İMANÎ BAHİSLER, MÜDAFAALAR VE LÂHİKALAR "Üstâd'ımız, Risale-i Nur’u 3 temel esas üzerine bina etmiştir: 1- İmanî bahisler. 2- Müdafaalar. 3- Lâhikalar. İmanî bahisleri okuyanlar, ehl-i takva ve ehl-i salât olur. Müdafaaları okuyanlar, dâvâsının müdafaasıyla mücehhez olur, kendini donatır. Lâhika mektuplarını da okuyanlar, karşılaşmış oldukları hâdiseler içerisinde nasıl bir hatt-ı harekette bulunacaklarını Risale-i Nur'dan öğrenirler." Zübeyir Gündüzalp Ağabey (rh) nuranimudafa.com/post/zubeyir-gu...
1000Kitap
RİSALE-İ NURLARDAKI ÜÇ TEMEL ESAS 1) imani Bahisler:Okuyan ehl-i takva ve ehl-i salahat olur. 2) Lahikalar: Okuyan hadiseler karşısında nasıl hatt-I harekette bulunacağını anlar. 3) Müdafaalar: Okuyan davasını müdafa ile mücehhez olur kahramanlık ve cesaret sergilerler. Zübeyir Gündüzalp
Din İslam
Reklam
Risale-i Nur Külliyatı Nasıl Okunmalı
Kitabı eline alıp önce kitabı tanımalı. Mesela Sözler’i eline alıp; kaç sayfa, kaç söz, kaç zeyl vs. diye bakıp, önce kitabı tanımak. Sonra başını kaldırıp zihnen tekrar etmek. Birinci ve ikinci okumaları sözlüğe bakmadan, üçüncüde ise sözlüğe bakarak, dördüncü ve devamındakiler içinse paragraf paragraf okuyup, her paragrafı zihninde tekrar ederek ilerlemek. Sonra bahsin bütününü zihninde tekrar etmek. 1 sene bu paragraf paragraf okuma şeklinde okursa, 1 sene sonra ne okursa ne işitirse hafızasında kalır. Zübeyr abi, “Üstad’dan böyle öğrendik” diyor. Hz. Üstad dermiş ki; “bu usulde çalışsanız, 90 yaşına da gelseniz, hafızanız bunamaz.” Zübeyr abi, okuma sırası için İMANİ BAHİSLER, MÜDAFAALAR, LAHİKALAR’ın 3’ünü birlikte okumalı, diyor. Zübeyr abi: Okuduğunuz kitabın her sayfasından 1 cümle veya veciz bir kısım, eğer mümkünse 2 veya 3 ezberleyin. Böylece kitabı hemen hemen hafızanıza almış olursunuz. Ezberlemek için fazla zorlamayın, ne kadar hafızanızda kalırsa kanaat edin, zamanla çoğalır. Zübeyr abi; ezber ile ilgili ayrıca: Lahikalarda Risale-i Nur’u metheden yerleri ezberlemek lazım, çünkü bunlarda müdafaadır. Veciz yerleri ve “Hakikat Çekirdekleri”ni ezberlemeli. Zübeyr abi: Okumada sesli ve sessiz tekrar etmek. Mesela 1. Sözü sessiz okudun. Sonra sesli okumak. Bu, kulak hafızasından da istifade ettirir. Sesli olarak iyi okumanın yegane metodu, okuduğunuzu anlamaya çalışmaktır. Zübeyr abi: 10 defa okumak yerine, 1 defa yazarak okumak daha faydalıdır. Hizmet niyetiyle kendi nefsimize okumak. Okuyup çıkıp okuyup çıkıp, ilgilendiğimiz müştaklara anlatmak. Zübeyr abi: Lahikaları imkan oldukça okumaya çalışınız. Zübeyr abi: Üstad bize Arapça Mesnevi’yi evvela bir anda bitirdi. Sonra nihayet 2 sayfayı 8 SAATTE ders vermeye başladı. Zübeyr abi: Okurken yanında
Din
Osman Yüksel Serdengeçti ve Bediüzzaman Said Nursî SAİD NUR ve TALEBELERİ Bahtiyar bir ihtiyar var. Etrafı, sekiz yaşından seksen yaşına kadar bütün nesiller tarafından sarılmış. Yaşlar ayrı, başlar ayrı, işler ayrı... Fakat bu ayrılıkta gayrılık yok! Hepsi bir şeye inanmış... Allah'a!.. Âlemlerin Rabbi olan Allah'a... Onun ulu Peygamberine… Onun büyük kitabına… Kur'an henüz yeni nâzil olmuş gibi, herkes aradığını bulmuş gibi bir hal var onlarda. Said Nur ve talebelerini seyrederken, insan kendini âdeta Asr-ı Saadet'te hissediyor. Yüzleri nur, içleri nur, dışları nur... Hepsi huzur içindeler. Temiz, ulvî, sonsuz bir şeye bağlanmak; her yerde hazır, nâzır olana, âlemlerin yaratıcısına bağlanmak, o yolda yürümek, o yolun kara sevdalısı olmak... Evet!.. Ne büyük saadet! İmanı, sıradağlar gibi muhkem Said Nur, üç devir yaşamış bir ihtiyar. Gün görmüş bir ihtiyar. Üç devir: Meşrutiyet, İttihad ve Terakki, Cumhuriyet. Bu üç devir büyük devrilişler, yıkılışlar, çökülüşlerle doludur. Yıkılmayan kalmamış! Yalnız bir adam var. O ayakta... Şark yaylalarından, Güneş'in doğduğu yerden İstanbul'a kadar gelen bir adam. İmanı, sıradağlar gibi muhkem. Bu adam, üç devrin şerirlerine karşı imanlı bağrını siper etmiş. Allah demiş, Peygamber demiş, başka bir şey dememiş. Başı Ağrı Dağı kadar dik ve mağrur. Hiçbir zalim onu eğememiş, hiçbir âlim onu yenememiş... Kayalar gibi çetin, müdhiş bir irade... Şimşekler gibi bir zekâ... İşte Said Nur!.. Divan-ı Harbler, mahkemeler, ihtilaller, inkılablar... Onun için kurulan i'dam sehpaları... Sürgünler... Bu müdhiş adamı, bu maneviyat adamını yolundan çevirememiş! O, bunlara imanından gelen sonsuz bir kuvvet ve cesaretle karşı koymuş. Kur'an-ı Kerim'de "İnanıyorsanız muhakkak üstünsünüz" (Âl-i İmran suresi âyet 139) buyuruluyor. Bu Allah kelâmı, sanki Said Nur'da tecelli
Din
Ji pirtûka Rêbera Xizmetê
Em şagirtên Rîsaleyên Nûr, wê ne ji bizavên dinyayê, ji yên kaînatê re jî wê nakin alet. Hem jî Quranê bi şiddet men‘a me ji siyasetê kiriye. Belê, wezîfeya Rîsaleyên Nûr ew e li hember kufra mutleqa ku heyata ebedî wêran kiriye û ya jiyana dinyayê jî kiriye jehreke dijwar, bi rastiyên îmanê yên eşkere ku fîlozofên herî bi rik û zendîq jî tînin îmanê, xizmeta Quranê bike. Loma jî em Rîsaleyên Nûr ji tu tiştî re nakin alet. (Müdafaalar: 605) Bediüzzaman Said Nursî
Kurdî
SAİD NUR ve TALEBELERİ Bahtiyar bir ihtiyar var. Etrafı, sekiz yaşından seksen yaşına kadar bütün nesiller tarafından sarılmış. Yaşlar ayrı, başlar ayrı, işler ayrı... Fakat bu ayrılıkta gayrılık yok! Hepsi bir şeye inanmış... Allah'a!.. Âlemlerin Rabbi olan Allah'a... Onun ulu Peygamberine… Onun büyük kitabına… Kur'an henüz yeni nâzil olmuş gibi, herkes aradığını bulmuş gibi bir hal var onlarda. Said Nur ve talebelerini seyrederken, insan kendini âdeta Asr-ı Saadet'te hissediyor. Yüzleri nur, içleri nur, dışları nur... Hepsi huzur içindeler. Temiz, ulvî, sonsuz bir şeye bağlanmak; her yerde hazır, nâzır olana, âlemlerin yaratıcısına bağlanmak, o yolda yürümek, o yolun kara sevdalısı olmak... Evet!.. Ne büyük saadet! İmanı, sıradağlar gibi muhkem Said Nur, üç devir yaşamış bir ihtiyar. Gün görmüş bir ihtiyar. Üç devir: Meşrutiyet, İttihad ve Terakki, Cumhuriyet. Bu üç devir büyük devrilişler, yıkılışlar, çökülüşlerle doludur. Yıkılmayan kalmamış! Yalnız bir adam var. O ayakta... Şark yaylalarından, Güneş'in doğduğu yerden İstanbul'a kadar gelen bir adam. İmanı, sıradağlar gibi muhkem. Bu adam, üç devrin şerirlerine karşı imanlı bağrını siper etmiş. Allah demiş, Peygamber demiş, başka bir şey dememiş. Başı Ağrı Dağı kadar dik ve mağrur. Hiçbir zalim onu eğememiş, hiçbir âlim onu yenememiş... Kayalar gibi çetin, müdhiş bir irade... Şimşekler gibi bir zekâ... İşte Said Nur!.. Divan-ı Harbler, mahkemeler, ihtilaller, inkılablar... Onun için kurulan i'dam sehpaları... Sürgünler... Bu müdhiş adamı, bu maneviyat adamını yolundan çevirememiş! O, bunlara imanından gelen sonsuz bir kuvvet ve cesaretle karşı koymuş. Kur'an-ı Kerim'de "İnanıyorsanız muhakkak üstünsünüz" (Âl-i İmran suresi âyet 139) buyuruluyor. Bu Allah kelâmı, sanki Said Nur'da tecelli etmiş! Mahkemelerdeki
Din
Reklam