Puan vermedi·424 syf.··
2018 74. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 05 Ağustos 2018 00:00
@okumacemberiolusturalim etkinliğimin biten ilk kitabı Epsilon Yayınevi n den bir #noraroberts kitabı olan #karacadı oldu. Çok okuyamıyorum, yavaşladım, kafa dinleyeyim diyorsanız iyi gelenlerden biri Nora Roberts. Aşk, romantizm, gizem, dostluk, aile, eğlenceli diyaloglar ve heyecan mevcut Kara Cadı üçlemesinin ilk kitabında. İrlanda'da yaşanan çokta yabancı olmadığımız, nesilden nesile süregelen bir miras ana konumuz. Bu miras mal mülk değil tabiki, kan, güç ve sihir. Sorcha meşhur kara cadı ve onun güçlerinin peşinde olan kötü karakterimiz Cabhan. Onların, kurtarıcı ve koruyucu soylarından gelenler, aralarında yaşadıkları iyi ve kötü taraflar olarak savaşmaları kurguyu oluşturmuş. Hava şartları ve okuma fırsatı bulamamam yüzünden elimde bir kaç gündür sürünse de gayet akıcı, hızlı okunabilecek bir kitap. İlla okumalısınız olmazsa olmaz değil ama nefes aldırıyor... Keyifli okumalarınız daim olsun...
Kara CadıNora Roberts (J.D. Robb) · Epsilon Yayınevi · 2014130 okunma
​"Geriye, Bir Yaralı Kuşa Ettiğin Merhamet Kalır"
Puan vermedi
​"Yol uzun, menzil uzak, kalk ey yolcu!" ​Modern dünyanın gürültüsünden sıkılıp, kendi içinize doğru derin bir yolculuğa çıkmaya ne dersiniz? ​Bu kitap, felsefe ile tasavvufun harmanlandığı muazzam bir arınma rehberi. Yazarın güçlü kalemi, ilk bölümlerde kurduğu felsefi altyapıyı kitabın sonunda kalbe dokunan harika şiirlerle taçlandırıyor. ​Neden Okumalısınız? (Olumlu Yönleri): "Geçer bu debdebe, mülk virane kalır..." diyerek unuttuğumuz o saf şefkati ve merhameti hatırlatıyor. Ucuz kişisel gelişim formülleri vermek yerine, insanı kendi nefsiyle yüzleştiren gerçekçi bir ayna tutuyor: "Ruh dilemmada, kalp mevcelere mesken." ​Kimler Zorlanabilir? (Eleştirel Yönü): Kitabın dili oldukça zengin, katmanlı ve edebi kavramlarla örülü. Günümüzün hızlı tüketim diline alıştıysanız sizi yavaşlatabilir. Ama kesinlikle sindire sindire okumaya değiyor! ​ Unutmayın: "Ey yolcu, sanma menzil ıraktır. Nefsini bilene, hakikat her dem nefestir." ​Eğer kalp aynanızı kederden arındırmak istiyorsanız, bu esere mutlaka kütüphanenizde yer açın. ​Kitaptan kalbime kazınan o son sözle bitireyim: "Padişah da olsa, sadece amelini alır. Geriye... Bir yaralı kuşa ettiğin merhamet kalır." ​Siz bu tarz içsel yolculukları seviyor musunuz? Yorumlarda buluşalım!
Eşref-i Mahlukat İnsanAbdurrahman Tuncel · Harika Yayınları · 20265 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
9/10
·232 syf.··
Beğendi
·
2026 32. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 25 Mayıs 2026 00:00
Paşa torunu Leyla'nın yaşadığı yalının müştemilatından atılıp evsiz kalması ile başlıyor kitap. Ve bizi asaletin, göçün, taşranın, sınıf atlamanın, kendini ait hissedememenin, görgüsüzlük gibi konuların ince ince işlendiği bir hikayenin içine atıyor. Okudukça düşünüyorsunuz. Hissediyorsunuz. Bizi Yusuf'u, Roxy'nin, Ali Yekta Bey'in ve Leyla'nın dünyasına sürüklüyor. Bu esnada biz zaman içinde değişen İstanbul panaroması sunuyor. Her ne kadar yazar girişte bu kitabın bir mülk trajedisi olduğunu yazsa da bence bu kitap daha fazlası. Bence ülke panoraması. Kitapla ilgili daha çok şey yazmak istiyorum ama burada bırakıyorum. Çünkü okumayanlar için spoiler olmasın. Okurken ki hislerim çok karmaşık. Bir çok duyguyu aynı anda hissettim. Bunu isimlendiremiyorum. Fakat beklentimden daha çok beğendiğimi belirtmeliyim.
Edebiyat
Leyla’nın EviZülfü Livaneli · İnkılap Kitabevi · 202135,3bin okunma
BRONZ SÜVARİ VE MODERN HAKİKAT REJİMİNİN EPİSTEMOLOJİK İFLASI
10/10
·200 syf.··
Beğendi
·
2026 4. kitabı
Müellifimiz, çocukluk hafızasında yer eden o sarsıcı "bronz süvari ve plastik leğen takası" metaforunu, asrımızın küresel ontolojik buhranının bir hülasası olarak önümüze koymaktadır. Takasa bakıldığında alelade bir ticari mübadele gibi görünmektedir lakin insanın kadim, köklü, ahlaki ve ontolojik olanı (bronz süvariyi), cazip, hafif, ucuz ve muvakkat olan yeninin (parlak plastik leğenin) seküler şehvetine feda edişinin adıdır. Modern çağ zamanı çizgisel bir ilerleme olarak vazederken; yeni olanı "ileri ve iyi", eski olanı ise "geri ve değersiz" ilan eden habis bir cetvel icat etmiştir. Oysa bu cetvel fıtrata vurulmuş en büyük darbedir. Müellifin sorduğu o can alıcı sual: "İnsan, hakikatin sahibi midir, yoksa muhatabı mı?" sorusu işte bu tahlilin kelami mihverini oluşturur. Ehl-i Sünnet ve Cemaat akidesi sarahatle ilan eder ki: İnsan hakikatin vaz'edicisi, hâkimi ve sahibi olamaz ancak ve ancak aziz bir muhatabı olabilir. İnsanın şu dünyadaki şerefi, hakikati kendi hevasına göre eğip bükmesinde olamaz bilakis Allah Teala’nın kelamına ve fıtratın mizanına sadık bir muhatap olabilmesindedir. Müellif, eserinde Orta Çağ'ın döngüsel, ritüel ve ibadet merkezli zamanı ile büyüyen şehrin borç, vade, verimlilik ve hesap merkezli çizgisel tüccar zamanı arasındaki kavgayı derinlemesine analiz eder. Zaman daha ince bölündükçe emek ölçülebilir hale gelmiş; manastırın kolektif disiplin çanı nihayetinde modern fabrikanın sirenine ve günümüz dijital algoritmalarının saniyelerine evrilmiştir. Zaman artık bir tahakküm aracı olmuş tefekkür alanından çıkmıştır. İslam tasavvurunda zaman, alelade bir kronometre akışı veya paraya tahvil edilecek mekanik bir zemin değildir. Zaman, Allah Teala’nın insana lütfettiği en büyük ontolojik sermaye yani mukaddes VAKİTtir. Zaman asra kasem edilerek
Bronz SüvariMahir Ünal · Ketebe Yayınevi · 20261 okunma
miras
Puan vermedi·309 syf.··
2026 4. kitabı
Kitaptaki “miras” sadece ev, para, mülk değil. Asıl miras: Travma. Suskunluk. Suçluluk. İnkâr. Kardeşler arası adaletsizlik. Ailenin anlattığı sahte hikâye. Yani kitap şunu soruyor: “Bir aileden bize kalan şey sadece mal varlığı mı, yoksa bize bıraktıkları yaralar da miras mı?”
MirasVigdis Hjorth · Siren Yayınları · 20216,5bin okunma
10/10
·272 syf.··
2026 98. kitabı
Hasan Sabbah, Nizâr-i İsmaili devletinin ve aynı zamanda Haşhaşi tarikatının kurucusu ve ilk lideridir. Hasan Sabbah Alamut (kartal yuvası) kalesinde fedaileri ile birlikte güçlü bir örgüt meydana getirmişti fedaileri liderlerine körü körüne bağlıydı onun için canlarını bile gözlerini kırpmadan feda ediyorlardı. Hasan Sabbah bir katiller ordusu kurmuştu öyle ki o dönemde başta Selçuklular olmak üzere Bizans ve hatta Avrupa'ya kadar suikastçıların korkusu ulaşmıştı. Tabii bu korkununda sonu vardı. Hasan Sabbah kurduğu tarikatla bazı amaçlarına ulaşmıştı Nizamü'l-Mülk'ü şehit etmişlerdi, haçlılarla ittifak kurup Selahaddin Eyyubi'nin karşısına bile çıkmışlardı fakat Hasan Sabbah'ın ölümünden sonra gelen liderlerin zayıflığı sonun başlangıcını hızlandırmıştı öldürücü son darbeyi dünyanın başına bela olan Hülâgû Han liderliğindeki Moğollar tarafından Alamut kalesi başlarına çökmüştü kısacası bir bela bir belayı yok etmişti. Hasan Sabbah ve fedaileri hakkında bilgi edinmek isteyenler için faydalı bir kitap olduğunu söylemeliyim. Nizmü'l-Mülk, Hasan Sabbah ve Ömer Hayyam tarihte yer edinmiş bu üç kişi, aynı dönemde yaşayıp aynı medresede aynı hocadan eğitim almışlardı ve iyi arkadaşlardı. İlki devlet yöneticisiydi, ikincisi katiller ordusunun başıydı, üçüncüsü ise filozof ve şairdi. Sanırım kader dedikleri ince çizgi bu olsa gerek.
Suikastçıların TarihiJ. Von Hammer · Panama Yayıncılık · 202265 okunma