Dünyanın renkleri değişti onlar ilerledikçe, dünyanın sesleri, sessizlikleri değişti, şekilleri sonra, kapıları, kapılarından girip çıkanları değişti, gülenleri, ağlayanları,yürüyenleri değişti, ağaçları, çimenleri, yaprakları değişti, güzellikleri, çirkinlikleri değişti, hatta bütün bunlarla ve daha başka şeylerle birlikte mesafeleri, boşlukları ve bu mesafelerle bu boşluklarda gezinen kokuları da değişti.
Spinoza felsefesinin muazzam zarafeti işte tam da bu nokta-
da belirir. Evet, “düşkün” ruhlarız biz. En kolaycı bir umudun
peşine düşebildiğimiz gibi, en sapkın, en tahakkümcü tiranlık
tarzlarının bile bizi rahat ettireceğine inanabilir, boyun eğeriz.
Boyun eğmek üzere muazzam karmaşıklığa sahip makineler
ve sistemler yaratmışızdır: Din bunların en yalını, dolayısıyla
en namuslusudur. İşte Spinoza’nın insanı kanını donduracak
sorusu: Tanrı ne işe yarar? Tanrı mı?