“Bu zihinsel donanımla tabii ki hastalığınla mücadele edecek gücü kendinde bulacaktın… Anneni de unutma. Onun sağduyusu olmasaydı, sürekli yalnızca ‘Acaba ne olurdu?’ diyen, çekilmez bir genç adam da olabilirdin…”
Evlerde huzur olabilmesi için insan yüreğinde huzur bulunmalıdır.
Yine de şarkı söylemeliyiz her zamankinden de çok söylemeliyiz.
Tanrı seni daha çok sevecekti bense senin ruhundan uzak kalacaktım.
Yaratmak ve yıkmak sadece Tanrı’ya özgüdür çünkü onun gücü her şeye yeter insan insanı yaratarak hayata arzuyu intikamı merhameti ve korku katan oydu sanki etrafındaki kötülükleri gördüğünde suçu bana atma çünkü benim tek yaptığım kötülükleri ayna gibi yansıtmak.
her şeye rağmen özümü unutamam.
Gençliğimde beni besleyen ve bana iyilik yapmayı Öğreten yaratana hala seviyorum ona isyan ettiğimde bunu onu sevmediğim için yapmadım tam tersi onu öyle çok seviyordum ki Adem’i yarattığında kıskandım hemen oracıkta efendimize meydan okumak istedim beni mahveden de budur yine de bana bir zamanlar bahsedilen takdisleri halen hatırlıyorum ve belki de iyi davranırsam Cennet’e tekrar kabul edilebilirim.
Ayrıca hayatta hiçbir şeyin kalıcı olmadığını tapınakların bile sürekli bir ıslah içinde olduğunu göstermiş oluruz.
Her şeye rağmen dizlerimiz yara içinde fazla travma yaşamadan hayatta kaldık.(!)
Dünyada kimsenin ama hiç kimsenin bizimle ilgilenmediğini hissetmek.
Sevgi dönüştürür sevgi iyileştirir ama bazen de sevgi ölümcül tuzaklar kurar ve benliğini tamamen sevgiye adayan insanı mahveder. Özünde yaşamayı mücadele etmeyi gelişmeyi sürdürmemizin yegane nedeni olan bu karmaşık duygu nasıl bir şeydir?
Dünyayı hareket ettiren gücün bizim adımıza hareket ettiğini ve sözlerimizi desteklediğini fark ettiğinizde, özgüvenimiz ve kendimizden emin olma halimiz de pekişir. Gücünüze güç katmaya çalışmazsınız. Zihinsel mücadele, baskı ve zorlama olmamalı, bu durum zihinsel bir güreş halini almamalıdır.
"Sizden her kim bir kötülük veya çirkin bir şey görürse onu eliyle değiştirsin. Şayet eliyle değiştirmeye gücü yetmezse diliyle değiştirmeye çalışsın ona da gücü yetmezse kalbiyle onu hoş görmeyip kabullenmesin ki bu da imanın en zayıf derecesidir."
Alçakgönüllülük, yalnız ve çaresiz olanlar da dâhil olmak üzere tüm insanların diğer insanlarla güçlü bağlar kurmasını sağlar. Yeter ki tam ve sürekli olsun. Alçak gönüllülük bunu yapabilir çünkü alçakgönüllülük ibadetin dilidir, ibadethanenin kendisidir ve bağların en kuvvetlisidir. İnsanların diğer insanlarla kurduğu ilişki, ibadet ile aralarındaki ilişkiye benzer ve insanların kendileriyle kurduğu ilişki, mücadele ile aralarındaki ilişkiye benzer. İbadetten mücadele etme gücü çıkar ortaya.