikrî çalışmalarını önceleri daha çok Kur’an’ın edebî i‘câzı üzerinde yoğunlaştıran Seyyid Kutub, daha sonra Kur’ân-ı Kerîm’den ilham alarak hazırladığı makalelerini “Fî Ẓılâli’l-Ḳurʾân” başlığı altında el-Müslimûn dergisinde yayımlamaya başlamış, derginin 3. sayısından (Şubat 1952) 9. sayısına kadar (Temmuz 1952) yedi makale neşretmiştir. Böylece yeni bir tefsirin adı da Fî Ẓılâli’l-Ḳurʾân şeklinde kendiliğinden ortaya çıkmıştır (Salâh Abdülfettâh el-Hâlidî, Medḫal ilâ Ẓılâli’l-Ḳurʾân, s. 40-41). Başlangıçta teknik anlamda bir tefsir yazmaktan çok Kur’an’ın ışığı altında günlük olayları ve yaygın görüşleri değerlendirmeyi amaçlayan Seyyid Kutub, bu konudaki makalelerinin ilgi görmesi üzerine aynı anlayış ve metotla Kur’ân-ı Kerîm’in her cüzünü bir cilt halinde tefsir etmeyi ve iki ayda bir cüz yayımlamayı kararlaştırmış, bu husus el-Müslimûn dergisinde okuyuculara duyurulmuştur (y. 1, sy. 9, s. 15, Temmuz 1952). Ekim 1952’de neşredilen ilk cüz, daha önce dergide çıkan yedi makale ile hemen hemen aynı mahiyettedir. Ocak 1954’e kadar tefsirin on altı cüzü neşredildi; ancak Seyyid Kutub 1954 yılında birçok İhvân-ı Müslimîn mensubuyla birlikte tutuklandı. Bununla birlikte müellif hapishanede tefsirini yazmaya devam etti. Bu sırada eserin 17 ve 18. cüzlerinin yayımı da tamamlandı. Üç ay süren tutukluluk halinden sonra serbest bırakılan, fakat arkasından tekrar tutuklanıp bu defa on beş yıl hapse mahkûm edilen Seyyid Kutub bütün zorluklara rağmen eserini tamamlamaya çalıştı ve 27. cüze kadar yayımlama imkânını buldu. Bu arada müellif fikrî gelişimine paralel olarak eserinin son dört cüzünü yeni bir metotla yazdı. Böylece eser, son cüzünün muhtemelen 1960’a doğru yayımlanmasıyla tamamlanmış oldu. Seyyid Kutub çok geçmeden, gelişen düşünce sistemi doğrultusunda ve
Edebiyat
Fi Zılâl'il Kur'an (10 Cilt Takım)Seyyid Kutub · Tayf Yayınları · 2017294 okunma