Canlanmaya, mutluluk duymaya başlıyorum. Şaşılacak bir şey değil bu. Bulantı'nın küçük bir mutluluğu: Yapışkan bira birikintisinin, bizim çağımızın (eflatun askılar, çökük banklar çağının) dibinde uzayan mutluluk. Bu mutluluk yağ lekesi gibi genişleyen, kocaman yumuşak anlardan meydana gelir. Doğar doğmaz eskiyiverir. Sanırım onu yirmi yıldır tanıyorum.
Ah Zerdüşt, seni sevimli deli, seni güvenle taşan seni! Ama sen hep böylesindir: Korkunç olan her şeye güvenle yaklaşırsın.
Her türlü canavarı okşamak istersin. Bir sıcak soluk, pençenin üzerinde biraz yumuşak bir şey gör yeter: Hemen hazırsındır onu sevmeye, baştan çıkarmaya.
Sevgidir en yalnız kişinin tehlikesi, yaşayan her şeye sevgi! Gerçekten gülünçtür benim sevgideki çılgınlığım ve alçakgönüllülüğüm!
Yarım somunun var mı? Bir ufak da evin?
Kimselerin kulu kölesi değil misin?
Kimsenin sırtından geçindiğin de yok ya?
Keyfine bak: En hoş dünyası olan sensin.
Varlığın sırları saklı senden, benden;
Bir düğüm ki ne sen çözebilirsin, ne ben.
Bizimki perde arkasında dedikodu:
Bir indi mi perde, ne sen kalırsın, ne ben.