İncelemeden incelemek
2/10
·95 syf.··
2026 2. kitabı
·
60 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 01:54
Edebi cumleler kuramayacagım genel gorusumu soyleyip kapatıyorum bu incelemeyi. Coooook karamsar bi kitaptı acccayip karamsardı 15-16 yasındaki ben gayet begenir bes yıldızı yapıstırırdı ama su anki ben iki yıldız falan veriyorum maalesef yapacak bi sey yok artık hic karamsar asırı dusunen bunalımlara giren biri degilim özetle artık kendimi baltalamıyorum. Bu kitap insanın kendini baltalamasıdır,derdim var yanılgısıdır. Dili de cok agırdı betimlemeleri o duyu aktarımlarını fena iyi yapmıs sadık abim dil harikaydi sadık hidayet olabilmek diye bi mucadele kitabı yazmak isterdim cunku bazen arada arada ifade edemedigim bazı duygularla mucadele ediyorum anlam veremeyince bastırıveriyorum gidiyor hahah ama sadık hidayet olsaydım kendimi kendime cok iyi ifade eder cozumumu uretirdim. İç hayatımda basarı kazanırdım ama tum bunlar kitabı okumama zorluk cıkardı iste hem asırı karamsar hem de çok yoğun bir dil hani insan bi akış arıyor okudugunda ben artık cok fazla akan şeyler arıyorum akmayan şeylerde tanpınar okumayı tercih ederim bi o da ona ozel kontenjandır benim icin. Yani bu kadar arkadaslar karamsar bi donemdeyseniz okumayın daha cok bunalırsınız eger benim gibi aktif enerjik bi donemdeyseniz de okumayın okuyamıyosunuz zaten ben de kitabı yarım bırakmamak icin zor zor okudum basardım yani. Ne zaman okursanız okuyun ya da ben ne karısırım sizin neyi ne zaman okuyacagınıza bee??? Valla her bola burnumu sokmakta da basarılıyımdır. Neyse arkadaslar baaayyy
1000Kitap
Kör BaykuşSadık Hidayet · Yapı Kredi Yayınları · 202636,6bin okunma
Puan vermedi·320 syf.··
2026 28. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2026 22:46
Kazım Karabekir, harbiyelilerin mümtaz temsilcilerinden, Balkan Savaşında Edirne’de, cihan harbinde Çanakkale Cephesinde, Irak Cephesinde, Doğu Cephesinde bulunmuş; mütareke devrinde 15. Kolordu Komutanı olarak Erzurum’a görevlendirilmiştir. doğudaki milli direnişin başı olmuş, Mustafa Kemal’in askerlikten istifasının ardından”ben ve kolordum emrinizdeyim paşam” sözü kilometre taşı olmuş, Kars, Ardahan Artvin’i kurtarmış İstiklal Harbinin önemli komutanlarından birisi, yetimler babası… Ancak Lozan Ant ve Cumhuriyetin ilanıyla bir şekilde fikirler ayrılıyor. Karabekir, önce muhalefet partisinde sonra maalesef İstiklal Mahkemesinde yılları sonra da yine chp milletvekili ve maalesef erken gelen bir ölüm… Tüm bu sebeplerle bu kitap tabiiki de benim için önemli bir kitaptı. Okuyacaklara tavsiyem dönemle ilgili altyapınız yoksa başka hatıratları vs’yi okumadıysanız bu kitaptan başlamayın. Okuması zor ve yorucu. Hatırat olduğu için de bolca öznellik var, dönemin siyasi havası da yansımış tabii üsluba. Muhakkak haklı oldupu konular olmakla beraber biraz “ben” üslubunu fazla buldum kitapta, başka anılarda aksini okuduğum şeyler de vardı. Ben içimden ne olursa olsun askerliği bırakmasaydı diye geçirdim, böyle bi hayata askerlikten emekli olmak yakışırdı sanki. Sözün özü hatıratlara hep bi “acaba”yla yaklaşmak gerektiğini ve şu anektodu unutmayalım. Atatürk ölüm döşeğindeyken Karabekir’le görüşmek istemiş, teklif kendisine ulaşmamış, bunu öğrenince kızı Karabekire gider miydin diye soruyor Karabekir:”Tabiiki giderdim, o Mustafa Kemal’dir gel dediği zaman gidilir.”
Paşaların KavgasıKazım Karabekir · Truva Yayınları · 2023333 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
10/10
·560 syf.··
2026 6. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 06 Mart 2026 22:37
Sen Dünyaya Gelmeden "Margaret Mazzantini" ️ 2009 yılında İtalya'da verilen saygın ödüllerden "Premio Campiello" ödülünü almış, 15 dile çevrilmiş bir kitap "Sen Dünyaya Gelmeden". Aynı zamanda başrollerinde Penelope Cruz ve Emile Hirsch'in oynadığı 2012 yılı yapımı filme uyarlanmış ve yazar senaristliğini de yapmış filmin. Kitabın şu an yeni baskısı yok. Ben de zaten yakın zaman önce 2. el olarak temin ettim. Kitabın ismi çok etkilemişti beni okumadan önce. Okurken ve bitirdikten sonra ise beni çok etkileyen, çok sarsıcı ve derin izler bırakan bir kitap oldu. Yeniden ne zaman basılır bilemiyorum ama takip etmenizi ya da sahaflardan edinmenizi kesinlikle tavsiye ederim. Bu kitapla ilgili çok farklı değerlendirmeler var öncelikle. Belki de bazıları filmin etkisinde kalarak yazılmış. Ben filmi izlemedim. Yani salt okumuş olarak yazıyorum incelememi. Biliyorum ki beyazperde bakış açımızı farklılaştırabiliyor. Tam da bu nedenle kimi savaşı, kimi aşkı, kimi de anneliği anlatan dramatik bir kitap olarak ele almış. Elbette kitapla ilgili incelemelerde değindikleri savaş, ağır kayıplar, büyük dramlar da var ama bana göre kadın ve anne olmak sanki hepsine çatı olmuş. Gemma'nın evinde İtalya'da başlayan kitap; o ve oğlu Pietro'nun Saraybosna ziyareti ile devam ediyor. Bu seyahat aslında oğluna, babasının öldüğü topraklarda köklerini bulması için olanak yaratma çabası Gemma'nın. Gemma'nın, Bosna'da Diego'ya aşık olması; Diego'nun Gemma'nın ardından İtalya'ya gelişi, evlilikleri, sosyal ilişkileri. Gemma'nın ailesi ile etkileşimleri. Bence burada da aile bağları adına, altı çizilerek okunacak, hepimizden izler var. Yazar bu noktadan sonra aslında olay örgüsünü bir kadının varoluş mücadelesine odaklıyor. Anne olma arzusu, çabaları, bu uğurda göze alınanlar. Çok sarsıcı bir
Edebiyat
Sen Dünyaya GelmedenMargaret Mazzantini · Doğan Kitap · 201098 okunma
VİCDANA SAPLANAN BALTA!!!
10/10
·704 syf.··
Beğendi
·
2026 47. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 01 Haziran 2026 00:25
“Bir insanı öldürmek mi daha ağırdır, yoksa o cinayetle her gün yeniden yaşamak mı?” Herkese selamlar sevgili kitap dostlarım. Bugün sizlere ikinci kez okuduğum, ikinci kez olmasına rağmen heyecandan ve zevkten eriyerek okuduğum, aradan 150 yıl geçmesine rağmen hâlâ popülerliğini koruyan ve dünya klasiği denince akla ilk gelen eserlerden biri olan Suç ve Ceza ‘dan bahsedeceğim. Uzun bir inceleme olacak, baştan söyleyeyim :)) İncelemeye başlamadan önce birkaç şeye değinmek istiyorum. İlk olarak, incelemede spoiler olacak. Fakat bunun okuma kalitenizi etkileyeceğini düşünmüyorum. Çünkü bu kitabın konusunu az çok genel kültürü olan hemen herkes biliyordur. Ayrıca bu başyapıtta mühim olan şey olay örgüsü değil. Kitabın “spoiler” diyebileceğimiz vurucu kısmı ilk 70 sayfada yaşanıyor; kalan yüzlerce sayfa ise vicdanın, psikolojinin ve insan ruhunun derinliklerine iniyor. Buradan bile mevzunun olay değil, insan olduğunu anlayabiliyoruz. O yüzden naçizane tavsiyem spoilera takılmadan incelemeyi okumanız olacaktır. İkinci olarak belirtmek isterim ki bu kitabı hakkıyla değerlendirebilmek için tarihi, dini, felsefi, psikolojik ve sosyolojik pek çok konuya hâkim olmak gerekiyor. Ben bunların hepsine yeterince hâkim olduğumu düşünmüyorum. Bu yüzden bir edebiyatsever olarak kendimce değerlendireceğim. Atladığım, yanlış yorumladığım noktalar olabilir. Bu açıklamayı da kitaba duyduğum büyük saygıdan dolayı yapıyorum. Şimdi incelemeye geçelim… Her şeyden önce kitabı değerli kılan en büyük unsur, bana göre bu kadar gerçekçi yazılmış olması. Raskolnikov’un duyguları, histerileri, ikircikli zihni, tutarsızlıkları, karamsarlığı, vicdanı… Her şey o kadar sahici ki daha ilk sayfalarda diyorsunuz ki bunları yaşamayan biri böyle yazamaz. Gerçekten de öyle. Çünkü Fyodor Dostoyevski ’nin hayatına
Edebiyat
Suç ve CezaFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025194,3bin okunma
Khaled Hosseini - Bin Muhteşem Güneş
Puan vermedi·430 syf.··
2026 6. kitabı
Meryem, Celil ve Nana'nın kızıdır. Celil zengin ve güçlü bir adamdır. Nana onun hizmetçisiyken ondan hamile kalır. Adamın başka üç meşru karısı ve dokuz çocuğu vardır. Nana, kızına "Haramî" deyip sürekli acımasızca eleştirir ve dışlar ama kızını haftada bir gün gören Celil ona güzel davranır. Nana hamile kalmış ve evden uzaklaştırılmıştır, kendisi için mücadele etmemesi sebebiyle Celil'e kızgındır. Nana daha sonra başkasıyla evlenecek olur ancak yazarın "cin girmesi" diyerek ironize ettiği epilepsi krizleri geçirir. Molla Feyzullah isimli çok sevdiği yaşlı bir Kur'an hocası vardır. Sonrasında darbe olur ve şah devrilir. Bir gün Meryem Celil'in Herat'taki evine gider ve oradakilere onun kızı olduğunu söyler. Celil kapıya çıkmaz, Celil'in şoförü Meryem'e kendisini eve götürmeyi teklif etse de reddeder ve beklemeye devam eder. Geceyi orada geçirir, eve de girmeye çalışır ancak beceremez. Annesi hep oraya giderse aşağılanacağını söylemiş ancak Meryem dinlememiştir, burada gururu kırılır. Döndüğünde ise Nana'nın kendini astığını görür. Sonra alınmadığı eve Celil'in yanına normal bir şekilde alınır ancak tabi ki kızın bütün hayatı alt üst olmuştur. Burada mutsuz bir hayat sürerken üvey anneleri 15 yaşındaki kızın bir talibi olduğunu söylerler. Meryem diretse de nikahını kıyarlar. Kocasının adı Raşit'tir ve uzun, göbekli, sigara içen, pis kokan bir adamdır. Meryem ayrılırken babasına çok sitem eder ve bir daha seni görmek istemiyorum der. İlk başta kıza cinsellik açısından zaman veren Raşit bir hafta sonra aklına geldikçe karnına kramplar giren kıza artık zamanının geldiğini söyler. Raşit dinci bir adamdır ve kadının bir ters bakışının bile problem olduğunu, başı açık kadınların kocalarının adam olmadığını düşünmektedir. Ona giymesi için bir burka verir ve giyince önünü
Bin Muhteşem GüneşKhaled Hosseini · Everest Yayınları · 2026119,4bin okunma
Puan vermedi·96 syf.·
2026 57. kitabı
Christine de Pisan’dan biraz bahsetmek gerekiyor çünkü Politik Bir Beden Olarak Devlet’i ilginç kılan şeylerden biri de kitabın arkasındaki isim. 14. ve 15. yüzyılda yaşamış Christine de Pisan, Avrupa’nın ilk profesyonel kadın yazarlarından biri kabul ediliyor. Hatta birçok kaynak onu yalnızca “kadın bir yazar” olarak değil, yazarlığı geçim kaynağı hâline getiren ilk kadın entelektüellerden biri olarak anıyor. O yalnızca siyaset ve toplum düzeni üzerine yazan bir isim değil, aynı zamanda döneminin kadın düşmanlığıyla mücadele eden en güçlü seslerinden biri. Orta Çağ Avrupa’sında kadınların çoğu zaman ahlaken zayıf, aklen eksik ya da toplumsal olarak ikincil görüldüğü bir ortamda Christine buna açıkça itiraz ediyor. Üstelik bunu sloganvari bir öfkeyle değil; bilgiyle, edebiyatla ve düşünceyle yapıyor. Yazar, devleti bir insan bedenine benzetiyor. Prens “baş”, soylular “kollar”, halk ise bu bedeni taşıyan temel yapı. Yani burada tek bir kişinin kudretine dayanan bir yönetim anlayışından çok, uyum içinde işleyen bir organizma fikri var. Eğer bedenin bir organı çürürse diğerleri de zarar görüyor. Bugünün diliyle söylersek, ona göre iyi bir lider yalnızca güçlü değil; duygularını yönetebilen, ölçülü davranabilen ve doğru insanlarla çevrili biri olmak zorunda. Özellikle prensin eğitimine verilen önem dikkat çekici. Christine, kötü bir yöneticinin bir anda ortaya çıkmadığını; çocuklukta verilen yanlış eğitimin, kötü örneklerin ve denetimsiz gücün sonucu olduğunu savunuyor. Bu noktada kitap, sadece siyaset değil aynı zamanda pedagojik bir metne dönüşüyor. Açıkçası bu kısımlar bana oldukça ilginç geldi çünkü “iktidar” meselesine bugünün psikoloji diliyle yaklaşır gibi bir tarafı var. Yazara göre halk korkuyla yönetilebilir ama bu düzen kalıcı olmaz. Saygı ve adalet olmadan
1000Kitap
Politik Bir Beden Olarak DevletChristine de Pizan · Timaş Akademi Yayınları · 20261 okunma