Spinoza felsefesinin muazzam zarafeti işte tam da bu nokta-
da belirir. Evet, “düşkün” ruhlarız biz. En kolaycı bir umudun
peşine düşebildiğimiz gibi, en sapkın, en tahakkümcü tiranlık
tarzlarının bile bizi rahat ettireceğine inanabilir, boyun eğeriz.
Boyun eğmek üzere muazzam karmaşıklığa sahip makineler
ve sistemler yaratmışızdır: Din bunların en yalını, dolayısıyla
en namuslusudur. İşte Spinoza’nın insanı kanını donduracak
sorusu: Tanrı ne işe yarar? Tanrı mı?
Yaşam gidince ne yapacağını bilmediğin, ama gitmek istediğin yerlere doğru katettiğin yollardan oluşacak-
ki, bunlar, belki, o yerlere gitmek istediğini bile ancak sonradan anladığın yollar olacak...
..gerçek cesaretin ne olduğunu görmeni istiyordum, gerçek cesaretin eli tüfekli bir adamla ilgisi olmadığını. Daha başlamadan yenildiğini bile bile başlamak ve her ne pahasına olursa olsun sonuna kadar devam etmek olduğunu. Nadiren de olsa bazen kazanırsın.