Ahlaki anlaşmazlıklar ahlaki realizmle çatışmaz; çünkü ahlaki realizmde bile farklı nedenlerden dolayı ahlaki anlaşmazlıklar çıkması beklendik bir durumdur.
Fikirler ya "doğru" ya da "yanlış" olarak hissedilir. Bilinçli kayıtsızlık -bir şeyi (henüz) bilmeme anlayışının- hisler dünyamızda yeri yoktur. Bilmemenin nasıl hissedilmesi gerektiğini bilmeyiz. Bu yüzden, kendi kayıtsızlığımızı itiraf etmektense teoriler üretmekte daha becerikliyizdir. Bunu ilk keşfeden bilim tarihçisi Thomas Kuhn oldu: Teoriler asla kendi yanlışlarının altında çökmezler. Bunlar başka, görünürde daha iyi bir teori olduğunda çökerler ancak.
Fazla düşünmeden hangisini daha sempatik bulduğunuza karar verin. Alain zeki - çalışkan - atılgan - eleştirel - inatçı - kıskanç. Ben ise kıskanç - inatçı - eleştirel- atılgan - çalışkan - zeki. (...) Beyniniz ilk sıfatları sonrakilerden daha güçlü değerlendiriyor; sonuç olarak da karşınızda iki farklı kişilik olduğunu sanıyorsunuz.
Eski savaş bir satranç oyunu gibiydi: İki taraf da karşı tarafın olabildiğince çok taşını almaya çalışmakla kalmıyor, özellikle onu mat etmeyi (kuralları nasıl uyguladığı üzerinde düşünerek) hedefliyordu. Oysa günümüzdeki savaş, her iki oyuncunun da (aynı ağ üzerinde çalışarak) aynı renkte taşları alıp hareket ettirdiği bir satranç partisi gibidir (oyun siyah-beyaz değildir, tek renklidir). Kendi kendini yiyen bir oyundur.