Hürriyeti yanlış anlayan bir dünyadayız. İnsan hür doğmaz. Eğer kendi ben'i ile mücadeleye başlayan bir irade destanının kahramanı değilse, eğer kendi nefsine galebeden ve kendi ihtiraslarına hakimiyetten başlayan bir hürleşmeye doğru merhale merhale yol almıyorsa, eğer hürriyeti şahsiyetiyle beraber gelişmiyorsa, insan, en hür nizam içinde de hür değildir.
Mecit Bey gizli gizli yaşamaya başlamış kızla. İşte o zaman gider padişahın kulağına. Mecit Beyi paylar. Fakat iş ilerlemiş. Matmazel Noraliya yolda. Bir kaç ay sonra doğacak. O zamanın âdeti zaar. Nikâh edemiyor Mecit Bey sevgilisini. İşte Matmazel Noraliya da öyle doğuyor, nikâhsız. Adını "Nuriye" koymuş babası. Madam "Nuriye" diyemezmiş. "Nurya" dermiş önceleri. Sonra "Nurilya" demeğe başlamış.
- Yukarıdaki koltuğu daha evvel görmemiş olduğunuza inanabilirim, fakat bunu kabul edemem.
Ferit anladı ve güldü. Aziz de gülerek devam etti:
- Tecrübeniz size mahsustur. Dün geceyi siz yaşadınız. Matmazel Noraliya bir laboratuvara daveti kabul etmedikçe ve her istiyen bilgine görünmedikçe bugünkü beş duyu ilmi ona inanmamakta mazur olacaktır. Böyle bir metot, realitenin en kaba görünüşünden daha fazlasına inanmaya gücü yetmeyen bir basitliktedir. Ondan ilim değil, teknik doğar.
Meselâ bakınız, ben ümit kelimesinin aynı zamanda korku ifade ettiğini düşünürüm. Çünkü ümit, olması ve olmaması ihtimali olan bir şeyin olacağını farz etmektir.