KÂFİR BİLE TERSİNDEN İSLÂM'A HİZMET ETMİŞTİR!..
Unutulmaması gerekir ki, “dışa bakış” İBDA Diyalektiği’nin temel ölçülerinden biridir. Dikkat edelim: “Dışa bakışta temel ölçü, “İslâm’a muhatap anlayış” hakikatine mensup olmaya delil de teşkil edecek bir inceliktedir… Mevlâna Hazretleri bir gün bir papazla selâmlaşır ve bu bahiste kendine sorulan suâle şöyle cevap verir: “Birbirimizin bâtınını selâmladık; bizim imânımız açık, küfrümüz bastırılmış, onun ise küfrü açık, imânı gizli!” İslâm’a muhatap anlayışa mâlik olan için, kâfir bile tersinden İslâm’a hizmet etmiştir; ve dâva, bunun düzünü göstermektedir… Mücadele de budur!..” [*]
Selim Gürselgil, (I. Dönem, Sayı 9, Nisan 1998), DANTE'NİN YOLCULUĞU -II- (İlâhî Komedyadan Tilki Günlüğüne)
Akademya Yazıları
Ama hayır bu bize yakışmazdı; intikam yok! sonuna kadar mücadele edelim.
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Kitleler fedakardır. Yeter ki iyi mücadele edelim, kararlı ve açık olalım.
Sayfa 174 - UMUT YAYIMCILIK 7. BASKI: MAYIS 1998·Kitabı okuyor
Alıntı
GÂYE İLİM Mİ, TEDAVİ Mİ?
“Lorenzo’nun Yağı” geçtiğimiz günlerde televizyon ekranlarına gelen bir Amerikan filmi. Fakat Türkiye’de asıl gündeme gelişi, bundan dört yıl öncesine dayanıyor. O zamanın “Aktüel” dergisi “Anti-Tıp’ın Zaferi” [*] başlığıyla bu mevzuda imzasız bir değerlendirmeye yer vermişti. Meselelerin Türkiye’de belli bir kesim tarafından nasıl çarpıtıldığına ve en alâkasız bahanelerin bile dine saldırı imkânına nasıl dönüştürüldüğüne misâl bir yerde, o değerlendirmeyi kesip saklamıştık. İşte yeri geldi: “Ve Lorenzo… Henüz beş yaşında. Hüküm verilmiştir: Lorenzo ölecektir. Çünkü tıb ideolojisi, Lorenzo’nun yakalandığı hastalık karşısında iktidar sahibi değildir henüz. Kuşkusuz muhalif de değildir ama, en hafif deyimiyle kadercidir. Lorenzo ölecek, belki de böylece tıb bir kez daha haklı çıkacaktır: Biz dememiş miydik?..” Modern tıbbın bir ideoloji hâline getirildiği doğrudur. Ama bu ideolojinin “kaderci” olduğunu söylemek, üstelik bunu “en hafif deyim” diye nitelemek, desteksiz atmaktır. Modern tıbbın ideolojik kimliği, “kader” itikadına yer vermesinde veya insan iradesini hiçe sayan “kaderiyye” görüşüne meyletmesinde değildir; tam aksine modern tıb, kaderin hiçbir çeşidine yer vermeyen, sadece kendi ilmî hünerine inanan bir doktrindir. Kendi ilminin tükendiği yerde ise “yapacak bir şey yok” diye konuşur. İşte, kahramanımız Lorenzo böyle bir durumdadır. __“Ne var ki, Lorenzo’nun anne ve babası, SSK kuyruğunda bekleyip kaderlerini doktorların dudaklarına teslim eden Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına pek benzemezler. Varoluşlarının anlamı olan oğulları için önce tıbla, sonra ölümle, arkasından da tüm yerleşik değer yargılarıyla mücadeleye girişirler. Bir yanda bilimin yüzyıllardır kurumlaşmış yanılmazlığı; diğer yanda ise ana-baba sezgisinin, gücünü sevgiden alan
Selim Gürselgil, (I. Dönem, Nisan 1997, Remzi Vatansever imzasıyla ), -Yağmurcu- Çerçevesinde İlmin Dine Tasallutunun Hikâyesi. GÂYE İLİM Mİ, TEDAVİ Mİ?..
Akademya Yazıları
Kötülükle yüzleşmek.
Ne amaçla mücadele edersek edelim, felakete uğramışlıktan değil, kötülükten yola çıkmak gerekir.
Sayfa 42 - Yapı Kredi Yayınları
Alıntı
14 - Refahın bitişi, AKP nin yükselişi
Refahyol'u veya Erbakan Hoca'yı iktidara taşıyan neydi? Türkiye'de bu darbeyi yapmak isteyenler veya Erbakan'ın iktidara gelmesiyle bazı şeyleri gerçekleştirmek isteyenler önceden neyi istediler? Aslında bertaraf etmek istedikleri Erbakan Hoca'nın zihniyetiydi, o partiydi ve o yapıydı. Onun için de bu partiyi yüksekten aşağıya attılar kemikleri kırılsın ve bir daha ayağa kalkar hale gelmesin diye... Nitekim öyle de oldu. O parti iktidara geldi. Burada belirtmek istediğim tüm bunlar bir eleştiriden çok bir durum tasviridir. Böylece O Amerika'ya karşı böyle bir mücadeleye girişince Amerika Birleşik Devletleri de doğal bir refleks olarak kendini koruma politikası takındı. Amerika'nın Orta Doğu'da, dünya üzerinde çıkarları var. Erbakan da bu dünya üzerinde Amerika Birleşik Devletleri'ne yönelik bir mücadelenin öncüsü konumuna geldi. Bu sebeple ona karşı bir hareket olacağı da kesindi. Onun için 28 Şubat sürecini irticaya karşı bir doğal refleks, laik kesimin bir karşı koyması olarak algılamamak lazım. Şunu da görmek gerekir. 28 Şubat'ı laik kesimden bir takım insanlar yaptılar. Fakat onlar da tasfiye edildi. Buna ne diyeceksiniz? Bunun bir de tabi askeri kanadı var. Oradan da birileri tasfiye edildi. Evet oradan da tasfiye edildiler. Ters köşeye mi düştüler? Hayır, ben projeyi şöyle düşünüyordum. Laik kesim hükümeti devirecek ve onlar da tasfiye edilecek. Ondan sonra yine İslamcı olacak bir iktidarın da geleceği ön görülüyordu. Şimdi dediler: ''Bu adamları önemli mevkilere getirirsek, aynı kadronun orada da egemen olması yahut birinin hayal ettiği gibi cumhurbaşkanı olması halinde, doğal olarak bu yeni gelenle mücadele edecek.'' Diyecek ki, ben hayatımı veya buraya gelişimi irticayla mücadeleye borçluyum. Şimdi bundan vazgeçemem. Kişiliği yok olacak
Sayfa 112·Kitabı okudu
Alıntı