Ah Pessoa vah Pessoa bittin bittin de beni bitirdin !! 485 sayfa dopdolu bir metin!! Zorlayıcı , tam odak gerektiren bir sayfasında 40 dakika düşünebileceğiniz bir eser . Uzun zamandır Fernando Pessoa ile tanışmak istiyordum , nihayet yolumuz kesişti diline kelimeleri kullanışına , uzun cümlelerinin muhteşem bütünlüğüne hayran kaldım. Ara ara odağımı kaybettim evet ama pes etmedim okumak biraz da emek demek. Yazarın olağanüstü birikimiyle binlerce el yazması içinden çıkan Huzursuzluğun Kitabı Pessoa ‘nın “itiraflarım “ tanımını yakıştırdığı kurgusal otobiyografik bir eser.
Zorun keyfi , huzursuzluk ve kasvetle bezenmiş cümleler , hiçlik , mutluluk tanımının sonsuz kavramı / kavramsızlığı , ölüm /yaşam parodisi ve daha nicesi. Herkesin okumak isteyeceği bir eser mi orası tartışılır tabiki. Herkes her kitabı sevemez tanımı doğruysa Pessoa’ yı herkes sevemez buna eminim :)
Yazarın bir tez çalışması olarak gördüğü eser Selçukludan başlayıp günümüz Türkiye’sine kadar din- devlet -toplum ilişkisini ayrıntılı olarak işlemekte.
Selçuklu veziri Nizamü’ül Mülk ve baş müderis Gazali’nin Devlet yapısını dini temel alarak oluşturmaları islam coğrafyasındaki diğer ülkelerin bunu izlemeleri bilim, aydınlanma çağının ve sanayi devriminin gerisinde kalmalarına bu da bu ülkelerin halen ortaçağ döneminde yaşatmalarına neden olduğu ayrıntılı şekilde işlenmekte.
Selçuklu veziri Nizam-ül Mülk imam Gazali’yi saraya danışman yapmasıyla başlayan bu süreç. Ünlü devlet adamı Nizam - ül Mülk itaatkar , siyasal otoriteye boyun eğen ve kutsal metinlerin anlamına teslim olan bir topluluk tasarlıyor. Siyasi anlamda mücadele eden baş vezir kurumsal temelin atılması içinde Gazali’yi saraya alıyor. Gazali akli değil , itikadi ( inanca dayalı) bir islam çağını başlatıyor.
Batı toplumlarında din siyasi yönetimin içinde çıkarılırken özel hayatın içine alınırken doğu toplumda ise din siyasi yapını merkezine oturtulmuş. Böylece ortaçağ döneminde kalmaya devam eden bir islam coğrafyası örneklerle anlatılmakta.
Eserde ayrıca Nizam-ül Mülk ün baş yapıtı Siyasetname hakkında detaylı bilgi vermekte,
Batıni tarikat önderi Hassan Sabbah ve Alamut kalesi hakkındada aydınlatıcı bilgiler içermekte.
Son olarak belirtmek istediğim Gazali ve İbni Rüşd arasındaki farklılıklar dile getirilmekte Gazali Teolojiyi (tanrı bilimi) temel alırken İbni rüşt akıl ve bilimi
Kitabı bitirince şu soruyu sordum kendime acaba Selçuklu Devletinde Gazali düşüncesi yerine İbni Rüşt düşüncesi kabul görseydi islam coğrafyası nasıl bir durumda olurdu ?