Sanırım George Orwell, bu kitabı kurgularken, ne kadarının gerçek hayatta gerçekleşebilecek kadar olası olduğunu düşünmedi. Ancak şöyle bir gerçek var ki, Okyanusya ülkesi, şizofrenik bir düşünce yönetimi ile, tüm yoldaşlarını (vatandaşlarını) aynı şeyi düşünmeye zorlamış, aynı korkuları aynı mutlulukları dayatırken, tekdüze bir toplum oluşturmuştur. Ki bu düzene karşı gelenler, bay Winston gibileri, yalnızca ölümle karşılaşmamış, toptan bir silinme operasyonuna maruz bırakılmıştır. Kısacası eğer onlarla birlikte onların gerçeği içinde var olmayacaksan, yok edilmek tek sonuçtur. Ülkeyi yöneten Parti'nin, tüm kuralları, doğruları belirlediği, bugün koyduğu kuralı bir süre sonra bu böyle değildi diyerek devşirmesi, işin en garip tarafı da insanların mutlak çoğunluğunun bunu büyük bir mutluluk ve sadakatle kabullenmesi. Final olarak, insan özgürlüğünü paramparça eden bir dönemde (tahminen 1984, çünkü kayıt tutmak YASAK), özgürlük ve iktidarın savaşını, geleceğe yönelik bir felâket senaryosu olarak dile getirmiştir yazar. Ve bu muhteşem başyapıtın başkahramanı Winston Smith gibi, öykünün anlamını, gerçekliğe yakınlığını, teknolojinin insanın beyninin içini bile denetleyerek, aykırı düşünceleri silebilme durumlarını yaşayarak anlamak oldukça mümkün. Günümüz yaşantısını, geleceğe gidip yaşayarak anlatmış düşüncesine kapılabilirsiniz. Tabi eğer hâlâ, bunu anlayabilecek kadar özgür düşünen bir bireyseniz.