Hala ona sahipken gençliğinizin farkına varın. Günlerinizin altınını, sıkıcı insanları dinleyerek, umutsuz başarısızlıkları iyileştirmeye çalışarak ya da hayatınızı cahillere, sıradan insanlara veya görgüsüzlere vererek çarçur etmeyin, bunlar çağımızın gayesi, yanlış ülkülerdirler. Yaşayın! İçinizde duran o muhteşem hayatı yaşayın! Hiçbir şeyi kaçırmayın. Sürekli yeni hisler arayın. Hiçbir şeyden korkmayın.
... ona söylemeye hiçbir zaman cesaret edemediğim tüm o sıradışı romantizmi koydum. Bundan katiyen haberi yok. Bundan asla haberi olmayacak. Ancak toplum bunu sezebilir; ve ruhumu onların sığ, meraklı gözlerine açmayacağım. Kalbim onların mikroskopları koyulmayacak asla.
Kimse hayatından memnun değil. Herkes derin bir huzursuzluk içinde kıvranıyor; daha iyi bir hayata ulaşmak istiyor ama o yeni hayatın ne olduğunun da farkında değil.
He ölüm dünyada bir çatlak açar ─ bir boşluk bırakıp öyle gider her kişi : öteki kişiler de, şimdi o çatlağı kapatmakla, o boşluğu doldurmakla görevlendirilmiş hissederler kendilerini.
Sonra da unutulur giderdi her şey. Zaten buralarda kim kalkar da ölen ya da intihar eden bir genç kızın hesabını tutardı ki? Daha önce kendisini asan iki kızın hikayesini, sahte bir üzüntü maskesiyle ve bütün ayrıntılarıyla anlatır dururlardı her zaman.