Selçuklu Devleti’nin Kuruluşu
Oguzlardan 15-20 bin kisilik ordu çikarabilecek bir küme 1035 yilinda Horasan' a geçmek zorunda kalmisti. Bu bölge ise zenginligi, askerî ve mülki teskilatmin mükemmelligi ile yalniz islam âleminin degil, dünyanin en kudretli devletlerinden biri olan Gazneli Imparatorlugu'na ait idi. Bu Oguzlar, Selçuklu ailesinin idaresi altinda bes yil süren devamli ve çetin bir mücadele sonucunda Gazneli Imparatorlugu'nu yenerek Horasan'da devletlerini kurdular (1040 tarihinde ve 16 bin ath ile). Ancak fevkalade kelimesi ile vasiflandi-mlabilecek olan bu hadisenin bas kahramani, fikirleri ve icraatiyla Selçuk'un torunu Çagri Bey idi. Selçuklu Devleti'nin hâkimiyeti çok kisa zamanda Bizans Imparatorlugu hudutlarina kadar uzandi. Bu basarida Seyhun boyundaki büyük ana Oguz kümesinden birbirini izleyen dalgalar hâlindeki kümelerin Iran'a gelmeleri pek mühim bir amil olmustur.
Sait Çamlıca, “FETÖ ekibi Fethullah Gülen için ‘Kâinat imamı’ diyordu. FETÖ ekibinin liderlerine söyledikleri ile Nurcuların Said Nursi için söyledikleri, Süleymancıların Süleyman Hilmi Tunahan veya şimdiki liderleri için söyledikleri, Menzilcilerin Gavs sandıkları kişi için söyledikleri, Nakşi ve Kadiri olanların Şeyh sandıkları kişiler için söyledikleri ile aynıdır”derken, “Tüm bunları açan yetkililer, şayet 15 Temmuz ihanetine götüren ‘İslam’a Hizmet kılıflı ihanet zihniyeti’ ile mücadele etmezlerse, paralelcilerin yapamadığını meridyen ekip yapar ve 15 Temmuz Üst Geçidini açan yetkiliyi o köprüde sallandırırlar” diye uyarıyor.
Sayfa 234 - Doğan Kitap
Reklam
Sabit Noyan
190. Alay bütün gücüyle bir taaruz daha gerçekleştirir ve gece yarısına doğru Gülçeşme Yaylası’nı tekrar ele geçirir. Yarbay Sabit Bey’in cesareti ve inadı Soumilas’a galip gelmiştir. Sabah gün doğana kadar 190. Alay koskoca bir Yunan tümeniyle ölesiye vuruşur. Güneş yükselirken yetişen 15. Tümen mevzileri 190. Alay’dan teslim alır. Millî Mücadele tarihinin en kahramanca harekâtı sona ermiştir. Bu kritik tepeler düşmana bırakılmamıştır ama bedeli de çok ağır olmuştur. Dağa gece koşarak taaruz eden yaklaşık 1.000 savaşçıdan ancak bir bölük kadarı ayakları üzerinde yürüyerek inebilir. Geriye kalanlar ya Gülçeşme Yaylası’nda vatana eklenmiş ya da burada vatana bir parçasını hediye etmiştir.
Sayfa 127 - Kronik Kitap·Kitabı okudu
Alıntı
Osmanlılarda saltanat değişikliğini düzenleyen bir kanûn ve gelenek yoktu. Daha doğrusu, eski Türk geleneğine göre hüküm-dar otoritesinin kaynağı Tanrı olduğundan, bu otoriteyi kimin alacağını tâʻyin etmek de Tanrı'ya ait bir iş sayılırdı. Bunu Tanrı'nın bağışlayacağı kut tâʻyin etmeliydi. Bu sebepten veliahd tâʻyini de mümkün değildi. I. Mehmed'in veliahd tâʻyin etmesi istenen sonucu vermemiştir. Kardeşlerden her biri saltanata aynı derecede hak sahibi sayılırdı. Bir pâdişah ölünce kardeşler arasında mücadele kaçınılmaz bir haldi ve bu durum bilhassa Bayezid'in oğulları ve torunları arasında devleti büyük buhranlara ve tehlikelere sürüklemişti. Müddeiler mağlup olunca yabancı hükümdarlar yanına kaçıp devlete daimi bir tehdit teşkil etmekte idiler. Bizans'a kaçan Osmanlı şehzâdesi Orhan, İstanbul surları üzerinde Fâtih'e karşı savaşmıştı. Fâtih, tahta çıktığında henüz memede olan kardeşi Ahmed'i "nizâm-i âlem" uğruna boğdurmuştur. Sonraları kanûnnâmesinde, sultan olanın kardeşlerini nizam-i âlem için idam etmesinin "câiz" olduğunu ve ulemanın bunu "câiz" gördüğünü ifade etti. Bu, aslında zorunlu bir kanûn değildir. Nizam-i âlem için zaruret halinde cevâz verilen bir fiildi. Fâtih bununla egemenliğin bölünmezliği ve devletin parçalanmazlığı prensiplerini her şeyin üstünde tuttuğunu göstermekte idi. Bu prensipler, Cem ile Bayezid, daha sonra II. Bayezid'in oğulları arasındaki mücadelelerde ortaya çıkacaktır. Askerin ve kamuoyunun onayladığı bu prensip, imparatorluğun birliğini korumaya yönelikti. 15. ve 16. yüzyıllarda nizâm-i âlem için kardeş katlini zorunlu bir önlem diye kabul eden Osmanlı kamuoyu, 16. yüzyıl sonlarında artık bunu iyi görmeyecektir. Birtakım özel koşulların da yardımı ile ekberiyyet, yani hânedânın sağ bulunan en yaşlı üyesinin saltanata geçmesi
Sayfa 120 - İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Tarih
Daha önce belirtildiği üzere CHP’nin sola açılmasında TİP’in toplumdan destek kazanmasının büyük etkisi vardı. 1961 Anayasası’na dayanılarak kurulan parti, sosyalizmin legal alandaki tek etkili temsilcisiydi. Yön-Devrim grubunun zinde güçler yaklaşımını ve Milli Demokratik Devrimcilerin anti-emperyalist mücadeleyi önceleyen iki aşamalı devrim tezini reddediyordu. Milli güçler veya devrimci mücadele yerine parlamenter mücadeleyi benimsemişti. İşçi sınıfı ve emekçiler başta olmak üzere halkın oylarıyla iktidara gelerek sosyalist düzeni kurmayı vaat ediyordu. Fransız Marksist Roger Garaudy’nin görüşlerinden etkilenen M. Ali Aybar, TİP’in sosyalizmini reel sosyalizmden ayırt etmek için “Türkiye’ye özgü sosyalizm”, “güler yüzlü sosyalizm” ve “hürriyetçi sosyalizm” gibi tanımlamalar kullanıyordu.
Alıntı
İtikat çerçevesinde tamamile temizlenen ben, amel sahasında tamamile mahrum bulunuyordum. Benim, işkembe-den daha mülevves şahsiyetimi tedrici bir nüfuzla yıkayan mürşidim, bir gün, eşiğinde bulunduğumuz Şaban ayının 15 inden itibaren namaza başlamamı emretti. Zevk ve aşkla söz verdim ve başladım. Fakat arada bir nefsimle ruhum arasındaki mücadele o kadar çetindi ki, günlerce ve gözyaşlarile namaz içinde yuğrulduğum devrelerin arasında, günlerce namazdan ayrıldığım zamanlar da oluyordu. Her temizliğin arkasından kirleniyor, kirleniyor, kire batıyor, sonra o yüksek zatın pâk huzuruna gidip bir anda içimi aydınlıkla dolduruyor, yine zulmete batıyor, yine zulmetten çıkıyor ve böylece yuvarlanıp gidiyordum. Yalınız, ruhuma yerleştirilen itikat hisarının üzerindeki bir kum tanesine bile sarsıntı gelmediğini görüyordum. Üzerimdeki esrarlı nazar, muhkem ve emindi.
Reklam
Reklam