Hükümet, Türk ordusuna taarruz emrini vermişti. Türk ordusunun icra ettiği taarruz neticesinde 21-22 Temmuz 1913 te Edirne
yeniden Türk topraklanna katildi. Türk ordusunun karşısına ciddi
bir güç çıkmamıştı ve ilerlemenin önünde teknik engel yoktu. Ancak ilk günden itibaren olaya müdahil olmak isteyen devletlerden
Özellikle de Çarlık Rusya’nın verdiği nota İşleri karıştırmıştı. Avrupa ilişkileri konusunda mühim sorunlar yaratabileceği gerekçesiyle
ordunun bulunduğu hattan daha ileri gitmesi uygun ٥örülmedi?
Belki bir insan hayatı zamanın fırınında ateşe attığımız bir kağıt kadar çabuk
yanıyor. Belki hayat, hakikaten bazı filozofların dediği gibi, gülünç bir oyundur. Tam bir ümitsizlik içinde bir yığın karar kılıklı
tereddüt ve küçük, ümitsiz savunmalardır, hatta hulyadır. Ama, gerçekten yaşamış bir insanın ömrü yine mühim bir şeydir. Çünkü
ne kadar gülünç olursa olsun, biz yine hayatı tam inkar edemiyoruz. Onda kafamızın vehimleri olsa bile, iyi, kötü diye kıymetler
anyoruz. Aşka, ihtirasa yer veriyoruz. Sanatkareasma yaşamanın, küçük hesap ve israflarda kaybolmanın farklarını buluyoruz.
Hayatta öylesine geçip giden ve bir daha hiç düşünülmeyen günler vardı.Bir de sonradan gelen her şeyi içlerinde barındıran,çok sevilen,mühim günler vardı.
"Sâni'-i Hakîm tarafından ziya istihdam ediliyor. Çarşı-yı âlem sergilerindeki antika san'atlarını onun ile irae ediyor. Şimdi rüzgârlara bak ki: Sair hakîmane, kerimane faidelerinin ve vazifelerinin şehadetiyle gayet mühim ve kesretli vazifelere koşuyorlar. Demek o dalgalanmak bir Sâni'-i Hakîm tarafından bir tavziftir, bir tasriftir, bir kullanmaktır. Dalgalanmaları ise, emr-i Rabbanînin çabuk yerine getirilmesine sür'atle çalışmaktır."