Mesela psikopat olup kendini "önder" sananları cehennemin en dip noktasına dek engellemek isterdim. Ama sadece canlarının çıkmasını dileyebiliyorum. Bu insanlar bu dünyada şeytani bir varlık olarak nefes alıyorlar fakat "mistik" bir rol peşindeler. Çok yakınımızdalar. Gıybet yaparlar, boş konuşurlar ama yine de bir primat seviyesinde mugalata etmeye devam ederler. "Radikal" kararlar alıp daha farklı davranma eğilimine de girebilirim.
Kız yutkundu ve mırıldandı:
- Niçin böylesin Ferit?
Sesi gözyaşlarıyla ıslaktı. Ferit de uzun bir tereddütten sonra, daha ziyade bir müdafaa ihtiyacı içinde sordu:
- Niçin bu ruju sürüyorsun? Dudaklarının kiraz olmasını isteyen sen değil misin?
Bende ondan başka bir şey yok mu?
- Ne gibi?
- Bende... Bir ruh yok mu?
Ferit bu sualin hizasına kadar zekâsının kamburu çıkmadan eğilemezdi. Ruh, ruh...
- Fakat sen ve bütün kadınlar, bize evvelâ ruhunuzu değil, bacağınızı gösteriyorsunuz.
- Ferit, rica ederim...
EBRU bu kitap yaklaşık on yıl önce hediye edilmişti. Okumak şimdi kısmet oldu. Kütüphanemde bazı başka edebiyat eserleri de var, umarım onlara da sıra gelir:)
Kuday, Altay mitolojisinde Tanrı karşılığıdır. Muhtemelen Farsçadaki Hüda sözünden gelir.Kutay ve Guday şekillerinde de anılır. Kazak ve Kırgızlarda Kuday sözü bugün dahi Tanrı karşılığında kullanılır.
Türklük diye bir şey yok demiş en son. Türkçeyi Araplar öğretti demiş. İçimden ben de güzel şeyler söyledim kendisine. Böyle saçma sapan gönderiler benim karşıma niye çıkıyor burda ya.