Hayat, durgun bir nehir gibi önlerinden akıp gidiyor, onlara ise yalnızca nehrin kıyısında oturup önlerinde sırayla gerçekleşen, kaçınılmaz olayları davet beklemeden seyretmek kalıyordu.
Gözleri, ağzı açık, bacakları gerilerek, çırpınarak sallanırken kollarını kaldırıp başının üstünden ipi tutmaya uğraştı. ( Ne oldu? Yapmayı unuttuğu bir şeyi mi anımsadı birden? Ya da yeryüzünde tek gerçek değerin kendisine verilmiş bu olağanüstü yaşam armağanını korumak, her şeye karşın sağ kalmak, direnmek olduğunu mu anladı giderayak? Yoksa bilinçsiz canlı etin ölüme kendiliğinen bir tepkisi miydi bu?)