Sen Türk olduğunu unutsan da düşmanın asla unutmaz. -Elçibey
10/10
·480 syf.··
2026 64. kitabı
Bulgaristan’da soydaşlarımıza uygulanan zulmü asimilasyon politikalarını, katliamları anlatan bu kitabı büyük bir sarsıntıyla okudum. İlay, idealist ve milli değerlerine bağlı bir Türk kızı; Mehmet Ali ise zamanla asimile edilmiş bir karakter. İkilinin hikâyesinde beni başından beri rahatsız eden pek çok detay vardı ancak karşılaşacağım tabloyu bu kadar ağır beklemiyordum.Kitabın bazı bölümlerinde gözyaşlarıma hâkim olamadım. Okuduktan sonra etkisinden çıkmak ve yaşananları sindirmek uzun zaman aldı. Milli şuur, dil, kültürel kimlik, aidiyet, dostluk ve mücadele gibi birçok temayı içinde barındırıyor. Yazar, tüm bunları son derece güçlü ve etkileyici bir edebî dille aktarmış. Hem duygusal hem de düşündürücü bir eser. Şiddetle tavsiye ederim.
1000Kitap
Çiçekler BüyürEmine Işınsu · Bilge Kültür Sanat · 20121,947 okunma
Puan vermedi·480 syf.··
2026 77. kitabı
·
30 saatte okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 18:11
Jojo Moyes’in Senden Önce Ben romanını okurken, bunun yalnızca bir aşk hikâyesi olmadığını düşündüm. Benim için kitap, birbirinin hayatına dokunan iki insanın, birbirlerini değiştirme çabasından çok, birbirlerine farklı bir yaşam penceresi açmalarını anlatıyordu. Roman boyunca en çok Louisa Clark karakterinin değişimini takip etmekten etkilendim. Hikâyenin başındaki Lou ile son sayfalardaki Lou aynı insan değil. Başlangıçta güvenli sınırlarının dışına çıkmaktan çekinen, hayatını küçük bir çevrede sürdüren biri iken, Will Traynor ile tanıştıktan sonra kendi hayatını da sorgulamaya başlıyor. Bence romanın asıl yolculuğu da Lou’nun bu dönüşümüydü. Will karakteri ise beni tek bir duyguya yönlendirmedi. Bazı bölümlerde ona hak verdim, bazı bölümlerde ise kararlarını kabullenmekte zorlandım. Geçirdiği kazadan sonra yaşadığı fiziksel ve psikolojik mücadele, onu sadece “yardıma muhtaç” bir karakter olmaktan çıkarıyor. Hayata, özgürlüğe ve kendi kararlarını verebilme hakkına bakışı, roman boyunca üzerinde en çok düşündüğüm konulardan biri oldu. Lou ile Will arasındaki ilişkiyi sevme nedenim, bunun klasik bir aşk hikâyesi gibi ilerlememesiydi. Birbirlerini değiştirmeye çalışsalar da, aslında birbirlerine kendilerini yeniden keşfetme fırsatı veriyorlar. Lou’nun Will’e yeniden yaşama isteği kazandırmaya çalışması kadar, Will’in de Lou’yu korkularının dışına çıkmaya teşvik etmesi bana oldukça gerçek geldi. Kitabı okurken beni en çok etkileyen şey, yazarın zor bir konuyu kesin doğrular üzerinden anlatmamasıydı. Özellikle Will’in aldığı karar etrafında şekillenen tartışmalar boyunca, karakterlerin bakış açılarını anlamaya çalıştım. Roman bana tek bir cevap vermedi; tam tersine, her okurun kendi vicdanıyla değerlendireceği sorular bıraktı. Jojo Moyes’in anlatımı oldukça akıcı.
1000Kitap
Senden Önce BenJojo Moyes · Pegasus Yayınları · 201333,1bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Ne Harika Bir Anlatı!
7/10
·448 syf.··
Beğendi
·
2026 175. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 21:36
Kemal Tahir’in Esir Şehrin İnsanları romanına başlamadan önce bunun bir üçlemenin ilk kitabı olduğunu bilmiyordum ve kitabın ilk birkaç bölümünü bitirdiğimde hemen diğer iki kitabı da sipariş ettim. Kitabı bitirdiğimde ise aslında yazarın yalnızca işgal altındaki bir şehri değil, o şehrin içinde sıkışıp kalmış insanları da anlattığını fark ettim ve iyi ki gecikmeden diğer iki kitabı da sipariş etmişim diye düşündüm. Romanın en başarılı taraflarından biri, Kurtuluş Mücadelesi dönemini sadece cephede verilen bir savaş olarak ele almaması. Kemal Tahir, işgal altındaki İstanbul’da yaşayan insanların düşüncelerini, korkularını, çıkar çatışmalarını ve değişen şartlar karşısında aldıkları tavırları anlatıyor. Çünkü o dönemde mücadele sadece cephede değil; insanların kendi vicdanlarında, alışkanlıklarında ve seçimlerinde de yaşanıyordu. Romanın merkezindeki Kamil Bey’in yolculuğu bence klasik anlamda bir kahramanlaşma hikayesi değil, bir uyanış hikayesi. Paşa çocuğu olarak yetişmiş, iyi eğitim almış, sanatla ilgilenen ve belirli bir konfor içinde yaşamış bir insanın; zamanla içinde bulunduğu toplumu, dönemi ve kendi sorumluluklarını fark edişini okuyoruz. Bu değişimin en başarılı yanı ise aceleye getirilmemesi. Kamil Bey bir anda başka bir insana dönüşmüyor; önce görüyor, sonra anlamaya başlıyor ve en sonunda nerede durması gerektiğine karar veriyor. Aslında romanın ismi de burada daha anlamlı hale geliyor. İstanbul sadece askeri olarak işgal edilmiş bir şehir değildir; bazı insanlar da alışkanlıklarının, eski düzenlerinin, yetiştirildikleri çevrenin ve kaybetmek istemedikleri hayatlarının içinde esirdir. Burada vatan esir düşmüşken, kendi konforunu düşünen hiç kimsenin -fiziken esir olmasa bile- özgür olamayacağı, okuyucuya tane tane anlatılıyor diyebilirim. Kamil Bey’in
Edebiyat
Esir Şehrin İnsanlarıKemal Tahir · Ketebe Yayınları · 202613,3bin okunma
8/10
·256 syf.··
2026 1. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 19:33
Dışarıdan kusursuz görünen bir hayatın ardında, kendi düşüncelerinin labirentinde yavaş yavaş kaybolan bir ruhun sessiz çöküşü, ne kadar kaçmaya çalışsa da zihninin duvarlarına çarpan bir kadının, var olmak ve yok olmak arasındaki ince çizgide verdiği mücadele.
Sırça FanusSylvia Plath · Kırmızı Kedi Yayınevi · 201917,2bin okunma
Trajik Kahramanlık
Puan vermedi·216 syf.··
2026 36. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 17:53
Roman, Kurtuluş savaşı yıllarında geçiyor ve orada Çetin şartlar ve çevrede öğretmen olarak görev yapan Aliye’nin mücadelesi anlatılıyor. Ben romanın başkahramanı Aliye ile Çalıkuşu’nun Feride’sini birbirine benzetiyorum. İkisi de öğretmenlik mesleğini icra ederken çevre baskısı, cehalet ve bağnazlıkla mücadele ediyor. Tek fark Feride romantik bir dönemi anlatırken, Aliye daha realist olarak savaş yıllarını anlatıyor. Biz aslında bu kitapta cehaletle bilginin; korkuyla cesaretin mücadelesine tanık oluyoruz. Anlatımı sade, dili yalın ve halk söyleyişine yakındır.
Vurun KahpeyeHalide Edib Adıvar · Can Yayınları · 201913,7bin okunma
Puan vermedi·192 syf.··
2026 76. kitabı
Bu kitabı okurken sık sık yaşlılığı düşündüm. Şimdi bile yılların nasıl geçtiğine şaşırırken seksen yaşına geldiğimde neleri hatırlıyor olurdum acaba? Mediha dönüp geçmişine baktıkça ben de bunu düşündüm. Ölümden söz ettiği yerlerde, eski günleri hatırladığı bölümlerde ben de ölümü ve geçmişi düşündüm. Mediha’nın gençliğiyle yaşlılığı arasında uzun yıllar var ama bazı şeyler hiç değişmemiş gibi geldi bana. Gençken de sevilmek istiyor, yaşlandığında da. Gençken de kırılıyor, yaşlandığında da. Yoksulluk, babasının ölümü, annesinin verdiği mücadele, sahneye çıkışı, yanlış insanlar, kayıplar… Hayatı boyunca başına gelmeyen kalmıyor. Herkes Mediha’yı eski bir assolist olarak görüyor ama ben daha çok evindeki halini sevdim. Eski eşyalarının arasında dolaşmasını, yıllar önce tanıdığı insanları hatırlamasını, bazen aynı anının etrafında dönüp durmasını. Okurken kendi büyüklerim geldi aklıma. İsmet’i de çok sevdim. Kitapta birçok kişi gelip geçiyor ama o hep aynı yerde duruyor. Lafı uzatmıyor, kendini öne atmıyor. Ne zaman ihtiyaç olsa yanında. Yangın, hastane günleri, yeniden sahneye çıkışı… Kitapta bunlar da var. Ama ben dönüp dolaşıp yine Mediha’yı düşündüm. Onca şey yaşamış, defalarca canı yanmış bir kadın. Buna rağmen sabah uyanıp hayatına devam ediyor.
Mediha Hanım Ölmek İstiyorEmre Saraçoğlu · The Kitap · 2024122 okunma