Zahit bizi tan eyleme Hak ismi okur dilimiz Sakın efsane belleme Hazrete varır yolumuz MUHYİ
Reklam
Hayy ve Muhyi isimlerinin tecellisi olan hayat sanki Allah'ın bütün güzel isimlerinin içine ekilip, o isimlerin meyvelerini veren çok verimli bir tarla gibidir. Bu hayat tarlasını en güzel kullanan ve en fazla kar eden canlı ise yine insandır. Kainattaki canlılar içerisinde rızka, rahmete, yardı ma, şefkate ve daha sınırsız şeylere en fazla muhtaç olan varlık insandır. Bu yüzden yaşayan bir insanın üzerinde Allah'ın Hayy ve Muhyi isimlerinin tecellisi göründüğü gibi diğer bütün isimlerinin tecellisi de görünür.
Sayfa 88·Kitabı okuyor
Alıntı
Geh gamzen ile kâtil geh la'lün ile muhyî Geh çeşmün ile câdû bilmem bu ne fenlerdür
Onuncu Söz'de ve Nur eczalarında bürhanlarıyla isbat edilmiş ki: Her baharda, zîhayattan üçyüzbin nevi ve çeşit çeşit tarzlarda ve hadsiz efradı bulunan bir ordu-yu Sübhanî, rûy-i zeminde ihya ediliyor. Onlara hayat ve levazımat-ı hayatiye kemal-i intizamla veriliyor. Haşr-i A'zam'ın yüzbin numunelerini, belki emarelerini gösterip o ayrı ayrı hadsiz mahlukatı beraber, birbiri içinde sehivsiz, yanlışsız, noksansız, hiç şaşırmayarak, karışık iken hiç karıştırmayarak, unutmayarak kemal-i mizan ve nizamla dirilten ve hayat veren ve nutfe denilen mütemasil su katrelerinden ve toprak, müteşabih tohumlarından ve az farklı habbeciklerinden ve sineklerin birbirinin aynı olan yumurtacıklarından ve kuşların aynı havadan, birbirinin aynı nutfelerinden, hem birbirinin misli veya az farklı yumurtalarından o hadsiz efradı bulunan ve birbirinden suretçe, san'atça ve maişetçe ayrı ayrı yüzbinler zîhayatları dirilten ve zemin ve bahar sahifesinde yüzbin başka başka kitabları beraber, birbiri içinde, hatasız, mükemmel yazan; hadsiz bir dikkat ve nihayetsiz bir hikmetle iş gören, tasarruf eden bir Zât-ı Hayy-ı Kayyum ve Muhyî bir Hallak-ı Alîm olduğuna kanaat getirmeyen, elbette hem kendini, hem bütün zeminde ve zaman şeridine asılan bütün geçmiş baharlarda ve hayatlı zemin ve feza yüzlerinde bulunmuş bütün zîhayatları inkâr etmeğe ve en ahmak ve bedbaht bir zîhayat olmağa mecburdur.
Sayfa 603·Kitabı okudu
Alıntı
İlahi!
Alemleri vâr eyleyen, Muhammed'i yâr eyleyen, Sadıkları câr eyleyen, Zâhir, Batın, Hâlık Sen'sin. Kelâmını fikrederiz, İsmi pâkin zikrederiz, Hâlimize şükrederiz, Evvel, Ahir, Maksud Sen'sin. Âşık olan zâr eyliyor, Yüreğini nâr eyliyor, Meskenini gâr eyliyor, Rahman, Rahim, Gafûr Sen'sin. Hak! Aşkını can eylersin, Damarlarda kan eylersin, Tesbihini nan eylersin, Muhyî, Mümit, Hâdi Sen'sin. Gönlümüzü nûr eyledin, Şeriatı sûr eyledin, Münkirleri dûr eyledin, Ezel, Ebed, Melik Sen'sin.
Sayfa 396 - İlkadım Dergisi·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam
Reklam