Kendi Halkına Yabancı Bir Aydın: Yaban
6/10
·214 syf.··
2026 10. kitabı
#okudumbitti Yaban - Yakup Kadri Karaosmanoğlu ••• Yaban, Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun Türk edebiyatında önemli bir yere sahip olan ve Cumhuriyet döneminin gerçekliğini çarpıcı bir şekilde yansıtan romanlarından biridir. Sevgili Yusuf Kaplan Hocamızın, MTO konuşma videolarında ara ara, ismini duyduğum bir yazardı Karaosmanoğlu, o yüzden okuma listeme eklemiştim, kendiliğimden şans vermezdim zannımca. O sebeple, benim yazar ile tanışma kitabım oldu. Neyse gelelim kitap konusuna : Eser, Birinci Dünya Savaşı’nda yaralanan Ahmet Celal’in bir Anadolu köyüne yerleşmesiyle yaşadığı yabancılaşma anlatılır. Yüzeyde bir köy hikâyesi gibi görünse de aslında aydın ile halk arasındaki derin kopuşu anlatıyor. Romanın merkezinde yer alan yabancılaşma teması, Ahmet Celal’in köylülerle kuramadığı bağ üzerinden verilir. Ahmet Celal, köylüyü anlamaya çalışsa da onların dünyasına nüfuz edemez; köylüler de onu kendilerinden biri olarak görmez. Bu karşılıklı mesafe, yalnızca bireysel bir uyumsuzluk değil, aynı zamanda dönemin "aydın"larının halktan ne kadar uzaklaştığının bir göstergesi, burada yazarın açık eleştirisini görüyoruz. Ayrıca, romanda köylülerin çoğu zaman cahil, ilgisiz ve duyarsız bir kitle olarak tasvir edilmesi, sert bir üslup ile kaleme alınması, yazarımızın düşüncelerini eleştiriye açık hale getiriyor . Ailesinden dolayı bu aydın ve seçkin sınıfına ait olduğundan Karaosmanoğlu, romandaki köylü tasvirlerinin şekillenmesinde etkili olduğunu hissediyor okuyucu. Anadolu tasviri ise oldukça gerçekçi, idealize edilmiş bir köy hayatı sunmak yerine yoksulluğun, umutsuzluğun hâkim olduğu sert bir tablo çizer. Bu yönüyle Yaban, okuyucuyu rahatsız eden ancak düşünmeye, araştırmaya zorlayan bir eser. Ve yalnızca yazıldığı dönemi değil, günümüzü de sorgulatan güçlü bir klasik olarak
YabanYakup Kadri Karaosmanoğlu · İletişim Yayınları · 202154,6bin okunma
İçindeki yoksulluğu hissediyor musun?
7/10
·104 syf.··
2026 2. kitabı
mto projesi dolayısıyla okuduğum bir kitaptı. ilk defa böyle bir öykü kitabı okudum. farklı öyküler, aynı hikâye gibi ama değil gibi de. asla muhafazakâr bir yazardan böyle bir şey beklemezdim. muhafazakârlığa karşı oluşumdan değil algı operasyonunun ziyadesiyle başarılı oluşundan. kesinlikle tavsiye ederim, özellikle de sevginiz bulanık şekilde kafanızın boş sokaklarında dalgalanıyorsa. Mustafa Kutlu Yoksulluk İçimizde
1000Kitap
Yoksulluk İçimizdeMustafa Kutlu · Dergâh Yayınları · 202112,9bin okunma
Reklam
Varlığın hikmeti
Puan vermedi·576 syf.··
2026 18. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 07 Nisan 2026 14:33
Eserin ideolocyası var olan islamı yenilemek değil yitirilen İslam anlayışını her alana inkılap etmek. Yitirilen islam inkılabını geri getirmek. Yenilik mi olucak başta Allah’ın rızasını gözetip ona uygun adımı atmak, Reform mu değişecek bunda peygamberlik izini görmek İnkılap mı değişecek bunda vahiyin ayetlerine uygunluğunu ölçmek ve daha bir çok alanda İslamın sesinin üstünde ses duymamak… Bu minvalde olup Büyük doğu mefkuresinin temel taşlarını atacak olan gençlere seslenip kaynağını büyük insanların s/özlerinden ilham alıp bunu iman mayasıyla harmanlayıp bunu eserdede es geçilmeyen içtimai hayatın tüm alanlarına intikal ettirip her alanda islamın sedasını duyurup örnek alınacak toplumun garp değil islamın sedası olacağına, aklını garpa kiralayan insanın artık bu kafadan çıkıp aklını imanın memuriyetine bırakıp hürriyet bulacağına ve eserini baş yapıt olarak gördüğü ve vücudumun hikmeti diye nitelendirdiği eserin aslında tüm insanların varlık gayesi olup bunu aşılayıp islam bağışıklığı kazanıp her türlü virüse yada mikroba karşı korunma ile toplumsal bağışıklık kazanan islam neslinin örgüsüdür. Eser diğer okuduğum eserlerine göre ağır bir dil ile yazılmıştır niyetlendiğim mto talebeliğinin 5. eseri olup ilk 20 kitap listesinde olmasaydı da okuyacağım bir eserdir Yusuf kaplan dert sahibi olan kitaplar okuyun derken özellikle üstad ve Sezai karakoçun eserlerinin ilk sıraya koymasını daha iyi anlıyorum, dert satıraya yansıyınca başlıyormuş anlaşılmamak bu anlaşılmamanın çilesini biz ağır bir dil olarak nitelendiriyoruz oysaki çilenin fikir sancısı ama bu sancı nefsin kabuğunu çatlatacak bir doğumun habercisi… Eseri kendi adıma tekrar okunması gerekir diyip herkese tavsiye ederim. İdeolocya Örgüsü Necip Fazıl Kısakürek
Duygu ve Düşünce
İdeolocya ÖrgüsüNecip Fazıl Kısakürek · Büyük Doğu Yayınları · 20152,736 okunma
“Dünya bize gebe, biz hakikate”
10/10
·208 syf.··
2026 5. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 06 Şubat 2026 15:58
“Dertsizseniz,dert sizsiniz” diye bir alıntıyla inceleme yapmak istedim. Eser tabiri caizse dert sahibi olun diyor. Çünkü dert sahibi dersi anlar anlamaya çalışır. Eser dert yükünün gönüllü hamalı olan insanın okuma yolculuğundaki yükü,sabır ve tefekkürle taşıtan,kainatı,kitabı ve kendini okuma işi ile başlayıp meselenin bilmek değil, bulmak ve olma yolu ile başlayacağını okura anlatan,derdi dünya menfaati olmayan insanın iman gözlüğüyle, bilme yolculuğunu ilimle, bulma yolculuğunu irade ile olma yolculuğunuda hikmetle varılacağını, bu yolda olan diriliş erlerinin, ruhlarının gönül dünyalarındaki hisseleri bizlere aktararak bu dert ile vuslatın ilahi kokusunu iliklerimize kadar hissettiriyor. Eserin bize islamın Moğol ve Haçlı seferleri ile fiilen işgalinin ama zihnen işgalinin olamadığını, sonraki işgal çabası olan çağdaş hurefelerle nasıl izole edildiğini ve bu yenilenme adı altında köklerinden ayrılmayan kalpleri göklere bağlı olan İnsana diriliş ruhunu üfleyen mütefekkirlerin (Bediüzzamandan, Necip Fazıl’a ,Sezai karakoçtan Cemil Meriçe , daha bir çok yazar ve düşünürün fikirlerini çilelerini yazıp onların emanetini okumanın okuru ihata edip ihya edecek bir neslin doğumunun, sancılı sürecini paylaşıp bu yoldaki durumunu ve tutumunu ve izlemen gereken yolu öğretiyor. Eserin gayreti islamın gayesi.. Daha bir çok tarihi konuya değinip bizi medeniyetleşme adı altında dini katagorize eden eylemlerle,kendini aydın sanan toplumun kendi ifadesi ile “herşeyi yıktık ama birşey yapamadık”alıntısı ile asıl hedef olan islamı tasfiye etme amacı olan batılılaşma sevdalısı olan ödünç akıllı insanın kendi kökü olan Osmanlıyı unutturup İslamı, asrın dili ile konuşturma çabası giren ve bu perspektifte bir devrim ile yeni bir devir şuurunu hedefleyen aydına karşı islam nuruyla
Duygu ve Düşünce
Yol HaritasıYusuf Kaplan · Mecra Kitap · 2022597 okunma
Puan vermedi·336 syf.··
2025 29. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 27 Ekim 2025 12:04
José Saramago Körlük Yazarın uzun cümleleri, noktasız akışı bilerek yapılmış gibi — tıpkı insanın panik içinde nefes alamadığı bir anı yaşar gibi okuyorsun. Beni en çok etkileyen şey, görmeyenlerin arasında hâlâ görebilen birinin varlığı ve onun taşıdığı sessiz yük oldu. Çünkü bazen görmek, en büyük cezadır.
1000Kitap
KörlükJosé Saramago · Kırmızı Kedi Yayınları · 2022132,1bin okunma
MTO AKADEMİK OKUMALAR
Puan vermedi·328 syf.··
2024 21. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 03 Ağustos 2024 00:00
Fredric Jameson’ın Ütopya Denen Arzu başlıklı çalışmasında, ütopya kavramı siyasal ve kültürel boyutlarıyla derinlemesine ele alınır. Jameson, ütopyayı ideal bir toplumsal düzen arayışı olarak değerlendirirken, bu arayışın toplumsal yapılar ve güç ilişkileri üzerine eleştirel bir perspektif geliştirdiğini savunur. Ütopya, çoğunlukla politik ideallerin bir yansıması olarak düşünülmüş ve Marksist ve anarşist eleştirilerde otoriter ve merkeziyetçi bir anlayışın ifadesi olarak yorumlanmıştır. Marx ve Engels’in Ütopik Sosyalizm eleştirileri, ütopyanın siyasal strateji açısından yeniden değerlendirilmesine yol açmıştır. Çağdaş dönemde sosyalist ve komünist hareketlerin zayıflaması ve devrim kavramına duyulan şüphe, yeni sol kuşakların ütopya fikrine yeniden yönelmesine neden olmuştur. Küreselleşme sonrası süreçte, ütopyanın geç dönem kapitalizmi karşısında mutlak bir karşıtlık oluşturmadığı fikri öne çıkmıştır. Bununla birlikte, bu yaklaşım kapitalizmin evrenselliği ve sosyalist kazanımların geri alınması gibi sorunları beraberinde getirmiştir. Jameson’a göre, ütopyanın temel dinamiği, radikal farklılık ve özdeşlik arasında bir diyalektik oluşturmaktadır; bu, toplumsal sorunlara idealize edilmiş fakat pratikte zayıf kalan çözümler sunar. Jameson, ütopyaları iki temel kategoriye ayırır: ilki, devrimci bir vizyonla yeni bir toplum kurmayı amaçlayan sistematik ütopya projeleri; diğeri ise, belirsiz ve sezgisel düzeyde kalan ütopyacı eğilimlerdir. Sistematik ütopyalar, siyasi dönüşüm hedefleri içerirken; daha belirsiz olanlar, karmaşık ve çok katmanlıdır. Jameson, ütopyaların Batı modernitesinin bir yan ürünü olduğunu, ancak her modern dönemde ortaya çıkmadığını belirtir. Ütopyaların ortaya çıkışı için uygun tarihsel ve toplumsal koşulların varlığı gereklidir. Bununla
2024 Okuma Raporları
Ütopya Denen ArzuFredric Jameson · Metis Yayıncılık · 200932 okunma
Reklam
Reklam