Gece
bir tabut gibi çöker omuzlarıma
bir ölünün iç çekmesi olur rüzgar
hüzünle düşünürüm uzaktaki bir evi
yıldızlar sayılmaz: hasret uzakta
hasreti bir ben bilirim
bir de gecenin gözlerindeki baykuş
baykuş kötü kuş baykuş çirkin kuş
onu hüznümle güzelleştiririm. hüznümle
süsler. bir damın üstüne oturturum
süsler. Damımın üstüne oturturum
-sizi hiç bu kadar yakından görmedimdi
...Benim bağrımda iki ruh yaşıyor. Birisi diğerinden ayrılmak ister. Birisi şiddetli bir aşk ateşi ve bütün organlarıyla, dünya hayatına sarılır. Diğeriyse, toz-toprak arasından fırlayıp ulu atalar ülkesine yükselmeyi ister. Ah... Yerle gök arasında bilgince mekik dokuyan ruhlar varsa, hoş kokulu yuvalarından yere inseler, beni yeni ve renkli bir hayata kavuştursalar. Evet, büyülü bir kaftanım olsaydı da, beni yabancı ülkelere uçursaydı. O bana en zarif giysilerden, hatta bir kralın kaftanından daha değerli gelirdi.