Ama konuştukları yalnızca barış ve kardeşlik gibi laflar söyleyen Hain'lilerdi... Eh, şimdi 'insanlık' lafı biraz fazla şey içeriyor. Kardeşliği kardeşlik-dışından başka ne tanımlayabilir ki? Dıştalayarak tanımlama, azizim! Sen ve ben akrabayız. Benim atalarım birkaç yüz yıl önce Sie'deki serfleri ezerken seninkiler belki de dağlarda sürü güdüyorlardı; ama aynı ailenin üyeleriyiz. Bunu anlamak için bir yabancıyla karşılaşmak, bir yabancıdan bahsedildiğini duymak yeterli. Başka bir güneş sisteminden gelen bir yaratık. İnsan denen, bizimle iki ayağın, iki kolun ve içinde bir tür beyin olan bir kafanın pratik yerleşimi dışında ortak hiçbir yanı olmayan biri!”
Sen bir hedef belirlediğin zaman, aslında geçmiş karar veriyor. Geçmişin deneyimleri, geçmişin bilgileri karar veriyor. Geleceği öldürüyorsun. Sonra bir hedef belirlenince, geleceğin artık gelecek olmaktan çıkar. Çünkü artık sonsuz olasılığa sahip değildir. Artık sen birçok alternatif arasından birini seçmişsindir.
Bu, geleceği kaybetmenin yollarından biridir.
Bir hedef üzerinde karar kılarak insan geleceği kaybeder. O zaman ölür. Bir makine gibi işlemeye başlar.
ona. Hiç tadamadığın mutluluğu benim bulmamdan korkuyorsun. Benim mutlu olmamı istemiyorsun, iyi bir hayatımın olmasını istemiyorsun. Habis, fesat kalpli olan sensin.
Seks eğlenceli olsa da, açlığını çektiğim seks değildi. Onaylanmaktı. İstendiğimin, sevildiğimin, hatırlayabildiğim kadarıyla ilk kez değerli olduğumun onaylanması. Onaylanmaya olan bu açlığım kısa sürede kendimi dev aynasında görme ve kendime karşı aşırı toleranslı olma alışkanlıklarına dönüştü. Canım ne isterse onu yapmaya ya da söylemeye hakkım var sanıyordum, insanların güvenini kırmaya, duygularını yok saymaya, sonra da yarım ağızla söylenmiş boktan özürlerle bunları geçiştirmeye hakkım var sanıyordum.